FOREX PİYASASI

Not: Tablodaki değerler 17 Temmuz Cuma TSİ 14:45’de alınmıştır.
Geride bıraktığımız hafta küresel piyasalarda merkez bankalarının kararları, ABD'den gelen kritik makroekonomik veriler, teknoloji şirketlerinin bilançoları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler fiyatlamaların ana belirleyicileri oldu. Haftanın en önemli gelişmesi Fed'in politika faizini beklentilere paralel olarak sabit tutması olurken, İngiltere ve Japonya Merkez Bankası da faizlerde değişikliğe gitmedi. Fed'in enflasyona yönelik temkinli mesajları ve yükselen enerji fiyatlarının enflasyon görünümüne ilişkin riskleri canlı tutması, uzun vadeli tahvil fiyatlarını yukarı çekti.
ABD'de açıklanan ikinci çeyrek büyüme ve PCE enflasyonu verileri ekonominin dirençli görünümünü koruduğuna işaret ederken, yatırımcıların odağı teknoloji şirketlerinin finansal sonuçlarına çevrildi. Microsoft ve Amazon'un güçlü bilançoları teknoloji hisselerine destek verirken, Meta'nın beklentileri karşılayamayan sonuçları sektör genelinde dalgalı bir görünüm oluşturdu.
Emtia piyasalarında ise jeopolitik riskler ön planda kalmayı sürdürdü. Orta Doğu'da ateşkesin sona ermesinin ardından yeniden yükselen tansiyon, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken petrol fiyatları hafta boyunca yüksek seviyelerini korudu. Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceği beklentisi tahvil faizlerinde yükselişe ve doların güç kazanmasına neden oldu.
Genel olarak hafta boyunca yatırımcılar, güçlü ekonomik aktivite ile yüksek enflasyon riskleri arasında denge kurmaya çalışırken, merkez bankalarının faiz kararları konusunda beklenenden daha temkinli hareket edebileceği beklentisi küresel piyasalarda fiyatlamalara yön veren temel unsur oldu.
Tarım dışı istihdam, işsizlik oranı ve ortalama saatlik kazançlar, Fed’İn istihdam ve enflasyon hedefleri açısından en yakından takip ettiği göstergeler arasında yer alıyor. Özellikle son dönemde enerji maliyetleri nedeniyle enflasyonda oluşan belirsizlik ve çekirdek enflasyonda oluşan katılıkla birlikte, iş gücü piyasasının ne ölçüde dirençli kaldığına ilişkin sinyaller para politikası beklentileri açısından kritik önem taşıyor.

Haziran ayında ABD ekonomisi 57 bin kişilik istihdam yaratarak piyasa beklentisinin belirgin şekilde altında kalmış ve son dört ayın en zayıf istihdam artışını kaydetmişti. Önceki iki aya ilişkin verilerin toplamda 74 bin kişi aşağı yönlü revize edilmesi de istihdam piyasasında ivme kaybına işaret etmişti. Buna karşın profesyonel hizmetler, sağlık ve sosyal yardım sektörlerinde istihdam artışı sürerken, eğlence ve konaklama sektöründe mevsimsel etkiler nedeniyle dikkat çekici bir istihdam kaybı yaşanmıştı.

Aynı dönemde ortalama saatlik kazançlar aylık bazda 0,3% artarak beklentilere paralel gerçekleşirken, yıllık ücret artışı 3,5%’e yükseldi. Ücretlerdeki yukarı yönlü seyrin korunması, hizmet enflasyonu açısından Fed’in yakından izlediği ücret baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. İşsizlik oranı ise 4,3%’ten 4,2%’ye gerilese de bu iyileşmede iş gücüne katılım oranının 61,5% ile Mart 2021’den bu yana en düşük seviyeye gerilemesi etkili oldu. Dolayısıyla işsizlik oranındaki düşüş, ilk bakışta görüldüğü kadar güçlü bir iş gücü piyasasına işaret etmiyor.
