Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

Analiz Kullanım Kılavuzu

Kısa, orta ve uzun vadeli işlem stratejisi oluşturan traderların, sermayesine uygun hareket etmesi ve riskini yönetebilmesi için önemlidir. Bu amaçla da GCM Yatırım olarak yatırımcılarımıza bazı altın kurallara uyması gerektiği yönünde tavsiyelerde bulunmaktayız.

Bu tavsiyeler:

  • Her işlemde muhakkak stop loss ve take profit seviyeleri belirleyiniz.
  • Belirlenen stop loss ve take profit seviyeleri uygun oranlar ile yönetiniz. Örneğin,  gün içi 80 pip’lik bir kazanç için alınabilecek maksimum zarar hedefi 40 pip olmalıdır. Yani hedeflemek istediğiniz kazancın maksimum yarısı zararınız olmalıdır.
  • İşlemlerinizde sermaye miktarının yüzde 5’ini geçmeyiniz.  Ayrıca işlemlerinizin totaldeki zararı, sermaye miktarınızın için yüzde 10’unu geçmemelidir.
  • Günlük analizlerde yer verdiğimiz ve teknik analizde yer alan tüm açıklamaları ayrıntılı şekilde inceleyiniz.
  • Teknik ve temel analiz ayrımı yaparak piyasalarda yer almaya çalışmayınız.
  • Önemli makro-ekonomik veriler öncesinde veriye ilişkin beklenti ile işlemler gerçekleştirmeyiniz. Herhangi bir makro-ekonomik veri ile işlem stratejisi oluşturulacaksa, muhakkak haberin açıklanması beklenilmelidir.
  • Sermaye yönetiminde başarılı olabilmek için işlem gerçekleştireceğiniz enstrümanların tüm özelliklerine hakim olmanız gerekmektedir. Bu nedenle de çok fazla enstrüman tercihi yapmak, uzmanlık alanınızın dışına çıkacağı için başarı şansınızı azaltacak, riskinizi de artıracaktır. Bu tür endişelere yer vermemek adına, uzman olunabilecek adette enstrüman tercihi gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir.
  • Para yönetimi gerçekleştiren trader’lar, sermayesi üzerinde kazançlar elde etmek ister.  Bu nedenle de piyasadaki fırsatlardan yararlanmayı tercih eder. Ancak bu fırsatlardan yararlanırken sermayeye uygun çalışma prensibi oluşturmalıdır. Böylelikle riski minimize etmek için önemli bir adım atılmış olur. Bu şartları taşıyabilmek adına trader’ın fazla işlemlerden uzaklaşması, sistematik bir şekilde, rasyonel bir düşünce yapısı ile günlük, haftalık ve aylık hedefler belirlemesi önem arz etmektedir.

GCM Yatırım, siz değerli müşterilerimizin daha kazançlı işlemler gerçekleştirebilmesi için günlük piyasa analizleri hazırlamaktadır. Gerçekleştirilen analizler, teknik ve temel analiz yöntemleri ele alınarak oluşturulmuştur. Araştırma Departmanı olarak gün içerisinde günlük analizler, özel raporlar ve uzman görüşleri olarak birçok analiz çalışması paylaşılmaktadır.

GCM Yatırım Araştırma Departmanı’nın gün içerisinde yatırımcıları ile paylaşmış olduğu analiz çalışmalarını daha iyi yorumlayabilmek adına analiz içerisindeki bazı kavramların açıklamalarını aşağıda görebilirsiniz.

  • Ekonomik Takvim: Dünya piyasalarına yön veren ve gün içerisinde varlık fiyatları üzerinde etkili olan makro-ekonomik gelişmelere ekonomik takvim adı verilir.

Ekonomik takvime dikkat edildiğinde, “Önceki”“Beklenti” ve “Açıklanan” sekmeleri görülmektedir.

  • Önceki; verinin önceki açıklanan değerini,
  • Beklenti;  verinin beklenen değerini ,
  • Açıklanan  verinin ilgili zaman dilimindeki son değerini göstermektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken, açıklanan verinin beklentinin üzerinde ya da altında olması senaryosudur.

Sitemizde yer alan ekonomik takvim de açıklanan veri “yeşil” renkteyse, bu açıklanan verinin pozitif “kırmızı” ise negatif sonuçlandığını göstermektedir. Eğer beklenti ile açıklanan değer aynı ise “siyah” görünüm yer alacağından varlık fiyatları üzerinde etki beklenmemelidir.

 

  • Geride Kalanlar: Analizin hazırlandığı zamana kadarki süreçte piyasaların dikkat ettiği makro-ekonomik gelişmeler ve etkilerini “Geride Kalanlar” bölümünde,
  • Günün Öne Çıkan Gelişmeleri: Günün kalanı içerisinde dikkat edilmesi gerekilen makro-ekonomik gelişmeler ve olası etkilerini “Günün Öne Çıkan Gelişmeleri” bölümünde,
  • Önemli Ekonomik Takvim Verileri: Ekonomik takvim içerisinde dikkat edilmesi gereken verileri ise “Önemli Ekonomik Takvim Verileri”  bölümünde inceleyebilirsiniz.
  • Günün Önemli Seviyesi: Günün trendini belirleyen en önemli seviye demektir.

Örneğin;  EURUSD paritesinde 1.1230 değeri günün önemli seviyesi olarak kabul edilmektedir. Bu seviye altında kaldığı müddetçe aşağı yönlü baskıların devam etme ihtimali mevcuttur. Bu düşünce yapısı, diğer teknik destek seviyeleri olan 1.1105 ve 1.1070 değerlerinin hedeflenmesini sağlayabilir. Yükselişlerde yer almak isteyen yatırımcılar ise 1.1230 seviyesi üzerindeki 4 saatlik kapanışı incelemelidir.

