İNDİR
Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

Yurt İçi Piyasalar

Yurt İçi Piyasalar: Haftalık Bülten - 03 Ağustos 2026

Ekonomik Görünüm

Haftalık Endeks, Sektör ve Şirket Performansları

Bist100 endeksi haftayı yüzde %3,48’lik değer kaybıyla 13.458 seviyesinden tamamladı.

Haftalık bazda en iyi şirket performansı yüzde 35,14 yükselişle PASEU, yüzde 13,96 yükselişle EFOR ve yüzde 7,88 yükselişle AKSA tarafında gerçekleşirken, en kötü performanslar ise yüzde 40,73 düşüşle SKBNK, yüzde 16,85 düşüşle DSTKF ve yüzde 15,24 düşüşle EUPWR tarafında gerçekleşti.

Haftalık bazda en iyi sektör performansı yüzde 2,81 yükselişle BIST Ulaştırma olurken, yüzde 2,41 yükselişle BIST Aracı Kurumlar ve yüzde 2,24 yükselişle BIST Holding ve Yatırım takip eden pozitif sektör endeksleri olarak izlendi. En çok düşen sektörler ise yüzde 15,37 düşüşle BIST Finansal Kiralama Faktoring, yüzde 8,79 düşüşle BIST Halka Arz ve yüzde 8,57 düşüşle BIST Orman Kağıt Basım olarak öne çıktı.

GERİDE BIRAKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Yurt içi piyasalarda geçtiğimiz hafta; ABD – İran hattına yönelik haberler, TCMB rezervlerindeki seyir ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar gündemin ana başlıklarını oluşturdu.

Yurt içinde haftanın genelinde öne çıkan bir veri bulunmazken, piyasa fiyatlamalarında ABD–İran hattındaki gelişmeler belirleyici oldu. Tarafların karşılıklı saldırıları durdurduğuna ve Hürmüz Boğazı konusunda diplomatik temasların sürdüğüne yönelik açıklamalar jeopolitik riskleri kısmen sınırlasa da, bölgede kalıcı bir uzlaşmaya ulaşılamaması belirsizliğin devam etmesine neden oldu. ABD’nin İran’a yönelik tutumu, enerji nakil güzergahlarının güvenliği ve olası yeni saldırılara ilişkin haber akışı hafta boyunca yakından izlendi.

Çatışmaların yeniden başlayabileceğine yönelik endişeler petrol fiyatlarında oynaklığın yüksek kalmasına yol açarken, enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon ve faiz beklentileri de gündemdeki yerini korudu. Jeopolitik gelişmelere ilişkin farklı yönlü açıklamalar küresel risk iştahında dalgalanmaya neden olurken, yatırımcıların daha temkinli bir görünüm sergilediği izlendi.

Yurt içinde ise belirgin bir pozitif katalizörün bulunmaması ve küresel risk algısındaki zayıflama nedeniyle güçlü negatif fiyatlama öne çıktı. BIST 100 endeksi haftalık bazda satış ağırlıklı bir görünüm sergilerken, kur tarafındaki kademeli yükseliş eğilimi devam etti. Jeopolitik belirsizliklerin yanı sıra yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümüne ve para politikası beklentilerine yönelik riskleri artırması, yurt içi varlıklar üzerindeki temkinli görünümü güçlendirdi.

Rezerv Görünümü ve Menkul kıymet İstatistikleri

Rezervler tarafında ise görünümde pozitif seyir izlendi. 24 Temmuz haftasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 160,49 milyar dolardan 162,60 milyar dolara artarken, döviz ve altın rezervlerinde toplam 2,1 milyar dolarlık artış kaydedildi. Aynı dönemde net rezervler de 51,17 milyar dolardan 51,12 milyar dolara geriledi. Rezerv seviyelerinin güçlü görünümünü koruması, para politikası etkinliği ve finansal istikrar açısından önemli bir güven unsuru olmaya devam ediyor. Özellikle küresel piyasalarda jeopolitik risklerin arttığı ve sermaye hareketlerinin dalgalı seyrettiği mevcut ortamda, rezervlerdeki dengeli görünüm ekonomi yönetiminin elini görece güçlü tutuyor.

Rezervlerden menkul kıymet istatistiklerine geçtiğimizde, 20 - 24 Temmuz haftasında yurt dışı yerleşik yatırımcılar hisse senetlerinde 38,85 milyon dolar net alış, DİBS tarafında da 805,51 milyon dolar net alış gerçekleştirdi. Yılbaşından bu yana ise yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 1,58 milyar dolarlık net alım yaparken, DİBS tarafında 3,35 milyar dolarlık net alış gerçekleştirdi. Kısa vadede yerel ve küresel tarafta ekonomik, jeopolitik ve politik gelişmeleri bir bütün halde izlediğimizde dalgalanmalar görülse de, yıl geneline bakıldığında yabancı yatırımcıların özellikle hisse senedi piyasasına ilgisinin tamamen kaybolmadığı ve TL varlıklara yönelik seçici yaklaşımın sürdüğü görülmektedir.

