İNDİR
Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

Yurt İçi Piyasalar

Yurt İçi Piyasalar: Haftalık Bülten - 10 Ağustos 2026

Ekonomik Görünüm

Haftalık Endeks, Sektör ve Şirket Performansları

Bist100 endeksi haftayı yüzde %2,39’luk değer artışıyla 13.779 seviyesinden tamamladı.

Haftalık bazda en iyi şirket performansı yüzde 35,28 yükselişle TKFEN, yüzde 24,12 yükselişle CVENE ve yüzde 18,09 yükselişle TRALT tarafında gerçekleşirken, en kötü performanslar ise yüzde 12,63 düşüşle SKBNK, yüzde 11,93 düşüşle KONTR ve yüzde 11,28 düşüşle BALSU tarafında gerçekleşti.

Haftalık bazda en iyi sektör performansı yüzde 14,21 yükselişle BIST Madencilik olurken, yüzde 6,55 yükselişle BIST Bilişim ve yüzde 6,46 yükselişle BIST Kimya Petrol Plastik takip eden pozitif sektör endeksleri olarak izlendi. En çok düşen sektörler ise yüzde 2,86 düşüşle BIST Metal Ana, yüzde 1,99 düşüşle BIST Tekstil Deri olarak öne çıktı.

GERİDE BIRAKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Yurt içi piyasalarda geçtiğimiz hafta; ABD – İran hattına yönelik haberler, Temmuz Ayı Enflasyon Verisi, TCMB rezervlerindeki seyir ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar gündemin ana başlıklarını oluşturdu.

Küresel tarafta ABD–İran hattındaki gelişmeler yakından izlendi. Taraflar arasında diplomatik temasların sürmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik beklentilerin güçlenmesi jeopolitik riskleri kısmen sınırlarken, henüz kalıcı bir anlaşmaya ulaşılamaması belirsizliğin devam etmesine neden oldu. Diplomatik çözüm beklentileriyle petrol fiyatlarında görülen geri çekilme ise enerji ithalatçısı ülkeler açısından destekleyici bir görünüm oluşturdu.

Yurt içinde haftanın en önemli başlığı Temmuz ayı enflasyon verisi oldu. TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları Temmuz ayında aylık %1,78 artarken, yıllık enflasyon %31,75 seviyesine geriledi. Böylece yıllık enflasyondaki düşüş eğilimi devam ederken, aylık fiyat artışının Haziran ayına kıyasla hızlanması fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti. Enflasyonun ana eğilimi ve alt kalemlerdeki görünüm, TCMB’nin önümüzdeki dönemde atacağı para politikası adımları açısından yakından takip edilmeye devam edecek.

Borsa İstanbul tarafında ise enflasyon verisinin ardından faiz beklentileri ve küresel risk iştahındaki seyir fiyatlamalarda belirleyici oldu. ABD–İran hattında tansiyonun görece azalması ve petrol fiyatlarındaki geri çekilme yurt içi varlıklar açısından destekleyici olurken, BIST100 haftayı pozitif tarafta tamamladı.

Rezerv Görünümü ve Menkul kıymet İstatistikleri

Rezervler tarafında ise görünümde pozitif seyir izlendi. 31 Temmuz haftasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 162,60 milyar dolardan 164,44 milyar dolara artarken, döviz ve altın rezervlerinde toplam 1,8 milyar dolarlık artış kaydedildi. Aynı dönemde net rezervler de 51,12 milyar dolardan 54,17 milyar dolara yükseldi. Rezerv seviyelerinin güçlü görünümünü koruması, para politikası etkinliği ve finansal istikrar açısından önemli bir güven unsuru olmaya devam ediyor. Özellikle küresel piyasalarda jeopolitik risklerin arttığı ve sermaye hareketlerinin dalgalı seyrettiği mevcut ortamda, rezervlerdeki dengeli görünüm ekonomi yönetiminin elini görece güçlü tutuyor.

Rezervlerden menkul kıymet istatistiklerine geçtiğimizde, 27 - 31 Temmuz haftasında yurt dışı yerleşik yatırımcılar hisse senetlerinde 185,94 milyon dolar net satış, DİBS tarafında da 163,96 milyon dolar net alış gerçekleştirdi. Yılbaşından bu yana ise yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 1,40 milyar dolarlık net alım yaparken, DİBS tarafında 3,51 milyar dolarlık net alış gerçekleştirdi. Kısa vadede yerel ve küresel tarafta ekonomik, jeopolitik ve politik gelişmeleri bir bütün halde izlediğimizde dalgalanmalar görülse de, yıl geneline bakıldığında yabancı yatırımcıların özellikle hisse senedi piyasasına ilgisinin tamamen kaybolmadığı ve TL varlıklara yönelik seçici yaklaşımın sürdüğü görülmektedir.