Bu örnekte Günün Önemli Seviyesi,  “1.1230” olarak belirlenmiştir.

link 

  • Destek: Finansal varlıkların belirli bölgelerde baskıya maruz kalarak yukarı yönlü çıkış kaydettiği bir ortamda, baskı görmüş olduğu bölgeye destek adı verilir. Yani düşen fiyatlara karşı piyasanın karşı koyarak yükselişe geçmesidir.
  • Direnç: Finansal varlıkların belirli bölgelerde baskıya maruz kalarak aşağı yönlü düşüş kaydettiği bir ortamda, baskı görmüş olduğu bölgeye direnç adı verilir. Yani yükselen fiyatlara karşı piyasanın karşı koyarak düşüşe geçmesidir.
  • Hedef direnç & destek: Analizler içerisinde yer verdiğimiz hedef noktalarından 3. destek ya da 3. direnç noktası da ilgili zamana göre maksimum ve minimum gidebilecek değerler olarak belirlenmiştir. Örneğin, günlük analizler içerisinde yer alan 3. destek ya da 3. direnç noktası, günün maksimum ve minimum bölgelerini görmemize katkı sağlayabilir. Ancak makro-ekonomik gelişmelerin varlık fiyatları üzerindeki olası etkileri, 3. destek ya da 3. direnç noktalarının test edilip yeni seviyeler belirlenmesine ya da test edilmemesine sebebiyet verebilir. Bu nedenle de analiz içerisinde yer verilen 3. destek ya da 3. direnç noktası kesin hedeflenecektir şeklinde bir ön yargı oluşturulmamalıdır.
  • Kısa vadeli beklenti:  Analizlerimiz içerisinde yer vermiş olduğumuz kısa vadeli beklentiler günlük strateji hakkında bilgi vermek için belirtilmiştir. Örneği; kısa vadeli olarak EURUSD paritesi 1.1220 seviyesi üzerinde yükseliş beklentisi mevcut ifademizde, 1.1220 seviyesi üzerinde EURUSD için günlük beklentinin pozitif olduğu belirtilmiştir.

 4 saatlik ve daha küçük zamanlı grafikler, kısa vadede dikkat edilen zaman dilimleridir.

  • Orta vadeli beklenti: Analizlerimiz içerisinde yer vermiş olduğumuz orta vadeli beklentiler haftalık strateji hakkında bilgi vermek için belirtilmiştir. Örneğin; orta vadeli olarak USDTRY kuru 2.9050 seviyesi üzerinde yükseliş beklentisi mevcut ifademizde, 2.9050 seviyesi üzerinde USDTRY kuru için haftalık beklentinin pozitif olduğu belirtilmiştir.

Günlük Grafikler, orta vadede dikkate alınan zaman dilimleridir.

  • Uzun vadeli beklenti: Analizlerimiz içerisinde yer vermiş olduğumuz uzun vadeli beklentiler aylık strateji hakkında bilgi vermek için belirtilmiştir. Örneğin; Uuzun vadeli olarak EURUSD paritesi 1.1220 seviyesi üzerinde yükseliş beklentisi mevcut ifademizde, 1.1220 seviyesi üzerinde EURUSD için günlük beklentinin pozitif olduğu belirtilmiştir.

Haftalık ve daha büyük zamanlı grafikler, Uzun vadede dikkate alınan zaman dilimleridir.

  • Yükseliş Trendi: Yükseliş trendinde, trend çizgisi grafikte de görüldüğü gibi eğilimi aşağı taraftan sınırlar ve fiyat dalgalanmalarının minimum noktalarından geçer.

  • Düşüş Trendi: Düşüş trendinde, trend çizgisi fiyat dalgalanmalarının zirve noktalarından çizilir. Düşüş trendinde ilgili finansal varlıkta alım – satım stratejisi genellikle düşüş yönünde gerçekleşmelidir.

  • Yatay Trend:  Trend yönünün belli olmadığı eğilim çizgileridir. Fiyat değişimleri yatay seviyede gerçekleşir ve belirli destek – direnç aralığında gerçekleşir.

Piyasa yatırımcıları, gün içi yatırım kararları verirken teknik ve temel analiz yöntemlerini inceler. Gün içi temel makro-ekonomik verilerin piyasalar üzerindeki etkisini inceleyen trader, bir yandan da bu etkilerin hangi fiyatlara doğru hareket gerçekleştirebilir sorusunun cevabını aramak için teknik analiz yönteminden yararlanır. Bu aşamada destek, direnç ve günün en önemli seviyesi, yatırımcı için çok önemlidir.  Yatırımcılar yatırım kararı verdikten sonra pozisyonunu hangi noktadan karda & zararda kapatmalıyım sorusunun cevabını arar. Gün içi tüm hareketlilikten ya da mevcut hareketliliğin büyük bir çoğunluktan yararlanmak isteyen trader’ların geneli, hangi seviyeye stop loss ve take profit olması gerektiği hususunda hata yapar. Özellikle de bu aşamada “ne zaman stop loss kullansam zarar elde ediyorum” bahanesi üretir. Aslında sorunun kaynağı stop loss ya da take profit seviyelerini belirlerken destek-direnç noktalarını doğru belirleyememek, belirlese de piyasa psikolojisine hâkim olamamaktan kaynaklanmalıdır. Bu nedenle de yatırım kararı verirken kullanacağımız stop loss ve take profit seviyelerinde destek ve dirençlerin kaç pip yakınına yerleştirilmesi gerekiyor sorusunun cevabı için öncelikle doğru destek – direnç noktalarını belirleme yöntemlerini incelemeliyiz!

Bu aşamada mum takibi, mumların baskı uyguladığı yerleri tespit etmek önem arz etmektedir. Özellikle mum üzerindeki iğnelerin varlığı da oluşan sapmaların incelenmesi ve bu sapmaların stop loss - take profit gibi rakamları belirlerken hassasiyetin artmasına neden olduğu düşüncesi göz ardı edilmemelidir.

7

Şekil 1: Destek – Direnç – Günün En Önemli Seviyesi Gösterimi

Grafiği incelediğimizde yeşil renkle belirtmiş olduğumuz çizgiler direnç noktası, kırmızı renkle belirtmiş olduğumuz çizgiler destek noktası ve mavi renkle belirtmiş olduğumuz çizgi ise günün en önemli seviyesi olarak belirlenmiştir.

Grafiği incelediğimizde mum üzerinde yer alan iğnelerin (spike) mevcut destek – direnç çiziminde önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz. EURUSD paritesinde mavi renkle belirtmiş olduğumuz 1.1330 seviyesi, ilgili grafik içerisinde daha öncelerde defalarca test etmiş ve bu bölgede önemli bir baskıya maruz kalmıştır. Son mumları değerlendirdiğimizde yükselişlerin 1.1330 ile sınırlı kalması sonrasında tekrar satış baskısına maruz kalan EURUSD, şu sıralar 1.1254 seviyesindedir. Paritenin 1.1330 seviyesini geçememesi, alt bölgede paylaşmış olduğumuz destek seviyelerinin hedeflenmesini sağlayabilir.

Aşağıda yer verdiğimiz grafik, yukarıdaki grafiğin güncel halidir ve parite 1.1138 seviyesindedir. 1.1330 seviyesinin altındaki fiyatlamalar paritenin kırmızı renkle vermiş olduğumuz destek noktalarına doğru hareketlerin devam etmesini sağlamaktadır.

