FOREX PİYASASI

Not: Tablodaki değerler 21 Ağustos Cuma TSİ 14:55’te alınmıştır.
Geride bıraktığımız haftanın en önemli gelişmesi tahvil piyasalarındaki hareketlilik oldu. ABD 30 yıllık tahvil faizi hafta başında neredeyse 20 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Yükselen uzun vadeli faizler, yüksek kamu borcu ve bütçe açığına ilişkin endişelerin yanı sıra enflasyon ve Fed politikasına yönelik belirsizlikleri yeniden gündeme taşıdı.
Bu hareketin ardından ABD Hazinesi, uzun vadeli tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek amacıyla geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkararak operasyon başına 4 milyar dolara yükseltti. Hazine Bakanı Bessent ise gerekirse daha büyük geri alımların da kullanılabileceğini belirtti. Ancak tahvil piyasasındaki baskı tamamen ortadan kalkmadı. Bu da sorunun yalnızca likidite değil, aynı zamanda ABD’nin mali görünümü ve artan borçlanma ihtiyacından da kaynaklandığını gösterdi.
Tahvil faizlerindeki yükseliş ABD hisse piyasalarında hareketlilik oluşturdu. Genel adımlar birlikte tahvil faizlerindeki düşüş iste baskıyı azaltarak kısa süreli pozitif etki karşımıza çıkardı. Yüksek faiz oranları, özellikle yüksek çarpanlara sahip teknoloji şirketleri üzerinde baskı unsuru olarak görülüyor.
Orta Doğu gelişmeleri de piyasalardaki baskıyı artırdı. ABD – İran geriliminin devam etmesi ve Trump’ın İran’a yönelik ekonomik baskısı artıracağı yönündeki açıklamaları petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Brent petrol hafta içinde 94 doların üzerini görürken, Trump’ın İran’a destek veren ülkelere yönelik yeni yaptırım tehditleri sonrasında yukarı yönlü görünüm destek gördü. Petrol fiyatlarındaki artış, aynı zamanda tahvil piyasasında enflasyon endişelerini de tekrar öne çıkarıyor.
Haftanın genelinde böylece yüksek uzun vadeli ABD faizleri, yükselen petrol fiyatları ve ABD’nin mali görünümüne ilişkin endişeler öne çıktı. Önümüzdeki hafta ise bu gelişmelerin para politikası tarafındaki yansıması açısından Jackson Hole Sempozyumu ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un mesajları piyasaların ana gündemini oluşturacak. Ayrıca ABD’de dev şirket bilançolar arasında en önemlileri arasında görülen ve yapay zeka – yarı iletken sektörü için de önemli göstergelerden biri olabilecek Nvidia performansı için önümüzdeki hafta bilanço takibi sürüyor olacak. 26 Ağustos’ta açıklanacak bilanço öncesi raporumuza aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz;
Nvidia: Blackwell İvmesi ve Marj Sınavı
Bu hafta piyasaların odağında Jackson Hole Sempozyumu ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un vereceği mesajlar olacak. 27 – 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek sempozyumda Warsh’un 28 Ağustos Cuma konuşması bekleniyor. Bu konuşma özellikle Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği faiz politikasına ilişkin sinyaller açısından yakından takip edilecek.
Toplantı öncesinde ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alım programını genişletmesi, Warsh’un vereceği mesajları daha önemli hale getiri. Hazine, 9 Eylül – 4 Kasım döneminde 10 yıl ve üzeri vadeli tahviller için geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az milyar dolardan 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Karar, son dönemde 10 ve 30 yıllık tahvil getirilerinde yaşanan sert yükselişin ardından uzun vadeli borçlanma maliyetlerini ve piyasa likiditesini desteklemeyi amaçlıyor.
