FOREX PİYASASI

Not: Tablodaki değerler 17 Temmuz Cuma TSİ 14:45’de alınmıştır.
Geride bıraktığımız hafta küresel piyasalarda risk iştahını şekillendiren başlıca unsurlar Orta Doğu’da jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi, ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler ve teknoloji şirketlerinden gelen güçlü fakat piyasaları telaşlandıran bilanço sonuçları oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşırken, yatırımcılar bir taraftan ABD ile ticaret ortakları arasındaki tarife sürecini, diğer taraftan ise yapay zeka yatırımlarının şirket karlılığına etkisini değerlendirdi.
Haftanın önemli gündem maddelerinden biri ABD Başkanı Trump’ın 60 ülkeye yönelik yeni gümrük tarifelerini içeren kararı oldu. 10% ile 12,5% arasında değişen gümrük tarifeleri ile birlikte piyasalar yeniden küresel büyüme ve enflasyon görünümü üzerindeki olası etkileri değerlendirmeye başladı. Tarifelerin özellikle küresel tedarik zincirleri ve dış ticaret akımları üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemde de yakından izlenecek.
Jeopolitik tarafta ise Orta Doğu’da devam eden gerilim enerji piyasalarının odağında kalmayı sürdürdü. Petrol fiyatları hafta boyunca yükseliş eğilimini korurken, ABD’nin İran’a yönelik saldırıları devam etti. Bu da küresel enflasyon görünümünde yeniden yukarı yönlü risk oluşabileceği beklentisiyle tahvil getirilerini yukarı çekti. Bu durum, başta Fed olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz politikasında daha katı ve temkinli olabileceği düşüncesini öne çıkardı.
Avrupa Merkez Bankası ECB beklendiği gibi para politikasında değişiklik yapmazken, Euro bu süreçte baskılandı. Kararın ve açıklamaların yoğun ölçüde piyasa beklentileriyle örtüşmesinin ve Dolardaki yükselişin etkisiyle birlikte oluşan bu baskıya rağmen, ECB’nin Eylül toplantısında faiz artırması bekleniyor.

Haftanın diğer öne çıkan gelişmesi ise ABD’de bilanço sezonunun teknoloji şirketleri öncülüğünde güçlü başlaması oldu. Alphabet ve Tesla beklentilerin üzerinde finansal sonuçlar açıklarken, özellikle Alphabet’in yapay zeka altyapısına yönelik yatırım harcamalarını artırma kararı, sektörü genelinde yatırımların hız kesmeden devam edeceğine işaret etti. Buna karşın artan sermaye harcamalarının kısa vadede karlılık üzerindeki etkisi haftanın genelinde teknoloji hisselerinde satış baskısı oluşturdu.
Önümüzdeki hafta yoğun takvim sırasında bilanço ivmesi de korunacak. Microsoft, Meta, Apple ve Amazon bilançolarıyla özellikle karlılık ve sermaye yatırım kalemlerinden ipuçları sağlanmaya devam edilecek.
Fed’in hafta ortasında yayımlayacağı para politikası kararı ve Başkan Kevin Warsh’un vereceği mesajlar, yılın geri kalanına ilişkin beklentilerinin şekillenmesi açısından piyasaların odağında olacak. Politika faizinde herhangi bir değişiklik beklenmezken, yatırımcılar özellikle Fed’in enflasyon görünümü ve ekonomik aktiviteye ilişkin değerlendirmelerinde verilecek sinyalleri yakından takip edecek.
Son dönemde Fed yetkilileri, enflasyonun hedef seviyeye kalıcı bir şekilde dönmesinin temel öncelik olmaya devam ettiğini vurguluyor. Başkan Kevin Warsh da Kongre’deki sunumunda fiyat istikrarını yeniden sağlamaya tamamen bağlı olduklarını ve kalıcı yüksek enflasyona tolerans göstermeyeceklerini ifade etti. Warsh ayrıca ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruduğunu, tüketimin ılımlı hızda büyümeye devam ettiğini, imalat sanayinde üretimin arttığını ve özellikle yapay zeka yatırımları ile veri merkezi inşaatlarının iş yatırımlarını desteklediğini belirtti. İş gücü piyasasında ise istihdam artışının iş gücü arzıyla uyumlu seyrettiğini, işsizlik oranının düşük seviyelerde kalmaya devam ettiğini ve ücret artışlarının güçlü görünümünü koruduğunu ifade etti.
