İNDİR
Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

Eylül Ayı Piyasa Stratejisi: Yerel ve Küresel Piyasalara İlişkin Strateji Notu

31 Ağustos 2026 GCM Araştırma & Analiz- Araştırma & Analiz VİOP&Borsa

Ağustos ayında merkez bankalarının veri odaklı izleme sürecinin, şirket bilançolarının ve Jackson Hole mesajlarının ardından Eylül 2026, küresel ve yerel ölçekte kritik politika kararlarının alındığı bir döneme işaret etmektedir. Ağustostan farklı olarak Eylül ayında Fed, ECB, BoE, BoJ ve TCMB gibi merkez bankalarının tamamının faiz kararlarını açıklayacak olması, varlık fiyatlamalarında oynaklığı artıracak temel unsur olacaktır.

Bu kararların odağında ise ABD-İran hattındaki jeopolitik riskler ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji trafiğine ilişkin endişelerle dirençli kalan petrol fiyatları yer almaktadır. Enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisi, izlediği katılığın gelecek dönem beklentilerde baskı oluşturması, merkez bankalarının hareket alanını daraltan risk unsuru olmayı sürdürmektedir.

Yurt içinde de jeopolitik risklere bağlı enerji maliyetlerindeki artış, dezenflasyon patikasının en hassas dışsal risk faktörü olarak öne çıkmaktadır. Manşet ve çekirdek TÜFE görece daha olumlu bir patikada izlense de alt kalemlerde gıda enflasyonundaki yükseliş ve hizmet enflasyonundaki katılık, genel fiyat seviyesindeki düşüş hızını yavaşlatmakta ve yıl sonundaki %30 çıpalanmış beklentiyi canlı tutmaktadır.

3 Eylül’de açıklanacak Ağustos TÜFE verisi ile 7 Eylül’de açıklanması beklenen 2027–2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program (OVP); maliye politikası ile para politikasının uyumu ve makro dengeler açısından ana referans noktaları olacaktır. Bu çerçevede OVP’deki makro hedefler, enerji maliyetlerinin cari dengeye yansıması ve likidite sterilizasyonu adımları önemlidir.

Hatırlanacağı üzere 1 Mart 2026 tarihinde 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara veren TCMB, 23 Ağustos 2026 itibarıyla repo ihalelerine yeniden başlayacağını duyurmuş ve böylece %40 seviyesindeki TLREF oranı yeniden politika faizi patikasına gerilemiştir. Bu operasyonel çerçevenin ardından TCMB’nin 10 Eylül ve sonraki süreçte izleyeceği faiz ve likidite stratejisi açısından TÜFE verisi ve OVP hedefleri belirleyici bir önem taşımaktadır.

Bu stratejilerle Borsa İstanbul’da yeni bir aya başlarken 2Ç26 bilanço sezonunun tamamlanmasıyla birlikte yüksek finansman maliyetleri ve artan girdi/enerji yüklerinin karlılıklar üzerindeki etkilerini değerlendireceğiz. Endeks genelinden ziyade; güçlü nakit akışına sahip, borçluluk yapısını yönetebilen ve maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtabilen şirket bazlı keskin ayrışmalar, TCMB hikayesine bağlı lokomotif sektör beklentileri ön planda kalmaya devam edecektir.

Enflasyon, OVP ve TCMB Faiz Stratejisi

Ağustos ayına ilişkin TÜFE verisi, Orta Vadeli Program (OVP) ve TCMB’nin 10 Eylül’deki PPK kararı, yurt içi piyasaların yılın son çeyreğindeki rotasını belirleyecektir. Bu üç kritik gelişme, piyasa fiyatlama davranışlarını anlamlandırabilmek adına birbirini besleyen ve dezenflasyon sürecinin kararlılığını test edebilecek bütüncül bir makro çerçeveyi işaret edebilir.