Piyasa beklentiler, Temmuz ayına ilişkin verilerde istihdam artışının sınırlı da olsa toparlanmasına işaret ederken, ücret artışlarının aylık bazda 0,3% civarında kalması ve işsizlik oranının 4,2% seviyesinde korunması yönünde şekilleniyor. Bu görünüm, Fed’innn iş gücü piyasasında kontrollü bir yavaşlama senaryosunu desteklemesi açısından önem taşıyor.
Beklentilerin üzerinde gerçekleşebilecek güçlü bir istihdam artışı, ücretlerde de yukarı yönlü sürprizle desteklenmesi halinde Fed’in faiz artırımına yönelik beklentilerine tekrar ağırlık kazandırabilir. Buna karşılık zayıf istihdam artışı, işsizlikte artış ve ücret baskılarında belirgin yavaşlama gibi koşullar faizlerin sabit kalabileceği tahminlerine güç kazandırabilir. Fakat buna rağmen petrol fiyatlarındaki volatilite nedeniyle Fed’in yalnızca istihdam verilerine dayanarak hızlı bir politika değişikliği yapmayabileceği de unutulmamalı.
ADP Özel Sektör İstihdam Değişimi verisi, her ne kadar Tarım Dışı İstihdam verisi ile birebir örtüşmese de, ABD iş gücü piyasasının güncel görünümüne ilişkin ilk önemli sinyallerden biri olması nedeniyle piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle istihdam piyasasında olası bir ivme değişiminin önceden tespit edilmesi açısından veri, Fed beklentileri üzerinde kısa vadeli etkiler yaratabiliyor.

Haziran ayında ABD özel sektörü 98 bin kişilik istihdam yaratarak hem önceki ayın 122 binlik artışının hem de piyasa beklentisinin altında kalmıştı. İstihdam artışına en büyük katkıyı eğitim ve sağlık hizmetleri sektörü sağlarken, eğlence ve konaklama sektöründe işe alımların belirgin şekilde zayıf seyretmesi dikkat çekmişti. Kurum açıklamasında iş gücü arzındaki sektörel sıkışıklıklara rağmen işe alım hızının yavaşladığını ve bunun hem işveren talebindeki hem de iş gücü dinamiklerindeki değişimi yansıttığını ifade etmişti.
Piyasa açıklanacak veride özel sektör istihdamının yeniden hız kazanıp kazanamayacağına odaklanacak. Temmuz istihdam değişiminde ivme kaybı beklenirken, beklentinin üzerindeki istihdam artışı haftanın son işlem gününde açıklanacak Tarım Dışı İstihdam verisine yönelik iyimser beklentileri destekleyebilir. Bu da dolar ve tahvil getirilerinde yükselişe neden olabilir. Zayıf veri ise yavaşlamanın sürdüğü düşüncesini güçlendirebilir. Ancak iki veri arasında son yıllarda korelasyonun zayıflaması da dikkat çekiyor.
ISM Hizmet PMI verisi, ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturan hizmet sektöründeki faaliyetleri seyrini göstermesi nedeniyle piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle büyüme görünümü, istihdam eğilimi ve fiyat baskılarına ilişkin alt endeksler, Fed’in para politikası beklentileri açısından önemli ipuçları sağlıyor.
Veri haziran ayında 54,0 seviyesine gerileyerek önceki ayki 54,5 seviyesinin hafif altında kalırken piyasa beklentilerini karşıladı. Endeks 50 seviyesinin üzerinde kalarak hizmet sektöründe büyümenin sürdüğüne işaret etse de, iş faaliyetleri ve yeni siparişlerdeki ivme kaybı sektörün büyüme hızının yavaşladığını gösterdi. Buna karşın istihdam endeksinin 51,2 seviyesine yükselerek Şubat ayından bu yana ilk kez genişleme bölgesine geçmesi, iş gücü piyasası açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıktı. Fiyat endeksinde gerileme ise hizmet sektöründeki maliyet baskılarının bir miktar hafiflediğine işaret etti.