8

Şekil 2: Birinci Resmin Güncel Hali

1.1330 seviyesinden gerçekleştirdiği dönüşü yakalayamayan trader, nasıl işlem açmalı ve stop loss & take profit seviyelerini nasıl belirlemelidir sorusunun cevabını arayacağız.

İlk grafikte parite 1.1254 seviyesindeydi. Yatırımcı 1.1330 seviyesinden dönüşü yakalayamadığı için aşağı yönlü baskılara devam etmesi parite için pozisyon alması gerek. Bu aşamada ilk destek noktası olarak kaydedilen 1.1219 seviyesi önemlidir. Paritenin bu seviye altına sarkması durumunda işlem stratejisi oluşturacağını düşünür ve bu nedenle de 1.1219 seviyesi altına sarkmasını bekler.

Varlık fiyatlarında kırılmaları anlayabilmek için iki temel senaryo ön plandadır.

Birinci senaryo, destek ya da direnç bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanmazsa eğer o halde herhangi bir kırılma esnasında pozisyon hızlıca gerçekleştirilir ve bu durumda diğer destek ve direnç noktaları hedeflenebilir.

İkinci senaryo, destek ya da direnç bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanırsa eğer o halde kırılmalardan ziyade ilgili zaman dilimine göre gerçekleşecek kapanışlara odaklanılabilir.

Birinci grafiğe dikkat edersek (Şekil 1 Destek – Direnç – Günün En Önemli Seviyesi Gösterimi) yukarıda saymış olduğumuz iki senaryo üzerinden 2. senaryo ele alınmalıdır. Çünkü daha önceki bölgelerdeki iğneler, mevcut hareketin kırılmadan ziyade kapanışa odaklanması gerektiğini görmemizi sağlıyor.  4 saatlik bir grafik olduğu için 1.1219 seviyesi altındaki 4 saatlik kapanış gerçekleştirdikten sonra işleme dahil oluyoruz.

İkinci grafiği incelediğimizde (Şekil 2 Birinci Resmin Güncel Hali) paritenin 1.1219 seviyesi altına sarktığını ve 4 saatlik kapanışını ilgili seviye altında gerçekleştirdiğini görmekteyiz. Bu nedenle de 1.1200 seviyesinden satış pozisyonuna dahil oluyoruz. İşlem açıldıktan sonra STOP LOSS ve TAKE PROFİT seviyeleri ne olmalıdır. Take profit olarak kırmızı renkli destek noktaları 1.1170 – 1.1120 ve 1.1080 rakamları hedef alanımızda yer alan seviyelerdir. Yatırımcı, trade hayatında yer verdiği kar tatminselliğini düşündüğünde hedef olarak 1.1120 seviyesini belirlemiştir. Stop loss olarak da 1.1219 seviyesi üzerinde gerçekleştirilecek dört saatlik kapanışı takip edecektir. Neden zararı durdur seviyesi belirlenirken bir rakam telaffuz edilmedi? Bu aşamada işleme başladığımız strateji, stop loss seviyesi belirlemek için önem arz etmektedir. Eğer birinci senaryoya göre bir strateji belirleseydik, zararı durdur seviyesi için 1.1219 seviyesi ile bir sonraki direnç noktası arasındaki bir bölge olarak belirtilebilirdi. Bu belirleme metodunda da mumlarda yer alan iğneler dikkate alınmalıdır. 1. senaryoya göre belirlenmesi gerekilen zararı durdur mumlardaki iğneler düşünüldüğünde 1.1255 olarak kaydedilmiştir.

Toparlarsak, 1.1200 seviyesinden açmış olduğumuz satış pozisyonu için 1.1219 seviyesi üzerinde gerçekleştirilecek  dört saatlik kapanış stop loss, 1.1120 seviyesi de take profit olarak kaydedilmiştir.

Paritenin bundan sonraki hareketleri için ikinci grafik tekrar incelendiğimizde satıcılı seyrin 1.1120 seviyesine yaklaştığını ancak henüz test edilmediğini görmekteyiz. Aslında yazımızın sonuna gelirken yapılan hatayı da en sona saklamak istedik. Çünkü hedef olarak belirlediğimiz seviye aslında destek noktasıdır. O halde yapılması gerekilen strateji, take profit ya da stop loss noktaları belirlerken destek ya da direnç noktası seviyesinin hedeflenmemesidir.

Take Profit için;

  • Satış pozisyonunda, desteğin üzerinde (mumlardaki iğneler takip edilmeli) hedef belirlenmelidir.
  • Alış pozisyonunda ise direncin altında (mumlardaki iğneler takip edilmeli) ) hedef belirlenmelidir.

Stop Loss için;

  • Satış pozisyonunda, direncin üzerinde (mumlardaki iğneler takip edilmeli ya da ilgili zaman dilimine göre kapanış takip edilmeli) hedef belirlenmelidir.
  • Alış pozisyonunda ise desteğin altında (mumlardaki iğneler takip edilmeli ya da ilgili zaman dilimine göre kapanış takip edilmeli) hedef belirlenmelidir.

Sonuç olarak 1.1220 seviyesi hedef noktası olarak belirlenemeyeceği için ilgili seviye üzerinde seviye ile değiştirilmesi gerektiği sonucuna bakıyoruz. Bu aşamada 1.1130 seviyesi mevcut iğneler göz önüne alındığında hedef noktası olarak değerlendirilecek bir seviyedir. Paritenin şu sıralar ilgili seviyede olduğu düşünüldüğünde pozisyonumuzu 1.1130 seviyesinde kapatarak bu işlemden 70 pip ( 1 lot’ta 1 pip=10$ ) kazanç elde ediyoruz.

Analizlerimiz içerisinde yer alan destek ve direnç noktalarına göre işlem stratejisi oluşturabilmek için ilgili destek ya da direnç bölgesinin özelliklerini incelemek gerekmektedir. Burada destek ve direnç noktasının bulunduğu bölgeye göre üç farklı senaryo uygulanabilir.

Birinci senaryo, destek ya da direnç bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanmazsa eğer o halde herhangi bir kırılma esnasında pozisyon hızlıca gerçekleştirilir ve bu durumda diğer destek ve direnç noktaları hedeflenebilir.

9

İkinci senaryo, destek ya da direnç bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanırsa eğer o halde kırılmalardan ziyade ilgili zaman dilimine göre gerçekleşecek kapanışlara odaklanılabilir.