Bu görünüm, Fed’in Temmuz toplantısında politika duruşunu değiştirmesi için acil bir gerekçe bulunmadığına işaret etse de, karar metni ve Warsh’un açıklamalarında enflasyon risklerine yapılacak vurgu ile ekonomik görünümün nasıl değerlendirileceği, piyasalardaki faiz beklentileri açısından belirleyici olacak. Özellikle de Orta Doğu’da tekrar tırmanan gerilim ve yükselen petrol fiyatlarına ilişkin yorumlar önemli olabilir.

Piyasa fiyatlamaları da temkinli bir görünüme işaret ediyor. Swap piyasaları Temmuz toplantısında faiz değişikliği beklemezken, Eylül toplantısında yaklaşık 70% olasılıkla 25 baz puanlık faiz artışı fiyatlanıyor. Yıl sonuna kadar ise toplamda yaklaşık 40 – 45 baz puanlık ilave sıkılaşma fiyatlaması bulunuyor.
Kısaca Fed toplantısında politika faizinin sabit bırakılması beklenirken, piyasaların odağı tamamen karar metni ve Başkan Warsh’un açıklamalarında olacak. Tekrar yükselişe geçen petrol fiyatları ve çekirdek enflasyon görünümüne yapılabilecek vurgular da, Eylül toplantısı ve sonrasına ilişkin beklentileri şekillendirebilir.
Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi, Fed’in para politikasına ilişkin beklentiler açısından haftanın en kritik verileri arasında yer alıyor. Veri Fed beyanatının ertesi günü açıklanacak olsa da, sonraki politika kararlarına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olacaktır.

Mayıs döneminde PCE fiyat endeksi aylık bazda 0,4% artışla bir önceki ayın hızını korurken, piyasa beklentisinin sınırlı şekilde altında gerçekleşmişti. Mal enflasyonunda ivme yavaşlarken, hizmet enflasyonundaki hızlanma dikkat çekti. Gıda ve enerji kalemlerini hesaplama dışında tutan çekirdek PCE ise aylık bazda 0,3% artışla beklentilere paralel bir sonuç ortaya çıkarmıştı. Buna karşın yıllık görünümde enflasyonist baskılar güçlenmeye devam etti. Manşet PCE enflasyonu 4,1%’e yükselerek Nisan 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, çekirdek PCE enflasyonu da 3,4% ile Ekim 2023’ten bu yana en yüksek düzeyini gördü.
Fed, Haziran toplantısında yayımladığı projeksiyonlarda PCE enflasyon tahminini 3,6%’ya, çekirdek PCE enflasyonu beklentisini ise 3,3%’e yükseltti. Her iki göstergenin de Banka’nın 2%’lik hedefinin belirgin şekilde üzerinde kalmaya devam etmesi, politika yapıcıların enflasyon konusunda temkinli duruşunu koruduğunu gösterdi. Bu nedenle açıklanacak veriler, Fed’in Temmuz toplantısı sonrası için beklentilerini şekillendirebilir.
Piyasalarda beklenti, Haziran ayına ilişkin PCE enflasyonunda belirgin bir yavaşlama görülmemesi yönünde şekilleniyor. Ancak söz konusu hesaplama döneminde Orta Doğu’da ateşkesin hakim olması bu tabloya yön verebilecek olsa da, Temmuz ayında ateşkesin sona ermesi ile birlikte artan petrol fiyatları enflasyon beklentilerini şimdiden yukarı çekmiş durumda.