Enflasyon Dinamikleri ve Yıl Sonu Çıpası (%30)

Manşet ve Çekirdek enflasyon göstergelerinde kademeli geri çekilme eğilimi kısmen korunsa da gıda fiyatlarındaki artış, hizmet enflasyonundaki katı görünüm ve jeopolitik risklerle direnç kazanan enerji maliyetlerinin doğrudan ve dolaylı etkisi, ana eğilimdeki düşüş hızını sınırlandırmaktadır. Yıl sonu %30 seviyesinde şekillenen çıpalanmış enflasyon beklentisinin eşik bölgenin altında ya da üzerindeki konumlanma açısından, bundan sonraki aylık TÜFE artışlarının seyri kritik önem taşımaktadır. Piyasa Katılımcılarının Ağustos anketinde cari ay TÜFE beklentisi %1,67 iken Matriks Haber, Bloomberg HT ve CNBC-e TÜFE anketinde medyan beklenti %1,95, %1,91 ve %1,87 olarak izlenmektedir. Bir önceki yılın aynı dönemindeki %2,04 altında oluşan medyan beklentiler, yıllık bazda TÜFE düşüşünü destekleyecektir. Ancak %1,87 – %1,95 arasında oluşan genel piyasa beklentisinin ne kadar uzağında gerçekleşeceği hususu, TCMB’nin faiz indirim zamanlamasına dair beklentilerin netleşmesi adına kritik bir referans olacaktır.

OVP: Para ve Maliye Politikasında Eşgüdüm

7 Eylül’de açıklanması beklenen OVP, sadece büyüme ve enflasyon hedeflerinin güncellendiği bir program değil; aynı zamanda maliye politikasının para politikasına vereceği desteğin taahhüdü olacaktır. Dezenflasyon sürecinin sadece yüksek faiz ve para politikası araçlarıyla yürütülemeyeceği gerçeğinden hareketle; OVP’de kamusal fiyat ayarlamaları, bütçe disiplini ve cari dengeye ilişkin sunulacak rasyonel hedefler, TCMB kredibilitesi ve dezenflasyonun maliyetini düşürebilme açısından önem arz etmektedir. Özellikle 2027 hedeflerinin piyasa beklentisine ne kadar uyumlu olacağı hususu da bir sonraki aşamada TCMB stratejilerini anlayabilmemiz adına da yakinen takip edilecektir.

TCMB’nin Likidite ve Faiz Stratejisi

TCMB’nin 23 Ağustos itibarıyla 1 hafta vadeli repo ihalelerine geri dönmesi, operasyonel çerçevede önemli bir değişimin habercisidir. Mart ayından bu yana ara verilen repo ihaleleri sebebiyle %40 seviyesinde (faiz koridorunun üst bandı) oluşan fonlama maliyeti, bu adımla birlikte yeniden politika faizi olan %37,00 patikasına çekilmiştir. Bu hamle, Merkez Bankası'nın piyasadaki likidite fazlasını sterilize etme iradesini ve operasyonel faizi ana politika faizine yakınlaştırma stratejisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mevcut değişiminin zamanlamasının enflasyon raporu sunumu ve yaklaşan TCMB toplantısı arasında gerçekleştirilmesi, 10 Eylül’deki toplantıyı daha da hassaslaştırmakla birlikte banka bu toplantıda bir aksiyon içerisine girebilir mi hususu da popüler konu başlığı olmayı sürdürmektedir.

Piyasa beklentisi altında izlenecek Ağustos TÜFE ve piyasa rasyonalitesine yakın OVP cephesindeki gelecek dönem hedefler, bankanın bu akış içerisinde yakın dönemde bir aksiyon alabilme ihtimallerini kuvvetlendireceği gibi sınırımızın hemen yanındaki jeopolitik risk teması ile dirençli petrol fiyatı ve yarattığı enerji maliyetleri ile birlikte aylık enflasyon sonuçlarının katı görünüm sunmaya devam etmesi durumunda bankaya yönelik temkinli duruşun devam etmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bu açıdan 10 Eylül PPK toplantısında politika faizinde bir değişim olup olmayacağından ziyade (buradaki olası aksiyon için Ağustos TÜFE ve OVP hedefleri referans alınabilir) karar metninde mevcut risklere yönelik vereceği mesajlar, OVP hedeflerine yönelik düşünceler, faiz indirimine yönelik gelecek dönem beklentilerin şekillenmesini sağlayabilir. Matriks Haber’in faiz anketine göre bu toplantıda piyasa medyan beklentisi, %37 olan 1 hafta vadeli repo faiz oranının değişmemesi yönündedir.