Bu gelişme, Hazine ile Fed’in uzun vadeli faizler konusunda farklı yönlerde hareket edip etmediği sorusunu gündeme getiriyor. Hazine’nin tahvil alımları uzun vadeli getiriler üzerinde aşağı yönlü baskı yaratırken, Warsh’un daha önce vurguladığı piyasa mekanizmasının güçlendirilmesi ve Fed bilançosunun küçültülmesi yaklaşımı, uzun vadeli faizlerin piyasa koşulları tarafından belirlenmesine daha fazla alan bırakıyor. Bu nedenle Jackson Hole konuşmasında Warsh’un tahvil piyasalarındaki son hareketlere ve para politikasının finansal koşullarla ilişkisine nasıl yaklaşacağı önem taşıyor.
Konuşmada enflasyonun seyri, faiz indirimi ihtimali, uzun vadeli tahvil getirileri ve Fed bilançosuna ilişkin yaklaşımı piyasaların temel takip noktaları olacak. Özellikle Hazine’nin tahvil piyasasına yönelik son hamlesinin ardından verilecek mesajlar, tahvil getirileri ve dolar başta olmak üzere küresel piyasaların yönü açısından etkili olabilir.
Fed’in yakından takip ettiği PCE fiyat endeksinin Ağustos ayında aylık bazda 0,1% yükselmesi, yıllık bazda ise 3,7%’den 3,6%’ya yavaşlaması bekleniyor. Öte yandan çekirdek PCE enflasyonunun aylık bazda 0,2%, yıllık bazda 3,3% düzeyinde oluşabileceği öngörülüyor.
PCE fiyat endeksi Haziran ayında aylık bazda 0,1% gerilemiş, bununla birlikte yıllık veri de 4,1%’den 3,7%’ye gerilemişti. Gıda ve enerji fiyatlarını hariç tutan çekirdek PCE ise aylık bazda 0,1% arttı ve yıllık bazda 3,3% geriledi.

Haziran ayında kişisel gelir 0,2% artarken, harcanabilir kişisel gelir de aynı oranda artmıştı. Buna karşılık kişisel tüketim harcamaları 0,3% yükseldi. Reel PCE’nin de 0,4% artması, fiyatlardaki düşüşe rağmen tüketici harcamalarının güçlü kalmaya devam ettiğine işaret etti. Harcama artışında özellikle hizmetler öne çıkarken, hizmet harcamaları 58,2 milyar dolar arttı.
Haziran verileri, ABD ekonomisinde enflasyonist baskıların hafiflediğini ancak tüketici talebinin henüz belirgin bir şekilde zayıflamadığını gösteriyor. PCE enflasyonunun 3,7%’ye çekirdek PCE’nin 3,3%’e gerilemesi Fed’in faiz indirimi açısından olumlu bir gelişme olsa da, harcanabilir gelire kıyasla güçlü seyretmeye devam eden tüketim talebi fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
PCE verisi son kez mevcut formatta yayımlanıyor olacak. Ekonomik Analiz Bürosu BEA, enflasyonun hesaplama yönetimde değişikliğe gidiyor. Bu değişiklik de, FOMC’nin enflasyonu 2%’lik hedefe indirmesi konusunda görüş farklılıklarını artırıyor.
Sonbahar dönemlerinde bu tür değişiklikler harcama alışkanlıklarına bağlı olarak rutin şekilde yapılabiliyor. BEA yapay zekaya yönelik talebin fiyatları etkilemesi nedeniyle bilgisayar yazılımları ve aksesuarlarının hesaplama yöntemi değişecek. Bu örneğin yanında yatırım ve hukuk hizmetleri gibi bazı diğer kalemlerde de güncellemeler gerçekleşecek. Bu güncellemelerin PCE enflasyonunu sınırlı şekilde de olsa aşağı çekebileceği düşünülüyor.
PCE enflasyonu verisi ile birlikte yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyümenin ikinci okuması açıklanacak. İlk okumada ABD ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda 1,5% büyüdüğü görülmüştü. Bu da ilk çeyrekteki 2,1%’lik büyümenin ve piyasa beklentisinin belirgin şekilde altında kalmıştı. Açıklanacak ikinci tahminde özellikle büyümenin bileşenlerinde yapılabilecek revizyonlar takip edilecek.