Bu nedenle de, beklentilerin üzerinde gelebilecek bir PCE enflasyonu verisi, özellikle de çekirdek gösterge ile birlikte desteklendiği takdirde fiyatlamalarda etkili olabilir. Beklentinin altında kalabilecek bir veri ise, sonraki dönem enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü olması nedeniyle daha kısa ömürlü etkiye sahip olabilir.
Büyüme verisi, ekonominin yılın ikinci çeyreğinde nasıl bir performans sergilediğine ilişkin ilk kapsamlı görünümü sunacağı için yakından takip edilecek. Özellikle büyümenin hangi kalemlerden beslendiği, ekonomik aktivitenin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyacak.
İlk çeyrekte ABD ekonomi yıllıklandırılmış bazda 2,1% büyüyerek önceki tahminlerin üzerinde bir performans sergilemişti. Büyümede, dış ticaretin büyümeyi aşağı çeken etkisinin beklenenden daha sınırlı kalması ve işletmelerin ekipman ile fikri mülkiyet ürünlerine yönelik güçlü yatırımları belirleyici oldu. Buna karşın hane halkı tüketimindeki yavaşlama dikkat çekerken, özellikle hizmet harcamalarındaki ivme kaybı iç talebin hız kestiğine işaret etmişti.
İkinci çeyreğe ilişkin ilk okuma, ekonomik büyümenin güçlü yatırım harcamalarıyla mı desteklemeye devam ettiğini, yoksa tüketim tarafındaki yavaşlamanın daha belirgin hale gelip gelmediğini ortaya koyacak. Beklentilerin üzerinde gelecek bir büyüme verisi ABD ekonomisinin yüksek faiz ortamına rağmen dirençli görünümünü koruduğunu teyit edebilir. Buna karşılık, zayıf bir büyüme performansı iç talepte ivme kaybına ilişkin endişeleri artırarak ekonomik görünüme yönelik beklentileri yeniden şekillendirebilir. Beklenti ilk tahminlere göre büyümenin ilk çeyreğe kıyasla daha güçlü olacağı yönünde.
Conference Board (CB) Tüketici Güven Endeksi, hane halkının ekonomik görünüme, iş gücü piyasasına ve gelir beklentilerine ilişkin algısını ortaya koyması açısından takip edilecek. her ne kadar piyasalar üzerinde doğrudan güçlü bir etki yaratmasa da, tüketici harcamalarının seyri ve iç talebe ilişkin öncü sinyaller sunması nedeniyle veri yakından izleniyor.
Haziran ayında endeks sınırlı bir artışla 91,2 seviyesine yükselirken, mevcut koşullara ilişkin değerlendirmeler zayıflamaya devam etti. Buna karşın beklentiler endeksi toparlanma gösterirken, gerileyen petrol fiyatlarının enflasyon endişelerini hafifletmesi tüketici güvenini destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Öte yandan iş gücü piyasasına ilişkin algıda bozulma dikkat çekerken, iş bulmanın zorlaştığını belirten tüketicilerin oranı son yılların en yüksek seviyesine çıktı.
Bu kez açıklanacak veride ise Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin ardından petrol fiyatlarında yaşanan toparlanmanın tüketici beklentilerine ne ölçüde yansıdığı yakından izlenecek. Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon endişelerini yeniden artırması halinde tüketici güveni üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabilir. Buna karşın güven endeksinde beklenenden güçlü bir görünüm olması, ABD’de tüketim harcamalarının dirençli seyrini sürdürdüğüne işaret edebilir.
İstihdam Maliyet Endeksi, ücret ve yan haklardaki değişimi ölçmesi nedeniyle Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirmede yakından izlediği göstergeler arasında yer alıyor. Özellikle ücret kaynaklı enflasyon baskılarının seyri açısından veri, para politikasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyor.
İlk çeyrekte istihdam maliyetleri çeyreklik bazda 0,9% artarak piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşti. Ücret ve maaş artışları hız kazanırken, yan haklardaki artışın daha da belirginleşmesi toplam iş gücü maliyetlerini yukarı taşıdı. Buna karşın yıllık bazda istihdam maliyetlerindeki artış 3,4% seviyesinde yatay kalarak ücret baskılarının belirgin şekilde hızlanmadığına işaret etti.