Borsa İstanbul 2Ç26 Bilanço Değerlendirmesi ve Sektörel Görünüm

Borsa İstanbul’da 2026 yılının ikinci çeyrek bilanço sezonunu geride bırakırken, açıklanan finansal sonuçlar dezenflasyon süreci, yüksek borçlanma maliyetleri ve küresel emtia fiyatlarındaki hareketlerin şirket bilançoları üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Şirketlerin toplam net dönem karında artış görülmesine rağmen, bilanço sezonunun geneline bakıldığında karlılık performansının sektörler arasında önemli ölçüde ayrışması dikkat çekti. Ciro büyümesi her şirket için aynı ölçüde karlılığa yansımadı ve özellikle yüksek finansman maliyetleri birçok sektörde operasyonel taraftaki iyileşmenin net kara dönüşmesini sınırladı. Bu nedenle bilanço döneminde ortaya çıkan kar artışının geniş tabanlı bir ekonomik canlılıktan ziyade, belirli sektör ve şirketlerin güçlü ürün marjları, emtia fiyatları ve bilanço yapılarından kaynaklandığını düşünüyoruz.

Jeopolitik gelişmeler ve arz koşullarının desteklediği ürün marjları kimya, petrol ve plastik sektöründe sonuçları olumlu etkilerken, ana metal sektöründe de şirketlerin ürün ve maliyet yapılarındaki farklılaşmaya bağlı olarak daha güçlü bir görünüm izlendi. Bu sektörler, bilanço döneminde toplam karlılık artışına en fazla katkı sağlayan alanlar arasında yer aldı.

Finansal tarafta ise yüksek fonlama maliyetleri bankacılık sektöründe marjlar üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Buna rağmen sektörün yüksek nominal kar üretimi, Borsa İstanbul genelindeki toplam karlılık görünümünü destekleyen önemli unsurlardan biri oldu. Faktoring sektörü de güçlü özsermaye karlılığıyla olumlu ayrışan alanlar arasında yer aldı.

Buna karşılık, iç talepteki yavaşlama ve yüksek faiz ortamı, tüketim ve yatırım odaklı sektörlerde baskıyı artırdı. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GMYO) ve otomotiv sektörlerinde finansman maliyetleri ve ertelenen talebin etkisi daha belirgin hissedilirken, özellikle borçluluğu yüksek şirketlerde karlılık üzerindeki baskı arttı.

Havacılık sektöründe ise küresel yolcu birim gelirlerindeki normalleşme ve yükselen operasyonel maliyetler, geçen yılın güçlü sonuçlarının altında kalan bir karlılık görünümünü beraberinde getirdi. Lojistik tarafında ise şirketlerin faaliyet alanlarına göre farklılaşan sonuçlar, sektör genelinde daha karma bir tablo ortaya koydu.

Özetle, 2Ç26 finansalları Borsa İstanbul’da tüm sektörleri kapsayan güçlü ve dengeli bir karlılık toparlanmasından ziyade, ayrışmanın belirgin olduğu bir bilanço dönemine işaret ediyor. Bu süreçte fiyatlama gücünü koruyabilen, borçluluk seviyesini yönetebilen ve marjlarını korumayı başaran şirketlerin önümüzdeki dönemde de daha dirençli kalmasını bekliyoruz.