Piyasalarda beklenti, hizmet sektöründeki büyüme ivmesinin güçlü kalmaya devam edebileceği yönünde. Özellikle yeni siparişler ve fiyat endekslerinde görülebilecek değişimler, ekonomik aktivitenin sürdürülebilirliği ve enflasyon görünümü açısından yakından izlenecek.
ISM İmalat PMI veriş, ABD sanayi sektöründeki faaliyetlerin seyrine ilişkin en önemli öncü göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Endeksin üretim, yeni siparişler, istihdam ve fiyatlar gibi alt kalemleri, hem ekonomik büyümenin hem de enflasyon dinamiklerinin değerlendirilmesinde piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.
Haziran ayında ISM İmalat PMI 53,3 seviyesine gerileyerek hem önceki ayki 54,0 seviyesinin hem de piyasa beklentilerinin altında kaldı. Endeks 50 seviyesinin üzerinde kalarak sektörde büyümenin devam ettiğine işaret etti. Ancak üretim ve yeni siparişlerde görülen ivme kaybı imalat faaliyetlerinde yavaşlamaya işaret etti. İstihdam endeksi daralma bölgesinde kalmayı sürdürürken, işten çıkarmaların hız kesmesi dikkat çekti. Fiyat endeksinin gerilemesi ise maliyet baskılarında bir miktar hafiflemeye işaret etse de, fiyat artışlarının tarihsel olarak hala yüksek seviyelerde olması enflasyon risklerinin sürdüğünü gösterdi.
Piyasalar açıklanacak veride imalat sektöründeki yavaşlamanın geçici mi yoksa daha belirgin bir eğilimin başlangıcı mı olduğuna ilişkin sinyaller odaklanacak. Özellikle üretim, yeni siparişler ve fiyat endekslerinde görülebilecek değişimler, ekonomik aktivite ve enflasyon görünümü açısından yakından izlenecek.
JOLTS Açık İş Sayısı verisi ABD iş gücü piyasasında şirketlerin iş gücü talebini göstermesi bakımdan takip edilen göstergelerden biri. Açık iş pozisyonlarının seviyesi, işverenlerin ekonomiye ilişkin güveninin ölçülmesi açısından da önemli bir gösterge durumunda.
Mayıs ayında açık iş sayısı 7 milyon 594 bine yükselerek hem önceki aya göre artış gösterdi hem de piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti. Böylece açık iş sayısı Mayıs 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen iş gücü talebinin güçlü kalmaya devam ettiğine işaret etti. Açık pozisyonlardaki artış özellikle toptan ticaret, konaklama ve yeme-içme ile gayrimenkul sektörlerinde öne çıkarken, sağlık hizmetleri ile finans sektöründe gerileme görüldü. İşe alımlar, istifalar ve işten çıkarmalar tarafında ise önemli bir değişim yaşanmaması, iş gücü piyasasında genel dengenin korunduğunu gösterdi.
Piyasalar, açıklanacak veride açık iş sayısının yüksek seviyelerini koruyup koruyamayacağını yakından izleyecek.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi, TCMB’nin para politikası görünümü açısından haftanın en önemli verileri arasında yer alıyor. Özellikle dezenflasyon sürecinin devam edip etmediği ve faiz politikasına ilişkin beklentiler açısından veri yakından takip edilecek.
Haziran ayında yıllık enflasyon 32,61%’den 32,11%’e gerileyerek piyasa beklentilerine yakın gerçekleşirken, aylık enflasyon 0,99% ile son altı ayın en düşük artışını kaydetti. Konut ve ulaştırma gruplarında fiyat baskıları hafiflerken, gıda ve lokanta – otel kalemlerinde yükseliş eğilimi sürdü.
Matriks anketinde Temmuz ayı için medyan TÜFE tahmini aylık 1,9%, yıllık enflasyon beklentisi 31,87% oldu.
Konuya ilişkin detaylara “Yurt İçi Piyasalar Haftalık Bülteni” bölümünden ulaşabilirsiniz.