10

Üçüncü senaryo ise destek bölgesi üzerinde ya da direnç bölgesi altında hareketlerin devam etmesi tutumudur. Bu düşünce ile ilgili destek ve direnç noktaları güncelliğini koruyacaktır.

11

Piyasadaki dalgalanmalardan en iyi şekilde yararlanmak ve bu hareketleri öngörebilmek için çeşitli matematiksel yöntemlerle hesaplanan ve bu hesaplamalar ile hangi yönde baskı olduğunu görmemizi sağlayan sisteme pivot denir.

En Yüksek (High), En Düşük (Low) ve Kapanış Fiyatının (Close) toplamının üçe bölünmesi durumunda hesaplanan seviye pivot seviyesidir.

Pivot noktası,  analizin gerçekleştirildiği zamanın trendini belirleyen en önemli seviyedir. Örneğin, 1115 seviyesinde hareketlerini sürdüren Altın’da gün içi beklentilerden yararlanmak için günlük fiyatlardan yararlanmak istiyoruz. Günlük değerler sonrasında pivot noktası 1108 olarak kaydedilmiştir. Altın ise şu sıralar 1115 seviyesine yakın seyrini sürdürmektedir.

O halde, 1108 seviyesi olarak hesaplanan pivot noktasının anlamı, 1108 seviyesi üzerinde yükseliş baskısının devam etmesi şeklindedir. 

141

Analizlerimiz içerisinde yer alan trende göre işlem stratejisi oluşturabilmek için ilgili trendin alt ya da üst bölgesi önemlidir. Bu bölgeler trendin devam edip etmediğini sorgulamamızı sağlayan kritik bir alandır. Burada trendin alt ve üst noktasının bulunduğu bölgeye göre üç farklı senaryo uygulanabilir.

Birinci senaryo, trendin alt ya da üst bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanmazsa eğer o halde herhangi bir kırılma esnasında pozisyon hızlıca gerçekleştirilir ve bu durumda analiz içerisinde yer verdiğimiz destek ve direnç noktaları hedeflenebilir.

t1

İkinci senaryo, trendin alt ya da üst bölgesinin bulunduğu alanda mum iğnelerine (spike) rastlanırsa eğer o halde kırılmalardan ziyade ilgili zaman dilimine göre gerçekleşecek kapanışlara odaklanılabilir.

t2

Üçüncü senaryo ise trendin alt ya da üst bölgesinin bulunduğu alan üzerinde hareketlerin devam etmesi tutumudur. Bu düşünce ile mevcut trendin devam etmesi beklenilmektedir.

t3

Finans piyasaları için varlık fiyatlarını etkileyen faktörleri temel analiz başlığı altında incelerken,  “ekonomik göstergeler” ve “haberler”  şeklide iki ana grup oluşturmak mümkündür.

Haberler; Analizini gerçekleştirdiğimiz varlıkların fiyatını etkileyebilecek her türlü gelişmeyi ifade etmektedir. Haberin niteliği, ekonomik, sosyal, politik veya siyasi olabilir. Beklenen haberler ve beklenmeyen haberler olarak iki başlıkta incelenebilir.

Merkez bankası toplantıları, açıklanacak ekonomik veriler, G-20 zirvesi gibi gelişmelerin tarih ve saatleri genelde belli olduğu için, bu gibi faktörler beklenen haberler kategorisinde değerlendirilebilir.

Para birimleri ve diğer finansal enstrümanların fiyatı üzerinde etkili olabilecek birçok planlanmamış gelişmeler de  beklenmeyen haberler kategorisinde yer almaktadır.

Ekonomik Göstergeler; Finans piyasası yatırımcılarının çok yakından takip ettiği “makro-ekonomik göstergeler”, bir ekonominin sağlığına ilişkin bilgiler vererek, varlık fiyatlarının ne yönde ilerleyeceğine ilişkin ipuçları verebilir.  Büyüme, enflasyon, işsizlik oranı gibi rakamlar, PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), tüketici güven endeksi ve konut verileri ile birlikte varlık fiyatları üzerinde etki bırakabilir.

Uluslararası piyasalarda işlem gören finansal araçların fiyatı, her varlığın kendine özgü yapısı ile farklı değişkenlerden etkilenebilir. Ancak yine de genel anlamda bir gruplama yapılarak, hangi enstrümanların, ne tür faktörler ile etki altında kalabileceği belirlenebilir. Bu doğrultuda finans piyasalarında da, yapısı itibari ile benzer olan finansal araçlar adına bir çerçeve çizilebilir.

  • Hangi haberler pariteleri etkiler?

İki para birimi değerinin birbirine oranını gösteren herhangi bir paritenin fiyatı, söz konusu pariteyi oluşturan para birimlerinin değerinden doğrudan etkilenir. Para biriminin değeri ise ilgili ülkenin ekonomik görünümü ile yön ararken bu ülkenin merkez bankasının aldığı kararlar ile yön bulur.

Merkez bankaları, para politikasını yönettikleri ülkenin ekonomik ihtiyaçlarına göre stratejiler izler ve para biriminin değeri üzerinde son derece etkilidir. Para arzını kontrol edebilen bu kurumlar, faiz oranlarını belirler ve o ekonomideki son kredi verme merci olarak çalışırlar.

Merkez bankalarının faiz oranı beyanatları, ilgili paranın getirisini (faiz kazancı) veya o paraya ulaşmanın maliyetini (kredi faizi) doğrudan etkilediği için finans piyasalarında para birimlerinin dolayısı ile paritelerin yönünü belirleyebilen en önemli gelişmelerden biridir.

Merkez bankaları, ülke ekonomisinin durumuna göre politikalarında değişiklikler yaptıkları için ilgili ekonomi adına yayımlanan makro-ekonomik göstergeler, merkez bankasının bir sonraki adımına ilişkin beklentilerin fiyatlanması ile para biriminin değerinde değişikler izlenmesine neden olabilir. Bu paralelde, büyüme, enflasyon ve işsizlik oranları yakından takip edilir.

Örneğin 2008 krizinin ardından, 2014 ve 2015 yıllarında ABD ekonomisinin görece daha hızlı toparlanmaya başladığına işaret eden veriler ile ülkenin Merkez Bankası, önceden uyguladığı genişlemeci para politikasından çıkmaya başladığı bir süreç izledi. Bu paralelde Dolar, ilgili dönem içerisinde genel olarak değer kazanan bir eğilim gösterdi.