YENİ HAFTADA DİKKAT EDECEĞİMİZ GELİŞMELER

3 - 7 Ağustos 2026 haftası, yurt içi piyasalar başta olmak üzere küresel makroekonomik görünümü şekillendirecek oldukça kritik gelişmelere sahne olacaktır.

Yurt dışı piyasalarda ABD ekonomisinin büyüme ve istihdam dinamiklerine ışık tutacak en önemli verilerin başında gelen Tarım Dışı İstihdam, İşsizlik Oranı ve Ortalama Saatlik Kazançlar Cuma günü takip edilecek olup, Fed’in para politikası adımlarına yönelik beklentiler açısından yakından izlenecektir. Bununla birlikte, haftanın ilk günlerinde açıklanacak ISM İmalat PMI ve çarşamba günü yayımlanacak ISM İmalat Dışı PMI ile ADP Tarım Dışı İstihdam verileri, küresel ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin sinyaller verecektir. Ayrıca Fed Üyesi Cook, St. Louis Fed Başkanı Musalem ve Richmond Fed Başkanı Barkin’in yapacağı konuşmayla istihdam piyasasına yönelik öncü göstergelerden JOLTS iş imkanları verisi de piyasaların odağında yer alacaktır.

Haftanın bilanço takvimi açısından ise küresel tarafta Palantir, AMD, Lucid Group, Toyota Motor, Sandisk, Walt Disney, D-Market, Trade Desk, Virgin Galactic ve Microvision gibi önemli şirketlerin açıklayacağı finansal sonuçlar, küresel hisse senedi piyasalarının kısa vadeli seyri açısından haftanın en önemli gündem maddelerinden biri olacaktır.

Yeni haftada küresel piyasalara yön verebilecek makroekonomik gelişmelerle birlikte EURUSD, Altın, Petrol, Kakao, Buğday, S&P500 ve DAX40 başta olmak üzere geniş bir varlık yelpazesine ilişkin beklentilerimizi Haftalık Forex Bültenimizde sizler için paylaştık. Yaklaşık 20 farklı finansal varlığı içeren kapsamlı analiz setimizin detaylarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

https://www.gcmyatirim.com.tr/arastirma-analiz/haftaya-bakis

Yurt içi piyasalarda ise makroekonomik veri akışının yanında ikinci çeyrek finansal sonuçlarının ön plana çıkacağı yoğun bir hafta beklenmektedir. Açıklanacak enflasyon verileri, reel kesim göstergeleri ve para ve banka istatistikleri; ekonomik aktivitenin seyri, iç talep görünümü ve dezenflasyon sürecine ilişkin güncel sinyaller açısından yakından önemlidir. Bununla birlikte, Borsa İstanbul'da fiyatlamaların ana belirleyicisinin şirketlerin açıklayacağı finansal sonuçlar olması beklenmektedir.

20 Temmuz’da TURSG ile başlayan ve geçtiğimiz hafta da bankalar önderliğinde devam eden ikinci çeyrek bilanço sezonunda, yeni haftada çok daha yoğun ve kritik bir finansal sonuç takvimi takip edilecektir. Yurt içi bilanço takviminde yer alan ISCTR, TUPRS, FROTO, ASELS, THYAO, TTKOM, KCHOL ve PETKM tarafından açıklanacak finansal sonuçların hem sektör bazlı hem de endeks genelindeki fiyatlamalar üzerindeki olası etkileri son derece önemlidir.

TR’de Ana Odak Nokta Enflasyon ve PMI

Yeni güne, haftaya hatta aya başlarken yurt içi piyasaların ana odak noktası TCMB için Enflasyon, Büyüme içinse PMI verilerinde olacaktır.

Mayıs ayı İSO İmalat Sektörü PMI verisi 49,8 ile kritik eşik bölge 50,00 seviyesine yakınlığı ile umut verirken jeopolitik risk ve yüksek faiz oranlarına bağlı baskılarla Haziran ayında 47,10 seviyesine kadar gerileme kaydetmiştir. Özellikle yılın ilk çeyrek ortalaması 48,43’ün altında kalan ortalama ile ilerleyen İmalat PMI verisinde daralma eğilimi görünümü ne kadar derinleşecek ya da sanayide büyüme için umut tazelenecek hususunda gelecek veri sonuçları dikkatle takip edilecektir. Sanayi Üretimi ve Perakende Satışlar gibi öncü göstergeler bu süreçte destekleyici bir görünüm sunmamakla birlikte PMI veri setinde de bu görünüme bağlı olası baskılar şaşırtıcı olmayacaktır.

