FOREX PİYASASI

Not: Tablodaki değerler 7 Ağustos Cuma TSİ 15:55’de alınmıştır.
Geride bıraktığımız hafta küresel piyasalarda fiyatlamaların odağında ABD’den gelen kritik istihdam verileri, ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler, teknoloji şirketlerinin bilançoları ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskler yer aldı. Haftanın en önemli gelişmelerinden biri, ABD’de Temmuz ayı tarım dışı istihdamının 23 bin kişi azalarak piyasa beklentisi olan 85 bin artışın oldukça altında kalması oldu. Ayrıca Mayıs ve Haziran ayı istihdam verilerinin önemli ölçüde aşağı yönlü revize edilmesi, iş gücü piyasasında beklenenden daha belirgin bir yavaşlamaya işaret ederek Fed’in bu yıl faiz artırımı yapabileceği beklentilerini zayıflattı.
Hafta boyunca ABD yönetiminin açıkladığı yeni gümrük tarifeleri de yakından takip edildi. Tarifelerin küresel ticaret ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yeniden gündeme gelirken, yatırımcılar bu adımların büyüme görünümü ve merkez bankalarının para politikaları üzerindeki yansımalarını değerlendirdi. ABD’de açıklanan ISM Hizmet PMI verisinin ekonomik aktivitenin dirençli seyrini koruduğunu göstermesi ise zayıf istihdam verisi için sadece sınırlayıcı etki oluşturdu.
Şirket bilançoları tarafında yapay zeka yatırımlarına ilişkin güçlü beklentiler ve açıklanan finansal sonuçlar şirket bazlı ayrışmaları beraberinde getirdi. Teknoloji hisseleri küresel endekslerin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam etti.
Emtia piyasalarında ise Orta Doğu gelişmeleri etkili oldu. Umman ile İran arasında Hürmüz Boğazı rotası konusunda anlaşma haberleri petrol fiyatlarını baskılasa da, İran’ın bazı şartları piyasaları tekrar şüphelendirdi. ABD tarafında ise İran ile müzakerelerin olumlu geçtiği açıklamaları endişenin artmasının önüne geçti. Fakat bu konuda hala temkinli kalınması gereken süreç geride kalmış değil.
Küresele piyasalarda hafta ortasında gözler ABD Temmuz enflasyonu verisinde olacak. Piyasa beklentisi aylık TÜFE değişiminin Haziran ayındaki gerilemesi ardından tekrar pozitif ivme kazanabileceği yönünde. Yıllık TÜFE’de ise ivme kaybının sürmesi bekleniyor. Para politikası beklentileri için önemli olarak görülen çekirdek TÜFE değişiminde ise aylık beklenti önceki ay değişim olmaması ardından tekrar yükseliş yönünde. Yıllık verinin ise sınırlı ivme kaybı gösterebileceği öngörülüyor.

Haziran ayında yıllık enflasyon 3,5%’e gerileyerek son beş ayın ilk düşüşünü kaydetmişti. Bunda ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin ardından enerji fiyatlarındaki baskının hafiflemesi önemli rol oynarken, aylık bazda enerji fiyatlarında görülen 5,7% gerileme manşet enflasyonu aşağı çekmişti. Buna karşın barınma ve gıda kalemlerinde artış eğilimi sürmüş, çekirdek enflasyon ise yıllık bazda 2,6%’ya, aylık bazda ise 0% seviyesine gerileyerek enflasyondaki yavaşlamanın enerji fiyatlarının ötesine yayıldığına işaret etmişti.
Temmuz verilerinde aylık enflasyonun yeniden pozitif bölgeye dönmesi beklenirken, yıllık verilerde sınırlı da olsa düşüş eğiliminin devam etmesi öngörülüyor. Bu aşamada beklenti – sonuç ilişkisi kısa vadeli hareketlerde ön plana çıkabilir. Beklentiye yakın ve beklenti altındaki veriler, dezenflasyon sürecinin sürdüğü düşüncesiyle faiz artırım beklentilerini törpüleyebilir. Ancak özellikle çekirdek enflasyonun güçlü bir görünüm ortaya koyması gibi senaryolarda, tahvil faizleri güç kazanarak faiz artırım beklentilerine destek olabilir.
ABD’de Temmuz ayına ilişkin Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verisi enflasyon görünümü açısından yakından takip edilecek.