Pariteyi oluşturan para birimlerinin ait oldukları ekonomilerin sağlığı ve merkez bankalarının politikaları, paritenin fiyatında yönü belirleyen temel unsurlardır. Bunun yanında sosyal, politik siyasi gelişmeler de paritelerde etkili olabilen başlıklardandır.

  • Hangi haberler emtiaları etkiler?

Genel olarak emtia fiyatları, ticarete konu olan her ürün için olduğu gibi, arz ve talep dengesinden ve bu dengeyi değiştirme potansiyeli taşıyan haberlerden etkilenirler. Arz bolluğunun fiyatın düşmesine, talep fazlasının ise söz konusu emtianın fiyatının yükselmesine neden olması beklenir.

Herhangi bir ürünün üretiminin artacağına, ya da talebinin azalacağına yönelik söylentiler fiyatın düşmesine neden olabilir. Tam tersi durumda, üretiminin azalacağı ya da talebinin artacağı düşünülen bir emtianın fiyatında, yukarı yönlü değişimler izlenebilir.

Örneğin Çin, dünyanın toplam bakır tüketiminin yaklaşık yarısını tek başına gerçekleştirmektedir. Çin ekonomisinin yavaşlayacağı ve dış dünyadan daha az bakır alacağına ilişkin beklentilerin uluslararası piyasalarda hakim olduğu dönemlerde, bakırın değer kaybeden bir eğilim içerisinde olması beklenir.

Emtia fiyatları için önemli bir başka temel unsur ise Dolar’ın değeridir. ABD’nin para birimindeki değer değişimleri, küresel piyasalarda emtia fiyatlarını etkiler. Genel olarak, güçlü doların emtia fiyatlarını aşağı çekmesi, ucuz doların ise yükseltmesi beklenir.  Dolayısı ile ABD Merkez Bankası’nın (FED) açıklamaları ve bu ülke için yayımlanan veriler, altın, bakır ve petrol gibi emtia fiyatları için önem arz eder. Ancak bir ürünün fiyatı, birçok farklı faktörden etkilenebileceği için bu ilişkinin her zaman çalışmasını veya anlık olarak izlenebilmesini beklemek doğru değildir.

  • Hangi haberler borsa endekslerini etkiler?

Borsa endeksleri, birkaç şirketin pay senedindeki değişimlerden çok genel olarak piyasanın yönelimini görebilmek için kullanılabilecek önemli araçlardan bir tanesidir. Asya’dan, Avrupa ve ABD’ye kadar birçok önemli borsa (Nikkei, DAX, FTSE, Dow Jones), global yatırımcıların risk algısını görebilmek için yakından takip edilen endeksleri yansıtır. Önemli gelişmiş ekonomilerde faaliyet gösteren şirketlerin genel olarak performansını yansıtan borsa endeksleri, global ekonominin sağlığına ilişkin piyasa algısından ve piyasaların risk iştahından etkilenir. Ayrıca görece daha büyük şirketlerin (Apple, Google) pay senetlerindeki değişimler de bazı durumlar tek başına endeksin aşağı ya da yukarı yönlü eğilimini belirleyebilir.

  • Hangi haberler hisse senetlerini etkiler?

Pay senetleri üzerine yazılmış CFD kontratlar, finans piyasalarında da popüler yatırım araçları arasında değerlendirilebilir. Bir pay senedinin fiyatı nelerden etkileniyorsa, fiyat değişimlerini aynı şekilde takip eden CFD kontratının değeri de aynı faktörlerden etkilenir. İlgili şirketin faaliyet gösterdiği ülkenin ekonomik durumu, sektörünün sağlığı ve ortaklık ile sermaye yapısındaki değişimler gibi birçok faktör pay senetlerinin fiyatında yönü belirleyebilir. Bunun yanında söz konusu şirketin bilançosu, faaliyet sonuçlarına ilişkin bilgiler verdiği için açıklandığı dönemlerde fiyatların daha hızlı bir şekilde değişmesine neden olabilir.

  • Hangi haberler tahvil ve bonoları etkiler?

Şirketlerin ya da devlet hazinelerinin fon ihtiyaçlarını karşılamak için çıkardıkları borçlanma senetlerine tahvil ya da bono denir. Vadesi 365 günden daha uzun olan borçlanma senetleri tahvil, daha kısa olanlar ise bono olarak anılır. finans piyasalarında daha çok ABD ve Almanya hazinelerinin çıkarmış oldukları 2, 5 ve 10 yıllık tahvillerin CFD kontratları işlem görmektedir. Tahvil fiyatlarındaki değişimler, tahvilin arz ve talebine göre değişirken, faiz, likidite, enflasyon beklentisi ve birikim gibi dinamiklerden etkilenir.

Küresel piyasaların risk almaktan kaçındığı dönemlerde ABD ve Almanya gibi daha güçlü ülkelerin tahvillerine olan talep artarken bu paralelde borsalarda kayıpların izlendiği görülebilir. Risk iştahının arttığı süreçlerde ise tahvillere olan talebin azaldığı, endekslerin yükseldiğine şahit olunabilir.

ABD için önemli ekonomik takvim verileri için tıklayınız.

Euro Bölgesi için önemli ekonomik takvim verileri için tıklayınız.

İngiltere için önemli ekonomik takvim verileri için tıklayınız.

Türkiye için ekonomik takvim verileri için tıklayınız.

Diğer ülkeler için ekonomik takvim verileri için tıklayınız.

Finans piyasalarında ise teknik analiz yöntemleri arasında yüzlerce indikatör bulunuyor. Fiyatın yönü, gücü veya işlem giriş-çıkış stratejilerinde yoğun olarak kullanılan bu indikatörler 3 kategoride toplanıyor. Bunlar;

  • Trend göstergeleri,
  • Osilatörler,
  • Hacim göstergeleridir.

Finans yatırımcısı bu konuda her ne kadar net bir cevap istese de, en uygun sonucun yeterli miktardaki geriye dönük incelemelerle (back - test) sağlanabileceğini ifade edebiliriz.  Yatırımcının seçeneği de bu aşamada oldukça fazladır. İndikatörlerin daha sağlıklı kullanımı için gerçekleştirilebilecek başlıca değişiklikler;

  • İndikatörlerdeki hassasiyet derecesini değiştirmek,
  • Zaman dilimini değiştirmek,
  • Yatırım aracında değişikliğe gitmek,

Uygulanabilirlik ve sağlanabilecek esneklik öncesinde, çalışmasını gerçekleştireceğimiz indikatörlerin karakteristik özellikleri, sağlayabilecek faydalar ve oluşturabileceği riskleri bilmekte/hatırlamakta fayda var.