İlk tahmine göre büyümedeki yavaşlamada konut dışı sabit yatırımların hız kaybetmesi etkili oldu. Söz konusu yatırımların büyümesi 8,4%’e gerilerken, yapı yatırımları üst üste onuncu çeyrekte de daraldı. Buna karşılık tüketici harcamaları belirgin şekilde hızlandır ve 3,2% büyüdü. Harcamalardaki artışta yeni hafif ticari araçlar, mobilya, restoran ve konaklama hizmetleri öne çıktı.
Dış ticaret de büyüme üzerinde güçlü bir baskı oluşturdu. İhracat artışı 4,5%’e yavaşlarken ithalat 11,5% arttı ve net ihracatın büyümeye katkısı -1,01 puana geriledi.
Dolayısıyla ikinci tahmin, ikinci çeyrek büyümesindeki ivme kaybının kalıcı bir yavaşlamaya dönüş dönmediği konusunda fikir sağlayabilir. Ancak tek bir veri tabi ki kesin sonuca varmak için yeterli olmayacaktır. İkinci tahminde özellikle tüketim ve yatırım kalemlerindeki revizyonlara dikkat ediyor olacağız.
Conference Board (CB) Tüketici Güven Endeksi Temmuz ayında 1,4 puana gerilemeyle 90,8 puana düşmüştü. Haziran verisi ise 92,2 seviyesine revize edildi. Böylece tüketicilerin mevcut ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerindeki zayıflama üçüncü ayına taşındı. Ağustos ayında endeksin sınırlı bir geri çekilmeyle benzer bölgeye yakın kalması bekleniyor.
Mevcut durum endeksi 3,6 puan düşüşle 114,9 puana gerilerken, tüketicilerin hem mevcut iş koşullarına hem de istihdam piyasasına yönelik değerlendirmeleri zayıfladı. Buna karşılık beklenti endeksi 74,7 puan seviyesinde kalarak sınırlı değişimle 80 seviyesi altında kalmaya devam etti. Bu da tüketicilerin önümüzdeki döneme ilişkin temkinli yaklaşımını koruduğunu gösterdi.
Tüketicilerin fiyatlar, gıda ve market fiyatları ile petrol ve doğal gaz maliyetlerine yönelik endişeleri yüksek seviyelerde kalırken, savaş ve jeopolitik risklere ilişkin ifadeler örnekleme döneminde bir miktar azaldı. Genel olarak veri, ABD tüketicisinin mevcut ekonomik koşullara ilişkin algısında kademeli bir bozulmaya işaret ederken, gelecek döneme ilişkin beklentilerde henüz sert bir kırılma olmadığını gösteriyor.
ABD’de Çalışma İstatistikleri Bürosu BLS, tarım dışı istihdam verilerine ilişkin yıllık revizyonun öncü tahminini açıklanacak. BLS’nin yıllık olarak gerçekleştirdiği bu çalışma, aylık istihdam verilerini daha kapsamlı ama gecikmeli yayımlanan Üç Aylık İstihdam ve Ücret Raporu (QCEW) verileriyle karşılaştırarak önceki tahminlerdeki sapmaları gösterecek. Açıklanacak rakam, 2026 yılının Mart ayına kadar olan 12 aylık dönem için mevcut istihdam seviyesinin ne ölçüde revize edilmesi gerektiğine ilişkin ilk tahmini gösterecek.
Geçen yıl açıklanan revizyon piyasalarda etkili olmuştu. Eylül 2025’te BLS, Mart 2025’e kadar olan 12 aylık dönemdeki istihdam artışını 911 bin aşağı yönlü revize etmiş, böylece ABD iş gücü piyasasının daha önce düşünülenden belirgin şekilde zayıf olduğunu ortaya çıkarmıştı.
Bu nedenle bu yıl açıklanacak veri, yalnızca geçmiş verilerin teknik bir güncellemesi olarak değil, ABD istihdam piyasasının mevcut görünümünün ne ölçüde yeniden değerlendirilmesi gerektiği bakışıyla takip edilecek. Revizyonun aşağı yönlü olması, Fed’in faiz artırımı beklentilerinin daha da zayıflamasına neden olabilir. Nihai rapor Şubat 2027’de açıklanacak.