Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun

15 Ekim de Ne Oldu, Ne Yapmalı?

16 Ekim 2014 Umut Tuncer- Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı

15 Ekim 2014 Çarşamba günü, ABD perakende satış rakamlarının açıklanması öncesinde fiyatlamalarda hareketlilik yaşanmaya başladığını gördük. Dünyanın en büyük ekonomisine ilişkin rakamların sadece önceki dönem göstergelerinin değil, düşüşü işaret eden beklentilerin de altına indi. Normal piyasa şartlarında, ekonomik takvim verilerini yorumladığımız gibi Dolar’ın değer kaybı ve varlık fiyatlarının kısa vadeli yön arayışını takip ederdik. Fakat dün birçok şeyin değiştiğini düşündürecek kadar sert fiyatlamalar ve geniş tabana yayılan bir etki gördük. Parite ve emtiaların yanı sıra, borsa endeksleri ve tahvillerde de sert hareketler karşımıza çıktı. Risk algısını ölçmede önemli bir gösterge olarak kabul edilen ABD 10 yıllık hazine tahvil faizleri, %2’nin altına inerek endişeyi daha da artırdı.

Bu etkinin nedenleri için önce yakın geçmişe dönüp 8 Ekim FOMC toplantı tutanaklarına göz atmak gerekiyor. Üyelerin, düşük enflasyon ve güçlü Dolar endişeleri, piyasalarda soru işaretine neden olmuştu. Rekor bölgelerde seyreden borsa endeksleri ve faiz artırımı beklentilerinin yerini kararsızlık aldı. Dolar endeksinde ve endekslerde değer kayıpları izledik.

Ekim ayında Çin’de Hong Kong protestoları etkisini sürdürdü. Diplomasinin etkili olmadığını gördüğümüz süreçte, ekonomik göstergeler de, Çin Hükümetinin sergilediği tepkinin tersine, pek de olumlu bir izlenim vermedi. Ticaret fazlasının beklentinin altında gelmesi, 15 Ekim tarihinde de gerek TÜFE gerek ÜFE oranlarının beklenenden hızlı gerilemesi, önemli başlıklar arasında yerini aldı. Süreç sonunda, HangSeng endeksinin yıllık bazdaki kazancını verip, eksiye döndüğünü gördük.

Avrupa’da olumsuz başlıkların tek bir yazıyla bitmesi imkansız görünüyor. Kısaca ekim ayından bahsedecek olursak, Bank of America raporunda yatırımcıların, ECB para politikası kararlarına olan güveninin önemli ölçüde azaldığını gördük. Diğer yandan Euro Birliği’nin odağı olan Almanya’da güven ortamı oldukça gerilerken, Almanya Hükümeti’nin büyüme hedeflerini düşürmesi beklenen bir gelişme olsa da olumsuz havayı etkileyen ana unsurlar arasında yerini aldı.

Piyasanın jeopolitik gerilimlere alıştığı doğru. Ancak jeopolitik gelişmelerin ekonomilere yansımasının hala küçümsendiği düşünülebilir. IŞİD hala önemli bir tehlike olarak varlığını sürdürüyor ve hatta hareket alanını genişletiyor. Rusya tarafındaysa sıkıntı kronikleşiyor. Piyasa arza ilişkin endişelerini dindirdi. Ancak bu gelişmelerin ekonomilerdeki olumsuz etkisi, 15 Ekim’de dolaylı etkisi olan faktörler arasında yerini aldı.

İşte yoğun neden listesi arasında öne çıkan faktörlerin bunlar olduğunu ifade edebiliriz. Bugün ise Fransa ekonomi bakanı, fitili ateşleyen nedeni tek bir cümle ile özetledi; “Global büyümenin şu anda tek itici gücü ABD ekonomisi”. 15 Ekim ABD ekonomisine ilişkin açıklanan rakamlar, fitilin ateşlenmesine neden oldu ve piyasalarda mevcut görünüm karşımıza çıktı. Fakat nedenlerden ziyade, etkilerin kalıcı olup olmadığının bu aşamada incelenmesi daha faydalı olacaktır.

Yılın en kötü performansının sergilendiği süreçte, borsadan çıkışlar için başlangıç yapılıp yapılmadığı sorusu piyasaları meşgul ediyor. S&P500 2009 Şubat’ında dip bölgesine ulaştığından bu yana %200 civarında değer kazandı ve 2011’den bu yana ciddi bir düzeltme hareketi olmadı. Teknik görünümün böyle olduğu süreçte, beklemenin en iyi strateji olabileceğini söylemek doğru olacaktır. Bunun nedenlerini maddeler halinde sıralayacak olursak;

1-tBüyük resim önemli: S&P500 endeksi sert bir düşüş kaydetti. Yılın tüm kazancını silerken, 2014 bazında eksiye düştüğünü de gördük. Ancak bakış açımızı değiştirdiğimizde ve aslında bu bölgeye nereden düştüğünü gördüğümüzde hareketin doğallığını daha net görebiliriz. Mevcut düşüş, tarihi zirve olan ve Eylül ayında görülen seviyelerden gerçekleşti. 2000 bariyerinin üzerinde tutunamayan endeksin, artan volatilite ile birlikte %10 kadar düşmesi, hem de bunu rekor seviyelerden gerçekleştirmesi şok olarak düşünülmemelidir. Bunun için henüz çok erken.

2-tSoğukkanlı kalınmalı: Heyecanla gerçekleşen satışlar genellikle ters pozisyonda bekleyişlerle sonlanabiliyor. Bu nedenle olası dip seviyelerde, düşüşlerin devam edeceğine yönelik endişe içeren kararlar yerine, beklemek daha sağlıklı olacaktır. Böylece olası dönüşleri görebilmemiz için gerekli datayı da görmüş oluruz. Özellikle borsa endekslerinde, sert satışlar sonrası çıkış yapmanın genellikle yanlış bir strateji olduğu söylenebilir.

3-tUzun vadeli görünüm değişmedi: Tarihte önemli dönüşleri incelediğimizde, bunun sadece bir günlük fiyatlamalarla gerçekleşmediğini görüyoruz. Bu nedenle, piyasadan çok güzel bir yerde çıkış yaptım – geç kaldı ikilemi yerine, uzun vadeli bir plan yapılıp ona sadık kalınması gereken bir noktada bulunuyoruz. Kısacası piyasaya kısa vadeli giriş için etkili bir süreç olsa da, orta-uzun vade açısından incelediğimizde, gerek yeni işlem, gerekse mevcut işlem kararları için daha erken olduğunu söyleyebiliriz.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken varlık seçimi olmaktadır. Bununla birlikte vade seçiminin etkili bir şekilde yapılması ve önemi böyle zamanlarda zarar durdurma emirlerinin daha da vazgeçilmez hale geldiği unutulmamalıdır.
GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan en iyi yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.