YENİ HAFTADA DİKKAT EDECEĞİMİZ GELİŞMELER

10 - 14 Ağustos 2026 haftası, hem yurt içi piyasalarda reel sektör ile dezenflasyon sürecine ilişkin verilerin öne çıktığı hem de küresel ölçekte enflasyon ve büyüme dinamiklerinin yakından takip edileceği önemli bir gündeme sahne olacaktır.

Yurt dışı piyasalarda haftanın ana odak noktası, Çarşamba günü ABD’de açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi olacaktır. Zira 7 Ağustos’ta beklentilerin oldukça altında kalarak negatif sürpriz yapan Tarım Dışı İstihdam verisi ardından Eylül ayına yönelik Fed faiz artışı ihtimali %50 eşik bölgesi altına sarkarak ihtimal dışı kalırken (CME FedWatch), enflasyon verisinin bu düşünceyi teyit edip etmeyeceği hususu TÜFE ve Çekirdek TÜFE verileriyle netleşecektir.

TÜFE verisi dışında ABD tarafında haftalık İşsizlik haklarından yararlanma başvuruları, Perakende satışlar ile Michigan enflasyon beklentisi yakından izlenecek olup, bilanço tarafında Cisco Systems Inc, Super Micro Computer Inc ve Virgin Galactic Holdings Inc gibi öne çıkan şirketlerin finansal sonuçları takip edilecektir. Euro Bölgesi tarafında ise cuma günü yayımlanacak 2. çeyrek büyüme verisi, Avrupa ekonomisinin görünümünü anlamlandırmak adına öne çıkmaktadır

Yeni haftada küresel piyasalara yön verebilecek makroekonomik gelişmelerle birlikte EURUSD, Altın, Petrol, Kakao, Buğday, S&P500 ve DAX40 başta olmak üzere geniş bir varlık yelpazesine ilişkin beklentilerimizi Haftalık Forex Bültenimizde sizler için paylaştık. Yaklaşık 20 farklı finansal varlığı içeren kapsamlı analiz setimizin detaylarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

https://www.gcmyatirim.com.tr/arastirma-analiz/haftaya-bakis

Yurt içi piyasalarda ise reel sektörün güncel performansını yansıtacak makroekonomik veriler ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika patikasına ışık tutacak gelişmeler haftanın ana gündemini oluşturmaktadır.

Haftanın ilk işlem gününde açıklanacak Sanayi Üretimi ve Salı günü yayımlanacak Perakende Satış Hacmi verileri, ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin kritik göstergeler sunacaktır. Grafikte de görüldüğü üzere, yılın ilk çeyreğinde %20'lerin üzerini test eden perakende satışlardaki ivme kaybı iç talepteki dengelenme sürecini teyit ederken; sanayi üretiminin negatif ve pozitif bölge arasındaki dalgalı seyri üretim tarafındaki kırılganlığın sürdüğünü göstermektedir. İmalat PMI'ın 50 eşik seviyesinin altındaki seyrini koruması (Temmuz: 47,70) göz önüne alındığında, reel sektörün hem üretim hem tüketim bacağındaki bu dengelenme ivmesi yakından izlenecektir.

Haftanın en kritik yurt içi gelişmesi ise Perşembe günü gerçekleşecek olan TCMB Enflasyon Raporu Sunumu olacaktır. Hatırlanacağı üzere, 14 Mayıs’ta yayımlanan 2. Enflasyon Raporu’nda  tahminlerde belirgin revizyonlara gidilmiş; petrol fiyatı varsayımı 60,9 dolardan 89,4 dolara, gıda enflasyonu beklentisi ise %19,0’dan %26,3’e yükseltilerek 2026 yıl sonu TÜFE tahmini %26’ya çıkarılmıştı. Perşembe günü gerçekleştirilecek 3. rapor sunumunda ise Başkan ve ekibinin küresel emtia  ve gıda fiyatlarındaki son seyir ışığında bu varsayımları güncelleme ihtiyacı duyup duymayacağı yakından takip edilecektir. Bununla birlikte, görece beklenti altında kalsa da PPK metninde yer verilen 'geçici yüksek enflasyon' vurgusunun ardından, dezenflasyon patikası, sıkı para politikası duruşu, likidite yönetimi ve orta vadeli tahminler hususunda toplantının soru-cevap kısmında verilecek mesajlar piyasalar açısından birincil derecede referans oluşturacaktır.