Gelecek hafta açıklanacak veride, iş gücü maliyetlerindeki seyrin korunup korunmadığı takip edilecek. Beklentilerin üzerinde gerçekleşebilecek bir artış, ücret kaynaklı enflasyon baskılarının sürdüğüne yönelik değerlendirmeleri güçlendirebilir. Buna karşılık, ılımlı bir görünüm iş gücü piyasasında ücret artış hızının dengelenmeye başladığına işaret ederek enflasyon görünümüne ilişkin olumlu beklentileri destekleyebilir.
İngiltere Merkez Bankası BoEnin yayımlayacağı para politikası beyanatı, yılın geri kalanına ilişkin faiz beklentilerinin şekillenmesi açısından yakından takip edilecek. Politika faizinde herhangi bir değişiklik beklenmezken, piyasaların odağında Banka’nın enflasyon görünümü ve enerji fiyatlarına ilişkin değerlendirmeleri yer alacak.
BoE, Haziran toplantısında politika faizini 3,75% seviyesinde sabit bırakırken kararı 7’ye karşı 2 oyla aldı. İki politika yapıcı 25 baz puanlık faiz artışını savunurken, Banka enflasyondaki gerilemeye rağmen Orta Doğu kaynaklı enerji fiyatlarındaki oynaklığın yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Tüketici enflasyonu 2,8%’e gerilemiş olsa da, enerji maliyetlerindeki geçmiş artışların yılın ilerleyen dönemlerinde enflasyon üzerinde yeniden yukarı yönlü baskı oluşturabileceği değerlendirildi. Buna karşın iş gücü piyasasında kademeli bir soğuma ve ekonomik aktivitede ivme kaybına işaret eden göstergelerin enflasyonist baskıları sınırlayabileceği ifade edildi.

Swap piyasası da Temmuz toplantısında faiz değişikliği bekleniyor. Buna karşılık, Eylül toplantısında yaklaşık 62% olasılıkla 25 baz puanlık faiz artışı fiyatlanıyor. Yıl sonu itibarıyla politika faizinin yaklaşık 45 baz puan yukarıda olabileceği fiyatlanıyor.
Özetle gelecek haftaki toplantıda faizlerin sabit bırakılması beklenirken, BoE’nin özellikle enerji fiyatları, ücret gelişmeleri ve enflasyona ilişkin değerlendirmelerinde kullanılacak ton piyasalar açısından belirleyici olacak. Banka’nın enflasyon risklerine yönelik temkinli söylemini koruması halinde, yılın geri kalanına ilişkin ilave faiz artırımı beklentileri desteklenebilir.
Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) para politikası kararı ve beyanatı, Banka’nın faiz artırımlarının devamına ilişkin vereceği mesajlar açısından yakından takip edilecek. Piyasalarda bu toplantıda politika faizinde herhangi bir değişiklik beklenmezken, yatırımcılar özellikle enflasyon görünümü ve para politikasının geleceğine yönelik değerlendirmelere odaklanacak.
BoJ, Haziran toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak 1% seviyesine yükseltmiş ve Eylül 1995’ten bu yana en yüksek faiz seviyesine ulaşmıştı. Banka, kararın temel gerekçesi olarak yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon üzerinde kalıcı baskı oluşturma riskini gösterirken, temel enflasyonun 2% hedefinin üzerine çıkabileceğini değerlendirdi. Bununla birlikte, finansal koşulların faiz artırımına rağmen destekleyici olmaya devam edeceği ve kararların ekonomik aktivite, fiyat görünümü ile finansal gelişmeler doğrultusunda şekillendireceği vurgulandı.
Bu aşamada enflasyon görünümünün yanı sıra, faiz baskısını en çok destekleyen koşullardan birinin de Yen’in dolar karşısında 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesi olarak görülüyor.