Yılın ikinci yarısında dezenflasyon sürecinin seyri ve para politikasında olası bir gevşemeye ilişkin beklentiler, özellikle yüksek finansman maliyetlerinden olumsuz etkilenen sektörler açısından önemli olacak. Faiz koşullarında beklenen iyileşmenin gerçekleşmesi halinde, operasyonel olarak baskı altında kalan ancak değerleme açısından cazip seviyelere gerileyen sektörlerde dönemsel fırsatlar oluşabileceğini düşünüyoruz.

Ağustos 2026 – Borsa İstanbul Performansı

Bist100 endeksi Ağustos ayını yüzde 8’e yaklaşan performans ile 14.500 seviyesi yakınında kapattı. Jeopolitik gelişmelerin gündemde kalmaya devam etmesine karşın küresel ve yerel borsa endekslerin Ağustos ayını pozitif şekilde kapatması dikkat çekmektedir. Bist100 endeksi içerisinde yer alan şirketlerin ise 65’inin Ağustos ayını pozitif tarafta tamamladığını görmekteyiz. 

Bist30 endeksi Ağustos ayını yüzde 9’a yaklaşan pozitif performans ile 16.600 seviyesi yakınında kapattı. Jeopolitik gelişmelerin gündemde kalmaya devam etmesine karşın küresel ve yerel borsa endekslerin Ağustos ayını pozitif şekilde kapatıyor olması dikkat çekmektedir. Bist30 endeksi içerisinde yer alan şirketlerin ise 22’sinin Ağustos ayını pozitif tarafta tamamladığını görmekteyiz. 

Sektörlere baktığımızda Ağustos ayı performansları değerlendirildiğinde, 31 sektör taramasında en iyi performans olarak KIMYA PETROL PLASTIK ve HALKA ARZ dikkat çekerken, en kötü performansın BILISIM ve GIDA ICECEK sektörlerinde geldiğini görmekteyiz. Ana sektörlere (XBANK, XHOLD, XUSIN ve XHOLD) baktığımızda Holding sektörünün Ağustos ayını %1’in hafif üzerinde negatif kapatmaya hazırlandığını, TCMB’nin 1 hafta repo ihalelerine başlaması ile birlikte önemli reaksiyon veren Bankacılık sektörü ise %10 paralelinde Ağustos ayını tamamlamaya hazırlanmaktadır.

Bist100 Genel Görünüm (345$ Yolculuğu)

Temmuz ayındaki geri çekilmenin ardından Ağustos’ta sergilenen alıcılı seyir, BIST 100 endeksinin yükseliş trendindeki gücünü koruduğunu teyit ederek gözleri yeniden 345$ zirvesine çevirdi. Yükseliş trendinin ana tabanı olarak takip ettiğimiz 52 ve 104 haftalık üstel hareketli ortalamalar ($282 – $292 bölgesi) önemini korurken, endeksin göstergeler üzerinde Mayıs 2024 zirvesine (345$) doğru ivmesini sürebileceğini gösteriyor. Bu noktada yolculuğun teyit kazanması için özellikle 307$ seviyesi üzerindeki kalıcı hareketlere ihtiyaç vardır. Aksi takdirde bir süre 307$– 293$ bandında sıkışma izlenebilir. Bu tür bir sıkışma izlense dahi referans göstergeler üzerindeki yolculuğun devam etmesini bekliyoruz. Zirve seviyesine doğru gerçekleşecek olası hareketin zamanlamasını ve temposunu belirleyecek en kritik makro katalizör ise şüphesiz TCMB’nin para politikası patikasına dair vereceği mesajlar olacaktır.