Haftanın son işlem gününde (Cuma) TCMB tarafından yayımlanacak Piyasa Katılımcıları Anketi, hem reel sektör hem de finansal sektör temsilcilerinin orta vadeli çapaları nasıl fiyatladığını anlamlandırmak adına öneme sahiptir. Temmuz ayı anket sonuçlarında 2026 yıl sonu TÜFE beklentisi %29,21 seviyesinde yer alırken, 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin %23,95'e gerilemesi dezenflasyon patikasına yönelik beklentilerin korunduğunu göstermişti. Benzer şekilde, katılımcıların yıl sonu politika faizini %34,70 seviyesinde öngörmesi kademeli faiz indirimi beklentilerini yansıtırken, %3,10'luk yıl sonu büyüme tahmini ise ekonomik aktivitedeki dengelenme sürecinin seyrini teyit etmişti. Cuma günü açıklanacak yeni anket sonuçlarında, son enflasyon verisi ve TCMB Enflasyon Raporu mesajlarının ardından beklentilerde bir katılaşma mı yoksa iyileşme mi yaşandığı yakından takip edilecektir.

Borsa İstanbul'da 2. çeyrek bilanço sezonu kapsamında şirket bazlı ayrışmalar devam etmektedir. Banka ve şirketlerin konsolide olmayan altı aylık finansal sonuçlarını en geç 10 Ağustos 2026, konsolide finansal sonuçlarını ise en geç 19 Ağustos 2026 tarihine kadar Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklamaları gerekmektedir. Yurt içi piyasalarda ekonomi ajandasının bir diğer ayağı bilançolarda ise 10 - 14 Ağustos haftası geniş bir sektör yelpazesinden takip edilecektir. Öne çıkan bilançolarda Enerji ve Elektrik tarafında ENJSA ile TRENJ, Holding tarafında SAHOL ve DOHOL, Perakende ve Tüketim alanında MGROS, CCOLA ve AEFES, Ulaştırma ve İletişim bacağında PGSUS ile TCELL, Sanayi grubunda ise SISE, AKSA, TRALT ve TRMET şirketleri yer almaktadır. Açıklanacak sonuçların hem hisse ve sektör bazlı değerlemeler hem de BIST 100 endeksinin genel seyri üzerinde belirleyici rol oynaması beklenmektedir.

2026 Yılı 2. Çeyrek Bilanço Dönemi Başlıyor

2026 yılı ikinci çeyrek bilanço dönemi, 20 Temmuz'da Türkiye Sigorta'nın (TURSG) açıkladığı finansal sonuçlarla başladı. Bankacılık sektöründe ilk sonuçlar 28 Temmuz'da Akbank (AKBNK), finans dışı şirketlerde ise aynı gün TAV Havalimanları (TAVHL) tarafından açıklandı. Ağustos ayı boyunca bilanço takviminin yoğunlaşmasıyla birlikte, şirket bazlı fiyatlamaların ön plana çıktığı ve sektörler arasında belirgin bir ayrışmanın yaşandığı bir döneme giriyoruz.

Bilanço döneminin şu ana kadarki görünümüne bakıldığında, BIST 100 endeksinde yer alan 36 şirket finansal sonuçlarını açıklamış durumda. Bu şirketlerin 20'si piyasa beklentilerinin üzerinde net kar açıklarken, 5 şirket ise çeyreği zararla tamamladı. Mevcut tablo, beklentilerin şirket bazlı fiyatlamalarda önemli bir ayrışma unsuru olmaya başladığına işaret ederken, bilanço sezonunun ilerleyen bölümünde sektör ve şirket bazlı farklılaşmanın daha belirgin hale gelmesini bekliyoruz. Özellikle 10-14 Ağustos haftasında Coca-Cola İçecek (CCOLA), Enerjisa Enerji (ENJSA), AEFES, Doğan Holding (DOHOL), Migros (MGROS), Pegasus (PGSUS), Sabancı Holding (SAHOL), Aksa Akrilik (AKSA), Turkcell (TCELL) ve Şişecam (SISE) başta olmak üzere çok sayıda şirketin finansal sonuçlarını açıklaması bekleniyor. Bu nedenle önümüzdeki hafta, bilanço kaynaklı fiyatlamaların ve şirketler arasındaki ayrışmanın daha yakından takip edileceği bir dönem olacak.

2026 yılının ikinci çeyreğinde sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri, iç talepteki normalleşme ve TL'nin reel olarak güçlü seyri şirket finansalları üzerinde belirleyici olmaya devam etti. Bu çerçevede operasyonel performansını koruyan şirketlerde dahi yüksek finansman giderleri ve enflasyon muhasebesi uygulamasının etkisiyle net kârlılıkta faaliyet sonuçlarına kıyasla daha zayıf bir görünüm oluşabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca satış gelirleri ve net kâr rakamlarına değil; faaliyet kârlılığı, nakit yaratma kapasitesi, bilanço kalitesi ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine odaklanmasının daha sağlıklı olacağını değerlendiriyoruz.