Finans piyasalarında yatırımcılar, en çok trendi belirlerken ve alım ve satım seviyesinin doğru saptanmasında zorlanmaktadır. Bu durumda en kritik indikatörlerin trend göstergeleri olduğu söylenebilir. En güçlü kazançların genellikle sağlıklı trendlerden sağlandığını ifade edebiliriz.

Güçlü Yönleri

  • Fiyat, herhangi bir zaman diliminde belirli bir yön izlemeye eğilimlidir. Bu nedenle çoğu koşulda yardımcı olurlar,
  • Kısa, orta ve uzun vadeli trendlerin belirlenmesinde yardımcı olarak  teyit sağlanıp sağlanmadığını gösterirler,
  • Kullanımı kolaydır.

Zayıf Yönleri

  • İndikatör trend garantisi veremez. Mutlaka risk yönetimi gerçekleştirilmelidir,
  • İndikatörler genellikle gecikmeli sinyal verirler.  İşlem yaparken genel amaç ise trendin olgunlaşma aşamasında dahil olup trend sonlandıktan sonra işlemden çıkış sağlamaktır,
  • Yatay (Bant) hareketlerde, fiyat ortalamasının cari fiyat etrafında oldukça yoğunlaşması, sinyal almayı güçleştirir (bu durum diğer indikatör türleri için de çoğu zaman geçerlidir),
  • Trend süresi kısaldıkça, daha çok sinyal alınır ve bu toplam işlem maliyetini yükseltebilir. Bu nedenle genellikle 4 saat ve daha uzun zaman dilimlerinde tercih edilmektedir, Trendin gücünü etkileyen temel faktörün trendin süresi ve test edilme sayısı olduğu unutulmamalıdır. Bu şartlar, kısa zaman dilimlerin çok sık değişim gösterebilir.

Trend takipçisi kullanırken ilk soracağımız soru: “Trend indikatörü trendi gösteriyor mu?”

Resim-1

Trend takipçileri arasında yoğun olarak kullanılan indikatörlerden biri hareketli ortalamalardır.

Yukarıdaki 4 saatlik grafikte, 100 periyotluk üssel hareketli ortalamanın, yön konusunda etkili bir fikir sağladığı, ancak pratikte herhangi bir işlem sinyali sağlayamadığı görülüyor. Bu aşamada, indikatörler konusunda sağlayabileceğimiz ilk esnekliği gerçekleştireceğiz. İndikatörün dikkate alması gereken periyot sayısını değiştirerek, daha etkili bir kullanım sağlayabiliriz.

Resim-2

Yukarıdaki şekilde hareketli ortalamanın ayarlarına girerek, zaman aralığını 50 periyoda getirdiğimizde, aşağıdaki tablo karşımıza çıkıyor.

Resim-3

Bu değişikliğin ardından, hareketli ortalamanın trendin hangi bölgelerinde satış işlemine gerçekleştirilebileceğine ilişkin daha net bir fikir verdiğini görebiliriz. Yeşil ile belirttiğimiz bölgeler potansiyel noktaları gösteriyor.

Önemli!
- Trend, geçerli olduğu süre uzadıkça güçlenir. (100 periyotluk hareketli ortalama da 50 periyotluk hareketli ortalama da aynı şartı sunuyor).
- Fark ise, trendin gücünü sağlayan ikinci unsurun test edilme sayısı oluşu. Bu da 50 periyotluk üssel hareketli ortalamanın daha kullanışlı hale gelmesine yol açıyor.

Daha kullanışlı hale geldiğini görmemizi sağlayan inceleme, aslında hareketli ortalamanın önceki tutumunu bize gösteren, geriye dönük karşılaştırma (backtest) çalışmasının basit haliyle karşımıza çıkıyor.

Aşağıdaki örnekte bir adım daha ileri kademede geriye dönük çalışma gerçekleştirdik;

Resim-4

Grafikte kırmızı 80, mavi ise 50 günlük üssel hareketli ortalamayı temsil ediyor. İki hareketli ortalamanın üzerinde trendin ne kadar sağlıklı bir şekilde destek bulduğunu görebiliriz. Tek hareketli ortalanın istisnaya maruz kaldığı, ancak iki veya üç hareketli ortalamayla sağlıklı bir görünüm elde edebildiğimiz sonuçlar için bu tür çalışmalar gerçekleştirilebilir. Çıkarılacak sonuç, iki hareketli ortalamanın üzerindeki fiyat hareketi trendi daha istekli destekleyebilecekken, kırmızı ortalama kırılmadığı sürece trendin yükselme çabasının oluşabileceğidir. Yani, alım stratejilerinde 80 günlük üssel hareketli ortalama altına zarar durdur emri yerleştirilmesi uygun olabilir.

Şimdi yatay hareketler haricinde, paritenin son zamanlarda yaşadığı diğer trende göz atalım;

Resim-5

Grafiği bir ölçü küçülttüğümüzde, az önce incelediğimiz son trend bundan bir önceki yükseliş trendi aynı resim içerisinde görülebiliyor. Dikkat çekici şekilde, aynı periyottaki hareketli ortalamaların yine benzer bir trendin takibinde başarılı olduğu izleniyor. Özetle, söz konusu varlık fiyatı, özellikle yükseliş trendi içerisinde iken “günlük” grafikte 50 ve 80 periyotluk üssel hareketli ortalamalar üzerinde destek bulabiliyor.

Ek olarak: Her ne kadar genel olarak kullanılan periyot rakamları (50 – 100 – 150 – 200 gibi) bulunsa da, önemli olan kullandığımız periyodun ne kadar sağlıklı çalıştığıdır. Bu nedenle 90, 73, 30 gibi rakamlar garipsenmemelidir. Önemli olan, trendi destekleme süreleri ve test edilme sayılarıdır.

Hareketli ortalamalarda yapılabilecek en önemli değişikliklerden biri ise, ortalamanın türünü değiştirmektir. Bu türlerin hangi değişikliklere yol açabileceğini, yukarıda hareketli ortalamaların ayrıntılı olarak inceleyebileceğinizi belirttiğimiz linkte inceleyebilirsiniz.

Görüldüğü üzere, işlem gerçekleştirdiğimiz zaman diliminden çok, trend takipçilerinin esnekliği sayesinde diğer faktörlerde değişiklik yapmak yeterli olabiliyor. Diğer tüm trend takipçilerinde, benzer uygulamalar gerçekleştirilebilir.