Swap piyasasında Temmuz toplantısında faiz değişikliği fiyatlanmazken, Eylül toplantısı için yaklaşık 35% olasılıkla 25 baz puanlık faiz artırımı öngörülüyor. Yıl sonu fiyatlamaları ise politika faizinin yaklaşık 1,30% seviyesine yükselebileceğine işaret ederek ilave sıkılaşma beklentisinin sınırlı da olsa sürdüğünü gösteriyor.
Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi, ülke genelindeki enflasyon eğilimlerine ilişkin öncü gösterge olması nedeniyle yakından takip edilecek. Özellikle çekirdek enflasyonun seyri ve enerji fiyatlarındaki gelişmelerin tüketici fiyatlarına yansıması, BoJ’un para politikası görünümü açısından önem taşıyor.
Haziran ayında Tokyo’da çekirdek enflasyon 1,6%’ya yükselerek son üç ayın en hızlı artışını kaydederken, enerji ve gıda hariç hesaplanan çekirdek gösterge 1,9%’a çıktı. Buna karşın manşet enflasyon üst üste beşinci ayda da BoJ’un 2% hedefinin altında kaldı. Yakın sübvansiyonları ve baz etkisi enerji maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına yansımasını sınırlarken, Orta Doğu’da jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yükselen enerji fiyatları enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tutmaya devam etti.
Gelecek hafta açıklanacak veride, enerji fiyatlarındaki son yükselişin enflasyon üzerindeki etkisi ve temel fiyat baskılarının güç kazanıp kazanmadığı izlenecek. Beklentilerin üzerinde gerçekleşebilecek bir veri, BoJ’un para politikasını kademeli olarak normalleştirmeye devam edeceği yönündeki beklentileri destekleyebilir. Buna karşılık, enflasyonun 2% hedefinin altında kalmaya devam etmesi, Banka’nın temkinli yaklaşımını korumasına neden olabilir.
Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon, Haziran ayında 2,8% olarak teyit edilmişti. Böylece enflasyon, Mayıs ayındaki 3,2% seviyesinden gerileyerek Şubat ayından bu yana en düşük seviyesine indi. Ancak bu veri, İran savaşı nedeniyle enerji arzında yaşanan aksaklıklar ve petrol fiyatlarındaki yükselişten önceki dönemi yansıtıyor. Enflasyondaki yavaşlamaya rağmen, fiyat artışları Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 2%’lik hedefinin üzerinde kalmayı sürdürdü.
Alt kalemlere bakıldığında, enerji enflasyonu 10,8%’den 8,5%’e gerileyerek belirgin şekilde yavaşladı. Ayrıca hizmetler, enerji dışı sanayi ürünleri ile gıda, alkol ve tütün gruplarında da fiyat artış hızının ılımlı seyrettiği görüldü.
Enerji ve gıda fiyatlarının dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon ise 2,6%’dan 2,4%’e gerileyerek temel fiyat baskılarında da kademeli bir zayıflamaya işaret etti. Bölgenin büyük ekonomileri arasında Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda’da enflasyon yavaşlarken, İspanya’da yıllık enflasyon 3,6% seviyesinde değişmeden kaldı.
Temmuz ayına ilişkin açıklanacak öncü enflasyon verileri, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinin tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıdığını göstermesi açısından yakından takip edilecek. Ancak savaşın ikinci kısmının hesaplama döneminin sadece bir kısmını kapsaması nedeniyle etkisinin sınırlı olabileceği de göz ardı edilmemeli.
Almanya’da açıklanacak Temmuz ayı öncü enflasyon verisi, Euro Bölgesi enflasyon görünümüne ilişkin ilk sinyalleri sunması nedeniyle yakından takip edilecek. Özellikle enerji fiyatlarındaki son gelişmelerin tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıdığı ve çekirdek enflasyonun seyrine ilişkin verilecek mesajlar, ECB’nin para politikası beklentileri açısından önem taşıyor.