BIST 100: Finansal Ayrışma, İstatistiksel Süzgeç ve Çarpan Analizi

2026 yılı ikinci çeyrek bilanço döneminde BIST 100 şirketlerinin finansal performansı genel olarak ayrışan bir görünüm sundu. Finansal sonuçlarını açıklayan 89 şirketin 37’si piyasa beklentilerinin üzerinde net kâr açıklarken, 23 şirket dönemi zararla tamamladı. Yıllık bazda 39 şirket kârlılığını artırmayı başarırken, 21 şirkette net kâr geriledi. Operasyonel tarafta ise görece daha dengeli bir görünüm izlendi; 58 şirket net satışlarını yıllık bazda artırırken, 32 şirkette satış gelirleri gerileme gösterdi. Sonuçlar, 2Ç26'da gelir büyümesinin birçok şirkette korunmasına karşın kârlılık tarafında şirket ve sektör bazlı ayrışmanın belirginleştiğini ortaya koydu. 

31 Ağustos 2026 itibarıyla BIST 100 Endeksi yıl başından bu yana %29 civarında pozitif bir performans sergilemiştir. Endeks bileşenlerinin getiri dağılımları incelendiğinde; 28 şirketin endeks getirisinin üzerinde performans göstererek pozitif ayrıştığı, 42 şirketin yatırımcısına negatif getiri sunduğu görülmektedir. Geriye kalan 30 şirket ise nominal olarak pozitif bölgede yer alsa da endeks getirisinin altında kalarak görece zayıf bir seyir izlemiştir. 

Yıl sonu %30 olarak çıpalanan ortalama enflasyon beklentisinin üzerinde reel getiri sunan 26 şirket öne çıkmaktadır. Endeks ağırlığı en yüksek ilk 10 şirketin toplam endeks içerisindeki ağırlığı %50 iken, en iyi performans sergileyen ilk 10 şirketin endeks içerisindeki ağırlığı %23’de kalmıştır. Bu durum, en iyi performans gösteren hisse grubunun, endeksin geneli üzerindeki yön belirleyici ağırlığının sınırlı kaldığını göstermektedir. Çarpan bazında ise endeks F/K'sının altında kalan ve ROE medyanının üzerinde performans sergileyen şirketlerin varlığı, olası faiz esneme süreçlerinde potansiyel barındıran alanları işaret etmektedir.

Yeni Ayda Dikkat Çekebilecek Hisseler ve Teknik Görünüm

Yurt içi piyasalar hem yerel hem de küresel gelişmelere bağlı fiyatlama reaksiyonları gerçekleştirmektedir. Alternatif getirili varlıklar ve buna bağlı olarak yatırımcı davranışında portföy dengeleme stratejileri, Borsa İstanbul içerisindeki şirketlerin performansını direkt olarak etkilemektedir. Bu dönemde seçimler “enflasyon ve alternatif getiriler” teması özelinde kritik bir önem arz etmektedir. Bu açıdan yerel ve global gelişmelere hızlı bir şekilde adapte olabilecek, büyüme potansiyeli olan, hikaye yaratabilen, teknik göstergelerle uyumlu, portföy şirketlerinin kısa vadeli seçimlerinde etkin rol oynayacak şirketler bu süreçte ön plana çıkabilir.

ENKAI

Mayıs ayında 44 günlük ortalamasının altına sarkmasının ardından realizasyon sürecine giren ENKAI, 78,79 seviyesinden aldığı destekle toparlanma eğilimi göstererek yeniden 44 günlük ortalamasının üzerine çıktı ve haftalık kapanışını bu bölgenin üzerinde gerçekleştirdi. Teknik görünümde toparlanma eğiliminin güç kazanabilmesi açısından ortalamanın bulunduğu 87 – 89 bölgesi üzerindeki olası kalıcılık kritik önem taşımaktadır. Bu bölgenin üzerinde tutunma sağlanması halinde 92,35 ve 96,42 dirençlerine doğru ivme kazanması beklenebilir. Ortalama altında kalıcı reaksiyonlar göstermesi durumunda ise son yükselişler yeterli olamadı psikolojisiyle bir süre daha baskılanma ve mevcut negatif trend koşulları öne çıkacağından son dip bölgeye doğru olası geri çekilme gündeme gelebilir. Bu nedenle 44 günlük ortalama hem trend görünümü hem de olası geri çekilmelerin derinliği açısından yakından takip edilmelidir.