Trend indikatörlerinde ilgili periyodun değişimlerinin nasıl sonuçlar doğurabileceği, vadelerin belirtildiği bölümdeki tabloda paylaşılmıştı.

Diğer taraftan, sadece ilgili indikatörün periyodu değil, çalışma yaptığımız grafiğin zaman dilimi de değiştirilebilir. Ancak bunu yapmadan önce, hangi vadede işlem yapacağımızın kararını vermiş olmamız gerekiyor. İşlemde kalmayı düşündüğünüz zaman ile, çalıştığınız zaman dilimi arasındaki farklılıklar, büyük hatalara yol açabilir.

Bu örneğimizi yine en çok kullanılan trend göstergelerinden Bollinger Bandı ile gerçekleştirelim;

Resim-6

Yukarıdaki grafikte, 29 Nisan ve 7 Eylül tarihleri arasındaki düşüş trendi 4 saatlik grafikte görülebiliyor. Ancak trend göstergesi olan Bollinger Bandı, bu tutuma çok kullanışlı bir uyum sağlayamamış. En büyük nedenlerinden biri, trend içerisinde sert hareketlerin yanı sıra, yatay süreçlerin de karşımıza çıkmış olması. Bollinger Bandının ortasındaki çizgi, aslında 20 periyotluk basit hareketli ortalama. Hatırlayacak olursak, periyot sayısının kısalması sinyal sayısını ve hata payını artırabiliyordu. Önemli kısımlardan biri hareketli ortalamadan standart sapmaları gösteren üst ve alt bandın kullanımı durumunda. Buna göre grafik zamanını günlüğe çevirip aynı tarihteki hareketleri incelersek;

Resim-7

Günlük grafikte incelediğimizde ise Bollinger Bandındaki tüm göstergelerin etkili ve istisnalardan olabildiği kadar arınmış halini görebiliyoruz. Özetle, trend takipçilerinde başta indikatöründe periyot sayısı olmak üzere, grafiğin zaman diliminde de değişiklikler backtest eşliğinde gerçekleştirilebilir.

Hangi trend takipçisi, hangi zaman diliminde kullanılabilir sorusunun cevabında bulduğumuz sonuçlar;

  • Trend takipçisi indikatörlerde periyot değişimi gerçekleştirilerek işlem stratejilerine uygun seçenekler belirleyebilir,
  • Yine aynı indikatörler, vadeye bakış açısına uygun olduğu müddetçe ilgili varlığın zaman dilimini değiştirerek uygun hale getirilebilir,
  • İstisnaya çok açık, dönüşleri net göstermeyen veya diğer indikatörlerle (osilatör ve hacim göstergeleri) uyumlu olmayan, risk yönetimi konusunda kolaylık sağlamayan (zarar durdur emri için uzak bölgeleri gösteren) durumlar karşımıza çıkabilir. Bu durumda ya uygun koşullar beklenmeli yada yine hakkında bilgi sahibi olduğumuz diğer yatırım araçları tercih edilmelidir.

Fiyatın önceki süreçlere kıyasla doyuma ulaşıp ulaşmadığını ölçmeye çalışan göstergelere osilatör denir. Genel olarak merkezi bir seviyenin veya bant oluşturan seviyelerin çevresindeki veya etrafındaki hareketler baz alınarak takip edilir. Bant halindeki osilatörler, aşırı alım ve satım bölgelerini belirlemeye çalışır.

Güçlü Yönleri

  • Gerek trend, gerekse bant hareketlerinde verimli sonuçlar sunabilmektedirler,
  • Eğer piyasa yükseliş trendi içerisindeyse, genelde en iyi alım koşulları, osilatörün aşırı satış bölgesinden çıkışıyla birlikte gerçekleştirilir,
  • Eğer piyasa düşüş trendi içerisindeyse, genelde en iyi satış koşulları, osilatörün aşırı alım bölgesinden çıkışıyla birlikte gerçekleştirilir.

Zayıf Yönleri

  • Osilatörler, trend göstergelerinin tersine işlem için sinyal verebilir, bu durum riski artırabilir,
  • Bant halindeki osilatörler aşırı alım veya aşırı satım bölgelerinin teşhisinde kullanılır. Ancak bir varlığı aşırı alım bölgesinde bulunması, trend yönünün değişebileceği anlamını çıkarmak için tek başına yeterli değildir,
  • Tek başlarına kullanımları sağlıklı olmayan sonuçlar doğurabilir. En etkili sonuçlar, trend göstergeleri ile birlikte alınmaktadır.

Gerek trend, gerekse bant hareketinde göreceli olarak fiyatın aşırı alım veya satım bölgelerindeki durumunu gösteren osilatörler, teyit amaçlı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Osilatörler, kullanım açısından hacim göstergelerine kıyasla daha esnek bir yapıya sahiptir.

Uygulanabilecek başlıca değişiklikler;

  • Özellikle bant tarzındaki osilatörlerde, aşırı alım ve satım bölgeleri duruma bağlı olarak güncellenebilir,
  • Osilatörlerde, mevcut trende uyuma göre manuel çalışmalar eklenebilir,
  • Osilatör periyotlarında değişikliğe gidilebilir,
  • İşlem yapılan varlığın zaman diliminde değişikliğe gidilebilir.

Dikkat! Osilatörler, hangi zaman dilimi olursa olsun, son durumlarını ilgili zaman diliminin kapanışıyla birlikte gösterir. Bu durum, mevcut takip gerçekleştirilirken göz ardı edilmemelidir.

Resim-1

Yukarıdaki grafikte, hareketli ortalamalarla desteklenen bir yükseliş trendi, grafiğin alt kısmında ise en sık kullanılan osilatörlerden Göreceli Güç Endeksi RSI yer almaktadır. RSI bant tarzı bir osilatör olup, 30 ve 70 seviyeleri öne çıkmaktadır. 70 üzerindeki seyir varlık fiyatının aşırı alım bölgesinde olduğunu, tersi durum ise fiyatın aşırı satış bölgesinde olduğunu göstermektedir. Genel olarak mavi çizginin 70’i yukarıdan aşağıya doğru kesmesi satıcılı seyrin, mavi çizginin 30’u aşağıdan yukarıya doğru kesmesi ise alıcılı seyrin ağırlık kazanabileceğini gösterir.

ÖNEMLİ! RSI, osilatörler arasında en popüler indikatör olmasının yanında oldukça özel bir gösterge durumundadır. Bu nedenle sadece aşırı alım ve satım bölgelerinden çıkışa yönelik beklenti oluşturmak risk oluşturabilir.