Aynı gün açıklanacak olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) tarafında ise Temmuz ayına ilişkin enflasyon beklentileri %1,87 (Bloomberg HT) - %1,90 (Matriks Haber) aralığında şekillenmektedir. Beklentinin bir önceki yılın aynı döneminde gerçekleşen %2,06'nın altında kalması, yıllık enflasyonda kısmi bir geri çekilme ihtimalini gündeme taşımaktadır. Ancak enerji fiyatlarındaki yüksek seyre bağlı olarak 23 Temmuz'daki TCMB toplantısında vurgulanan "enflasyondaki geçici yükseliş" beklentisi, rakamlar tarafından teyit edilmektedir. Bu süreçte hem ABD-İran hattındaki gelişmeler ve petrol fiyatlarının seyri hem de Eylül ayı başında açıklanacak Ağustos enflasyon verisi, kümülatif süreci anlamlandırmak adına temel referans olacaktır. 

Yıl başında gıda, ABD–İran riskine bağlı olarak da yılın ikinci çeyrek görünümünde enerji fiyatlarının öncülüğünde enflasyona ilişkin katı bir görünüm ön plandadır. Petrol fiyatının 70 dolara ulaştığı Haziran ayında %1 altına sarkan TÜFE verisi umut tazelerken Temmuz ayı enerji fiyatlarındaki görünüme bağlı olarak TCMB’nin de işaret ettiği yüksek enflasyon vurgusu iyimser görünümün teyit kazanmasını engelleyecektir. Dolayısıyla “geçici yüksek enflasyon” vurgusu ne kadar piyasalar tarafından kabul görecek hususunda Temmuz ve Ağustos enflasyonları bir bütün halde takip edilmesi önemlidir. Dolayısıyla 10 Eylül tarihinde TCMB 1 hafta vadeli repo ihalelerine geri dönüş yapabilecek mi hususunda ilk veri akışı için Temmuz enflasyon verisini dikkatle takip edeceğiz. Ayrıca 13 Ağustos tarihindeki enflasyon raporu sunumu ve sunuma kadarki süreçte jeopolitik riskler ile petrol fiyatlarının seyri, Başkan ve ekibinin vereceği yanıtlar açısından da referans olabilir.

Para ve Banka İstatistikleri ile Denge Göstergeleri

Haftanın ilerleyen günlerinde açıklanacak Para ve Banka İstatistikleri ile Menkul Kıymet İstatistikleri, TCMB rezervlerinin ve yabancı yatırımcıların DİBS/hisse senedi portföy hareketlerinin izlenmesi açısından takip edilecektir. Cuma günü yayımlanacak Hazine Nakit Dengesi ise bütçe disiplini ve kamu maliyesinin görünümünü değerlendirmek adına izlenecek veriler arasında yer almaktadır.

Özetle: yeni haftada yurt içinde enflasyon ve imalat PMI verileri ekonomik aktiviteye ve fiyat istikrarına ilişkin güncel görünümü ortaya koyarken, Borsa İstanbul'da fiyatlamaların ana belirleyicisinin ikinci çeyrek bilanço sezonu kapsamında açıklanacak dev şirket bilançoları olması beklenmektedir. Şirket bazlı finansal performansların endeksin yönü üzerinde belirleyici rol üstlenmesi beklenebilir.

2026 Yılı 2. Çeyrek Bilanço Dönemi Başlıyor

2026 yılı ikinci çeyrek bilanço dönemi, 20 Temmuz'da Türkiye Sigorta'nın (TURSG) açıkladığı finansal sonuçlarla başladı. Bankacılık sektöründe ilk sonuçlar 28 Temmuz'da Akbank (AKBNK), finans dışı şirketlerde ise aynı gün TAV Havalimanları (TAVHL) tarafından açıklandı. Ağustos ayı boyunca bilanço takviminin yoğunlaşmasıyla birlikte, şirket bazlı fiyatlamaların ön plana çıktığı ve sektörler arasında belirgin bir ayrışmanın yaşandığı bir döneme giriyoruz.

2026 yılının ikinci çeyreğinde sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri, iç talepteki normalleşme ve TL'nin reel olarak güçlü seyri şirket finansalları üzerinde belirleyici olmaya devam etti. Bu çerçevede operasyonel performansını koruyan şirketlerde dahi yüksek finansman giderleri ve enflasyon muhasebesi uygulamasının etkisiyle net kârlılıkta faaliyet sonuçlarına kıyasla daha zayıf bir görünüm oluşabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca satış gelirleri ve net kâr rakamlarına değil; faaliyet kârlılığı, nakit yaratma kapasitesi, bilanço kalitesi ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine odaklanmasının daha sağlıklı olacağını değerlendiriyoruz.