İkinci çeyrek boyunca Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler enerji, navlun ve sigorta maliyetlerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da şirketlerin maliyet yapısını etkiledi. Buna ek olarak finansman koşullarının sıkı seyretmesi, faaliyet performansı ile net kâr arasındaki ayrışmayı birçok sektörde daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle FAVÖK marjı, serbest nakit akışı, net borç/FAVÖK oranı, işletme sermayesi yönetimi ve şirketlerin yıl sonuna ilişkin beklentileri, bu bilanço döneminde yakından takip edilmesi gereken temel göstergeler arasında yer alacaktır.

Sanayi ve İhracatçı Şirketler: Kur hareketleri şirketlerin TL bazlı gelirlerini desteklemeye devam etse de yüksek işçilik, enerji ve finansman maliyetleri faaliyet marjları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor. TL'nin reel olarak güçlü seyri özellikle düşük katma değerli üretim yapan ihracatçıların rekabet gücünü sınırlandırırken, yüksek katma değerli üretime yönelen, güçlü bilanço yapısını koruyan ve ihracat pazarlarını çeşitlendiren şirketlerin daha dirençli finansal sonuçlar açıklaması beklenmektedir. 

Perakende ve Tüketim: Gıda perakendesi, temel tüketim harcamalarının görece dayanıklı yapısı sayesinde defansif görünümünü korurken, enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ciroyu desteklemeye devam ediyor. Buna karşın artan personel, kira ve lojistik giderleri marjlar üzerinde baskı oluşturuyor. Gıda dışı perakendede ise tüketici talebindeki yavaşlama, kampanya yoğunluğu ve iskonto politikalarının brüt kârlılık üzerindeki etkisi daha belirgin hissedilebilir. 

Havacılık ve Turizm: Yaz sezonunun güçlü seyri, artan yolcu trafiği ve döviz bazlı gelirler sektörün operasyonel performansını desteklemeye devam ediyor. Bununla birlikte jet yakıtı fiyatlarındaki oynaklık, artan personel maliyetleri ve bölgesel jeopolitik gelişmeler kârlılık üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Avrupa kaynaklı talebin seyri ile Euro/Dolar paritesindeki değişim de sektörün gelir görünümü açısından yakından izlenecektir. 

Enerji ve Petrokimya: Küresel emtia fiyatları, rafineri marjları, stok etkileri ve ürün fiyatlarındaki değişimler sektör performansını belirlemeye devam ediyor. Özellikle petrokimya tarafında küresel talep görünümü, hammadde maliyetleri ve kapasite kullanım oranlarındaki değişimlerin şirketler arasında belirgin performans farklılıkları oluşturabileceğini düşünüyoruz. 

Telekomünikasyon: Enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ve abone başına ortalama gelirde (ARPU) devam eden artış operasyonel performansı desteklerken, altyapı yatırımları, kur kaynaklı ekipman maliyetleri ve finansman giderleri net kârlılık üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Bu çerçevede abone kazanımı, ARPU büyümesi ve FAVÖK marjındaki gelişmeler sektörün temel performans göstergeleri olmayı sürdürecektir. 

Genel olarak ikinci çeyrek finansallarının, satış büyüklüğünden çok kârlılığın sürdürülebilirliği ve bilanço kalitesinin ön plana çıktığı bir döneme işaret ettiğini düşünüyoruz. Güçlü nakit akışı üreten, işletme sermayesini etkin yöneten, borçluluk göstergelerini kontrol altında tutabilen ve faaliyet marjlarını koruyabilen şirketlerin piyasa tarafından pozitif ayrışması beklenirken; yüksek finansman giderleri, zayıf nakit üretimi ve maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmakta zorlanan şirketlerde baskının devam etmesi olası görünmektedir. Bu nedenle bilanço döneminde piyasa tepkilerinin yalnızca açıklanan net kâr rakamlarına değil, operasyonel performansın sürdürülebilirliğine, nakit akışına ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine daha duyarlı olmasını bekliyoruz. 

*** Yurtiçi şirketlere yönelik 2026 yılı 2. Çeyrek Bilanço Takvimine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

https://www.gcmyatirim.com.tr/arastirma-analiz/yurt-ici-bilanco-takvimi

** İkinci çeyrek bilanço dönemine ilişkin öne çıkan beklentiler, sektörel ayrışmalar ve teknik görünümüyle dikkat çeken şirketlere yönelik değerlendirmeler Ağustos Ayı Strateji Raporumuzda yer alıyor. Rapora aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Ağustos Ayı Piyasa Stratejisi: Bilanço Ayrışması ve Makro Gündem Ekseninde Piyasalar

10 - 14 Ağustos 2026 Haftası Temettü Takvimi

ÜCRETSİZ DENEME HESABI İLE RİSK ALMADAN DENEMEYE BAŞLAYIN!
Denemeye başla butonuna tıklayarak GCM'den elektronik ileti almayı, kullanım koşullarını, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin aydınlatma metni ve izin formu'nu kabul ediyorum.
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan daha iyi bir yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.