Aşırı bölgelerden çıkışlar tek başına yeterli değil!

Çünkü sağlıklı bir yükseliş trendinde, yukarıdaki grafikte de dikkat edildiği gibi varlık fiyatının sıkça aşırı alım bölgesini sorgulaması ve aşması beklenir. Çünkü alımlar ağırlık kazanan işlem şeklidir. Varlık fiyatı genel olarak aşırı satış seviyelerine ilerlemez. Zaten RSI’da 30 seviyesinden veya altından yaşanabilecek dönüşler, trend hala geçerli olduğu takdirde alım yönlü stratejilerde kullanılmaktadır. Düşüş trendinde ise RSI genellikle aşırı satış bölgesi sınırı ve altında hareket etme eğilimindedir.

Şimdi değişiklik gerekebilecek durumlara göz atalım;

Resim-2

Yukarıdaki grafikte, varlık fiyatının 4 saatlik kapanışlar göz önüne alındığında yatay bir seyirde ilerlediği görülüyor. Varlık fiyatında bandın belirlenmesi ardından, RSI’da da benzer bir çalışmayla 35 ve 49 seviyelerinin sınır oluşturduğu görülüyor. Bu aşamada, sadece bant takibinde geçerli olmak üzere, 35 ve 49 seviyeleri, normal şartlardaki 30 ve 70 seviyeleri rolünü üstlenebilir. Benzer çalışmalar daralan kanal hareketleri ve formasyonlarda, hatta trend hareketlerinde bile uygulanabilir. Ancak, takibi gerçekleştirilen yol sona erdikten sonra, takibin daha temkinli yapılması, hatta sonlandırılmasının gerekebileceği unutulmamalıdır.

Resim-3

Yukarıdaki grafikte kısa vadeli düşüş trendi net olarak görülüyor. Ek olarak RSI da bu durumu aşırı satış bölgelerini sıkça sorgulayarak ve aşırı alım bölgesine gitme eğilimini sınırlandırarak destekliyor. Aynı grafikte sadece zaman dilimini günlüğe çevirirsek;

Resim-4

Ne kadar büyük bir değişim olduğunu görebiliyoruz. Orta vadede yükseliş trendi ön planda. Bunun yanında grafikte son dönemde görülen düşüş, aynı zamanda bir önceki grafikte (4 saatlik) incelediğimiz hareketi gösteriyor. Bu tarz değişiklikler de seçenekler arasında yer almaktadır.

Benzer değişiklikler osilatörün periyodu ve sınır rakamlarının değiştirilmesiyle de sağlanabilir. Önemli olan kısım, backtest ile en uygun şartların yerine geldiğinden emin olmaktır. Sonrasında ise gerekli risk yönetiminin uygulanması ihmal edilmemelidir. Hiçbir analiz, garanti sonuç vaat etmez, ancak belirsizliği azaltmamıza yardımcı olur.

Hacim göstergeleri, mevcut fiyat hareketinin işlem bazlı desteklenip desteklenmediğini ölçme amacıyla kullanılır. Finans piyasalarında, diğer piyasalardaki gibi kontrat sayısının hesaplanamaması nedeniyle formüle dayalı yöntemler kullanılmaktadır. Genel olarak kullanılan hacim göstergelerinde yukarı yönlü hareket alımların arttığını, aşağı yönlü hareket ise alımların azaldığını göstermektedir.

Güçlü Yönleri

  • En sağlıklı trendler, arkasında hacim desteği olan trendlerdir,
  • Yükseliş hareketi, hacim indikatöründe yükselişle birlikte destekleniyorsa alımlar bu durumu destekliyor demektir,
  • Düşüş hareketinde, hacim indikatöründe düşüş destekleniyorsa, alımların azalması bu durumu destekliyor demektir.

Zayıf Yönleri

Diğer piyasaların aksine, kontrat sayısının ölçülememesi (özellikle çift yönlü işlem nedeniyle satış kontratlarının ölçülememesi). Forex’te hacim göstergelerinin formüle dayalı uygulanmasına neden olmaktadır.

Trendin belirlenmesi ve takibinde soracağımız ikinci önemli soru; “Trend hacimle destekleniyor mu?”

Önemli! Finans piyasalarında kontrat sayılarının (özellikle satış) tespit edilememesi ile her ne kadar formüle dayalı hacim göstergeleri kullanılıyor olsa da, söz konusu formüller geçmiş fiyat hareketlerinde trend dönüş veya desteklerini etkili bir şekilde teyit edebilmektedir. Tabi bu indikatörü de uygularken, mutlaka back - test uygulaması gerçekleştirilmelidir.

Resim-1

Yukarıdaki grafikte, hacim göstergelerinden On Balance Volume indikatörünün, kırmızı ile belirttiğimiz düşüş trendini net bir şekilde desteklediği görülüyor. Alımların azaldığını gösteren düşüşle birlikte uyum gösteren trendin hacim bakımından destek aldığı söylenebilir.

Hacim göstergeleri, trend takipçilerinden önemli bir farklılık gösteriyor. Hacim göstergeleri genellikle trendin teyit edilmesi açısından kullanılmaktadır. Bu nedenle olası esneklikten faydalanmak, örneğin trendi 4 saatlik grafikte sağlıklı bir şekilde belirleyebildiğimiz halde, hacim göstergesi günlük grafikte daha uygun durduğu için buna göre bir değişiklik yapmak riskli sonuçlara neden olabilir.

Resim-2

Yukarıdaki grafikte, On Balance Volume yine düşüş trendini destekliyor. Ancak, indikatörün düşüşü işaret etmesine karşın fiyat hareketinin yukarı yönlü sert bir ilerleme kaydettiğini görüyoruz. Sonrasında yukarı yönlü hareketler hacimle desteklenmeye başlıyor ve takip ettiğimiz trend sona eriyor. Sert yükselişe karşın hacmin düşmesi sonucu oluşan ayrışma, yeni bir trend oluşumunu tetiklemiş durumda.

Hangi hacim göstergesi, hangi zaman diliminde kullanılabilir sorusunun cevabında bulduğumuz sonuçlar;

  • Hacim göstergeleri teyit amacıyla kullanıldığı için önemli değişiklikler uyumsuzluğun daha önemli derecelere ulaşmasına neden olabilir,
  • Mevcut trend göstergeleri ile uyumsuzluk, trendin sona erebileceğini gösterebilir,
  • İstikrarlı bir trende rağmen, sadece hacim göstergesinin uyumlu olması için zaman dilimini değiştirmek hatadır.
GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!