Haziran ayında üretici fiyatları aylık bazda 0,3% gerileyerek Ağustos 2025’ten bu yana ilk düşüşünü kaydetmiş ve piyasa beklentilerinin altında kalmıştı. Bu gerilemede, benzin fiyatlarında görülen sert düşüş öncülüğünde enerji maliyetlerindeki azalış belirleyici olurken, hizmet fiyatlarındaki sınırlı artış manşet verideki düşüşü dengelemeye yetmemişti. Yıllık ÜFE 5,5%’e, çekirdek ÜFE ise 4,7%’ye gerileyerek üretim maliyetlerindeki fiyat baskılarının kademeli olarak hafiflediğine işaret etmişti.
Temmuz ayında aylık bazda üretici fiyatlarının yeniden artış göstermesi beklenirken, yıllık manşet ve çekirdek ÜFE’de baz etkisinin de katkısıyla gerilemenin sürmesi öngörülüyor. ÜFE verisi, üretim maliyetlerinin tüketici enflasyonuna olası yansımalarını göstermesi açısından önem taşırken, beklentinin üzerinde açıklanabilecek veri enflasyon baskısının yeniden güçlenebileceği endişesini öne çıkarabilir. Beklentiye yakın ve altındaki rakamlar ise üretici cephesindeki ılımlı fiyat gelişmeleri ile birlikte Fed’in faiz artıracağı tahminlerini zayıflatabilir.
Temmuz ayına ilişkin perakende satışlar verisi, tüketicilerin mevcut koşullar ışığındaki harcama eğilimlerinin görülmesi açısından önemli ipuçları sunacak.
Haziran ayında perakende satışlar aylık bazda 0,2% artarak beklentilere paralel gerçekleşmişti. Akaryakıt fiyatlarındaki gerileme benzin istasyonlarındaki satışları aşağı çekerken, otomotiv, e-ticaret ve elektronik ürün gruplarında görülen güçlü performans tüketici harcamalarının dayanıklılığını koruduğunu göstermişti. Büyüme hesaplamalarında yakından takip edilen çekirdek perakende satışların 0,5% artması ise iç talebin ekonomik büyümeye zayıf da olsa katkı sağlamaya devam ettiğine işaret etmişti.
Temmuz ayında hem manşet hem de çekirdek perakende satışların 0,2% artması beklenirken, bu görünüm ABD’de tüketici harcamalarının kontrollü ancak güçlü seyrini koruduğuna işaret ediyor. Beklentilerin üzerinde açıklanacak veriler, iç talebin canlı kalmaya devam ettiğini göstererek ekonomik büyüme görünümünü destekleyebilir ve Fed’in faiz artıracağı tahminlerine katkı oluşturabilir. Zayıf satış rakamları ise para politikası ve büyüme beklentilerinde tersin yönde etki oluşturabilir.
Ağustos ayına ilişkin Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi verisi, tüketicilerin mevcut koşulların yanı sıra, sonraki döneme ilişkin görüşleri ve enflasyon beklentilerini de göstermesiyle birlikte yakından takip ediliyor olacak.
Temmuz ayında tüketici güven endeksi 55,2 seviyesine revize edilerek Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Güven endeksindeki toparlanma, farklı gelir ve yaş gruplarına yayılırken, tüketicilerin uzun vadeli ekonomik görünüme ilişkin beklentilerinde de iyileşme gözlenmişti. Bununla birlikte, endeksin geçen yılın aynı dönemine göre düşük seviyelerde kalması, yüksek fiyat seviyeleri ve son yıllardaki enflasyonist baskıların hane halkı üzerindeki etkisinin sürdüğünü göstermişti. Öte yandan, 1 yıllık enflasyon beklentisinin 4,2%’ye gerilemesi, tüketicilerin kısa vadeli fiyat artışlarına ilişkin kaygılarında sınırlı bir iyileşmeye işaret etmişti.
Ağustos ayında endeksin sınırlı bir geri çekilme yaşaması beklenirken, tüketici güveninin kırılgan görünümünü koruyacağı değerlendiriliyor. Veriyle birlikte açıklanacak enflasyon beklentileri ise Fed açısından en az güven endeksi kadar önem taşıyor. Özellikle 12 aylık enflasyon beklentisinin katılığını koruması para politikası beklentileri üzerinde etkili olabilir. Tabi buna karşılık beklentinin altındaki güven düzeyi ve enflasyon beklentisi rakamları da tersi etki oluşturabilir.
İngiltere’de ikinci çeyreğe ilişkin büyüme verisi açıklanacak. İlk çeyrekte Ada ekonomisi 0,6% büyüyerek bir önceki çeyrekteki 0,1% artışın üzerine çıkmış ve son bir yıllık dönemin en güçlü çeyreklik performansını sergilemişti. Büyümede en büyük katkıyı hizmet sektörü sağlarken, özellikle profesyonel ve teknik hizmetler ile toptan ve perakende ticaret faaliyetlerindeki artış dikkat çekmişti. Üretim ve inşaat sektörleri de sınırlı da olsa büyümeye katkı verirken, yıllık büyüme 0,9% seviyesinde gerçekleşmişti.