ANSGR

ANSGR ağustos ayında 28,81 bariyerinde zorlanarak ana trend için baz aldığımız 154 günlük hareketli ortalamaya yaklaşarak dikkat çekti.  Teknik görünümde, ortalamanın yer aldığı 26,88 seviyesi önemini korumakla birlikte şirket referans gösterge üzerinde kalıcılığın korunması halinde trend görünümünü sürdürmek ve 28,81 direncine yeniden ulaşmak isteyebilir. İlgili bariyerin üzerindeki olası fiyatlama ise trend görünümünde daha güçlü hareket akışını destekleyebilir. Aksi takdirde ortalamaya doğru tekrar geri çekilme izlenebilir. Bu tür bir geri çekilme durumunda 154 günlük ortalama ana destek konumunu sürdürmektedir. Olası baskının devamında mevcut senaryomuzun geçersiz sayılması içinse ortalama altında kalıcı hareketlere ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

DOHOL

50 ve 200 günlük ortalama üzerindeki seyri ile 25,23 zirvesi beklentilerini güçlendiren DOHOL için ortalamaların yer aldığı 20,44 ve 21,36 seviyeleri önemini korumayı sürdürmektedir. Yükselişlerin devamında 23,04 ve 23,72 seviyelerine doğru kademeli hareketler görülebileceği gibi bu bölümde 23,72 seviyesindeki tutumu ayrıca takip edilmelidir. Özellikle bu bölge üzerinde kalıcılık, hissenin tarihi zirvesi olan 25,23 seviyesini yeniden test etme potansiyelini güçlendirebilir. Aksi takdirde ortalamalara doğru tekrar geri çekilme izlenebilir. Bu tür bir geri çekilme izlense dahi referans göstergeler üzerinde pozitif trend temasının devam etmesini beklemekteyiz.

AKBNK

22 ve 220 günlük ortalama üzerindeki seyri ile 90,59 zirvesi beklentilerini güçlendiren AKBNK için ortalamaların yer aldığı 69,62 – 69,89 seviyeleri önemini korumayı sürdürmektedir. Yükselişlerin devamında 74,74 ve 78,97 seviyelerine doğru kademeli hareketler görülebileceği gibi bu bölümde 74,74 seviyesindeki tutumu ayrıca takip edilmelidir. Özellikle bu bölge üzerinde kalıcılık, 83,10 ve 90,59 zirvelerinin yeniden test etme düşüncesini güçlendirebilir. Aksi takdirde ortalamalara doğru tekrar geri çekilme izlenebilir. Bu tür bir geri çekilme durumunda ortalamalar ana destek konumunu sürdürmektedir. Olası baskının devamında mevcut senaryomuzun geçersiz sayılması içinse baz aldığımız göstergeler altında kalıcı hareketlere ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

TAVHL

Bir süredir 22 ve 66 günlük ortalamaların bulunduğu bölgede yatay bir seyir izleyen TAVHL, bu ortalama bölgesinden aldığı destekle birlikte yükselişin devamlılığına yönelik önemli bir adım attı.  Teknik açıdan hem yükseliş trendi hem de ortalamaları temsil eden 267 – 277 bölgesi önemli olmakla birlikte şirket ilgili bölge üzerindeki seyrine devam etmesi durumunda pozitif yönlü beklentiler gündemimizde yer almayı sürdürebilir. Özellikle bu düşünce 290 TL üzerinde kalıcılaşması durumunda 309 ve 348 zirvelerine doğru olası beklentiler daha güçlü ihtimaller olarak kaydedilebilir. Aksi takdirde baz aldığımız bölgeye doğru baskı görülebilir. Bu tür bir geri çekilme durumunda 267 – 277 bölgesi ana destek konumunu sürdürmektedir. Olası baskının devamında mevcut senaryomuzun geçersiz sayılması içinse baz aldığımız bölge altında kalıcı hareketlere ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan daha iyi bir yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.