Haziran ayında yıllık enflasyon 2,3%’e gerileyerek şubat ayından bu yana en düşük seviyesini gördü. Gerilemede enerji fiyatlarındaki baskının hafiflemesi belirleyici olurken, hizmet enflasyonu 3,1% ve çekirdek enflasyon 2,5% seviyesinde yatay seyrini korudu. Buna karşın son dönemde Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerle birlikte petrol fiyatlarında yaşanan toparlanma, temmuz ayında enerji kaleminin enflasyona katkısının yeniden artabileceğine yönelik beklentileri gündeme getiriyor.
Beklentilerin üzerinde gerçekleşebilecek bir enflasyon verisi, Euro Bölgesi genelinde fiyat baskılarının yeniden güç kazandığı algısını destekleyerek ECB’nin para politikasına ilişkin beklentileri etkileyebilir. Buna karşılık, enflasyondaki yavaşlama eğiliminin korunması, fiyat baskılarının kontrol altında kalmaya devam ettiğine işaret ederek para politikasına ilişkin daha dengeli beklentileri destekleyebilir.
Almanya’da açıklanacak ikinci çeyrek öncü büyüme verisi, Avrupa’nın en büyük ekonomisinde ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin ilk kapsamlı görünümü sunacak. Veri, özelikle Euro Bölgesi’’nin büyüme görünümü ve iç talebin gücü açısından yakından takip edilecek.
İlk çeyrekte Alman ekonomisi çeyreklik bazda 0,3% büyüyerek son bir yılın en güçlü performansını sergilemişti. Büyümede ihracattaki toparlanma belirleyici olurken, hanehalkı tüketiminin yatay seyretmesi ve sabit sermaye yatırımlarındaki gerileme iç talebin zayıf görünümünü koruduğuna işaret etmişti. Ayrıca stok değişimlerinin büyümeyi aşağı çekmesi de ekonomik toparlanmanın henüz geniş tabanlı olmadığını göstermişti.
İkinci çeyreğe ilişkin öncü veride, ihracat kaynaklı büyümenin devam edip etmediği ve iç talepte bir toparlanma görülüp görülmediği yakından izlenecek. Beklentilerin üzerinde gerçekleşecek bir büyüme verisi Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin iyimserliği destekleyebilirken, zayıf bir performans ise bölgedeki ekonomik toparlanmanın kırılganlığını yeniden gündeme taşıyabilir.
Haziran enflasyonu verisi, fiyat baskılarının seyri ve Avustralya Merkez Bankası RBA’nın para politikasına ilişkin beklentiler açısından yakından takip edilecek. Özellikle çekirdek enflasyon göstergelerindeki görünüm, enflasyondaki kalıcılığın değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Mayıs ayında yıllık enflasyon 4%’e gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşirken, ulaştırma ve akaryakıt fiyatlarındaki yavaşlama manşet enflasyondaki düşüşte etkili oldu. Buna kaşrın hizmet enflasyonundaki yükseliş ile RBA’nın yakından izlediği kırpılmış ortalama enflasyonun 3,6%’ya yükselmesi, temel fiyat baskılarının güçlü seyrini koruduğuna işaret etti. Ayrıca konut ve gıda fiyatlarındaki artışın hız kazanması da enflasyon görünümündeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü gösterdi.
Açıklanacak veride, manşet enflasyondaki yavaşlamanın devam edip etmediği kadar çekirdek enflasyon göstergelerinin seyri de yakından izlenecek. Özellikle çekirdek enflasyonun yüksek seviyelerini koruması, RBA’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürmesine yönelik beklentileri destekleyebilir. Buna karşılık, hem manşet hem de çekirdek göstergelerde belirgin bir yavaşlama görülmesi, enflasyonist baskıların kademeli olarak hafiflediğine işaret edebilir.
Ancak bu aşamada Haziran döneminde ateşkesin geçerli olduğu, Temmuz ayında petrol fiyatlarının yükselişinin enflasyon beklentilerini yukarı çektiği unutulmamalı.