İkinci çeyrekte büyümenin 0,4%’e yavaşlamasının beklenmesi, ilk çeyrekteki güçlü performansın ardından ekonomik aktivitede daha ılımlı bir seyre işaret ediyor. Beklentilerin üzerinde açıklanacak bir büyüme verisi, İngiltere ekonomisinin yüksek faiz ortamına rağmen dayanıklılığını koruduğunu göstererek İngiltere Merkez Bankası BoE’nin faiz politikası konusunda daha temkinli hareket etmesine neden olabilir. Zayıf büyüme ise ivme kaybı ile birlikte Banka’nın para politikası konusunda destekleyici olması konusunda baskı oluşturabilir.
Avustralya Merkez Bankası RBA’nın para politikası beyanatında politika faizini 4,35% seviyesinde sabit bırakması bekleniyor. Piyasaların odağında ise faiz kararından çok Banka’nın enflasyon ve ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmeleri ile ileriye dönük yönlendirmeleri olacak.
RBA Haziran toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak 4,35% seviyesinde sabit tutmuş ve yılın ilk aylarında gerçekleştirilen faiz artışlarının ekonomiye etkilerinin görülmeye başlandığını belirtmişti. Banka, finansal koşulların sıkılaştığını ve ekonomik aktivitede yavaşlama sinyalleri bulunduğunu ifade ederken, Orta Doğu kaynaklı enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ettiğini vurgulamıştı. Bununla birlikte, iş gücü piyasasının genel olarak dirençli seyrini koruması ve yatırımların güçlü kalması, Banka’nın temkinli duruşunu sürdürmesinde etkili olmuştu.
Son dönemde açıklanan enflasyon verileri ise RBA açısından daha dengeli bir görünüm ortaya koydu. Haziran ayında yıllık enflasyon beklentilerin aksine 3,8%’e gerilerken, aylık bazda tüketici fiyatlarının 0,1% düşmesi fiyat baskılarında kısmi bir yumuşamaya işaret etti. Buna karşın hizmet enflasyonunun yükselmeye devam etmesi v e çekirdek enflasyon göstergelerinin hala Banka’nın 2 – 3% hedef aralığının üzerinde bulunması, enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığını gösteriyor.
Bu çerçevede RBA’nın faiz oranında değişikliğe gitmesi beklenmese de, karar metninde enflasyona ilişkin kullanılacak ifadeler yakından takip edilecek.
Çin’de Pazar günü açıklanacak enflasyon verilerinde yıllık TÜFE’nin 0,8%, yıllık ÜFE’nin ise 3,9% seviyesinde oluşması bekleniyor.
Haziran ayında tüketici enflasyonu 1%’e gerileyerek beklentilerin hafif altında kalırken, enerji fiyatlarındaki düşüş ve zayıf gıda fiyatları enflasyondaki yavaşlamada etkili olmuştu. Buna karşılık üretici fiyatları 4,1% artarak emtia maliyetleri ve enerji fiyatlarının desteğiyle son yılların en güçlü artışlarından birini kaydetmişti.
Temmuz ayında tüketici enflasyonunda sınırlı bir yavaşlama, üretici enflasyonunda ise hafif bir gerileme bekleniyor. Beklentilerin altında kalacak TÜFE verisi, Çin’de iç talebin zayıf seyrini koruduğuna işaret ederek teşvik beklentilerini destekleyebilir. Beklenti üzerindeki ÜFE verisi ise, üretim maliyetlerinde baskının sürdüğüne işaret edebilir.
Yurt içinde bu hafta açıklanacak Haziran ayı sanayi üretimi ve perakende satışlar verileri, ekonomik aktivitenin ikinci çeyrek sonundaki seyrine ilişkin sinyaller verecek. Mayıs ayında sanayi üretimi yıllık bazda yatay seyrederken, aylık bazda 2,9% daralmış; buna karşılık perakende satışlar dengeli iç talebin etkisiyle yıllık 13,7% artış kaydetmişti.
Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TCMB’nin yayımlayacağı Enflasyon Raporu da haftanın önemli başlıklarından biri olacak. Raporda yer alacak enflasyon tahminleri, güncellenmesi durumunda piyasalara sonraki dönem para politikası beklentiler açısından yol gösterebilir.
Bu başlıklara ilişkin detaylı bilgiye “Yurt İçi Piyasalar Haftalık Bülten” bölümünden ulaşabilirsiniz.