İkinci çeyrek boyunca Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler enerji, navlun ve sigorta maliyetlerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da şirketlerin maliyet yapısını etkiledi. Buna ek olarak finansman koşullarının sıkı seyretmesi, faaliyet performansı ile net kâr arasındaki ayrışmayı birçok sektörde daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle FAVÖK marjı, serbest nakit akışı, net borç/FAVÖK oranı, işletme sermayesi yönetimi ve şirketlerin yıl sonuna ilişkin beklentileri, bu bilanço döneminde yakından takip edilmesi gereken temel göstergeler arasında yer alacaktır.

Sanayi ve İhracatçı Şirketler: Kur hareketleri şirketlerin TL bazlı gelirlerini desteklemeye devam etse de yüksek işçilik, enerji ve finansman maliyetleri faaliyet marjları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor. TL'nin reel olarak güçlü seyri özellikle düşük katma değerli üretim yapan ihracatçıların rekabet gücünü sınırlandırırken, yüksek katma değerli üretime yönelen, güçlü bilanço yapısını koruyan ve ihracat pazarlarını çeşitlendiren şirketlerin daha dirençli finansal sonuçlar açıklaması beklenmektedir. 

Perakende ve Tüketim: Gıda perakendesi, temel tüketim harcamalarının görece dayanıklı yapısı sayesinde defansif görünümünü korurken, enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ciroyu desteklemeye devam ediyor. Buna karşın artan personel, kira ve lojistik giderleri marjlar üzerinde baskı oluşturuyor. Gıda dışı perakendede ise tüketici talebindeki yavaşlama, kampanya yoğunluğu ve iskonto politikalarının brüt kârlılık üzerindeki etkisi daha belirgin hissedilebilir. 

Havacılık ve Turizm: Yaz sezonunun güçlü seyri, artan yolcu trafiği ve döviz bazlı gelirler sektörün operasyonel performansını desteklemeye devam ediyor. Bununla birlikte jet yakıtı fiyatlarındaki oynaklık, artan personel maliyetleri ve bölgesel jeopolitik gelişmeler kârlılık üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Avrupa kaynaklı talebin seyri ile Euro/Dolar paritesindeki değişim de sektörün gelir görünümü açısından yakından izlenecektir. 

Enerji ve Petrokimya: Küresel emtia fiyatları, rafineri marjları, stok etkileri ve ürün fiyatlarındaki değişimler sektör performansını belirlemeye devam ediyor. Özellikle petrokimya tarafında küresel talep görünümü, hammadde maliyetleri ve kapasite kullanım oranlarındaki değişimlerin şirketler arasında belirgin performans farklılıkları oluşturabileceğini düşünüyoruz. 

Telekomünikasyon: Enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ve abone başına ortalama gelirde (ARPU) devam eden artış operasyonel performansı desteklerken, altyapı yatırımları, kur kaynaklı ekipman maliyetleri ve finansman giderleri net kârlılık üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Bu çerçevede abone kazanımı, ARPU büyümesi ve FAVÖK marjındaki gelişmeler sektörün temel performans göstergeleri olmayı sürdürecektir. 

Genel olarak ikinci çeyrek finansallarının, satış büyüklüğünden çok kârlılığın sürdürülebilirliği ve bilanço kalitesinin ön plana çıktığı bir döneme işaret ettiğini düşünüyoruz. Güçlü nakit akışı üreten, işletme sermayesini etkin yöneten, borçluluk göstergelerini kontrol altında tutabilen ve faaliyet marjlarını koruyabilen şirketlerin piyasa tarafından pozitif ayrışması beklenirken; yüksek finansman giderleri, zayıf nakit üretimi ve maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmakta zorlanan şirketlerde baskının devam etmesi olası görünmektedir. Bu nedenle bilanço döneminde piyasa tepkilerinin yalnızca açıklanan net kâr rakamlarına değil, operasyonel performansın sürdürülebilirliğine, nakit akışına ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine daha duyarlı olmasını bekliyoruz. 

*** Yurtiçi şirketlere yönelik 2026 yılı 2. Çeyrek Bilanço Takvimine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

https://www.gcmyatirim.com.tr/arastirma-analiz/yurt-ici-bilanco-takvimi

3 – 7 Ağustos 2026 Haftası Temettü Takvimi

ÜCRETSİZ DENEME HESABI İLE RİSK ALMADAN DENEMEYE BAŞLAYIN!
Denemeye başla butonuna tıklayarak GCM'den elektronik ileti almayı, kullanım koşullarını, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin aydınlatma metni ve izin formu'nu kabul ediyorum.
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan daha iyi bir yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.