Eylül 2026 Merkez Bankaları Raporu
1. Yönetici Özeti
1.1 Genel Değerlendirme
Eylül ayı, küresel para politikası açısından yılın en kritik dönemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABD Merkez Bankası (Fed), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) toplantılarının aynı ay içinde ve kısa aralıklarla gerçekleşmesi, gelişmiş ülke merkez bankalarının politika duruşlarının yeniden değerlendirilmesini beraberinde getirecektir. ECB 10 Eylül, Fed 16 Eylül, BoE 17 Eylül ve BoJ 18 Eylül tarihlerinde para politikası kararlarını açıklayacak. Fed’in Eylül toplantısında yeni ekonomik projeksiyonlar ve nokta tahmin tablosu (dot plot) yayımlanacak olması, toplantısının piyasa açısından önemini daha da artırıyor.
Eylül toplantıları öncesinde dört merkez bankasının karşı karşıya olduğu ekonomik koşullar ve politika öncelikleri belirgin biçimde ayrışmakta. Fed, enflasyonun hedefin üzerinde kalmasına karşın işgücü piyasasındaki yavaşlama riskini dikkat almak durumundayken, ECB enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkisi nedeniyle daha şahin bir politika görünümüne yaklaşıyor. BoE’de hizmet enflasyonu ve ücret dinamikleri faiz indirimleri açısından temel kısıtlayıcı unsurlar olmaya devam ederken, BoJ uzun süren ultra gevşek para politikasının ardından normalleşme sürecini sürdürüyor.
Bu nedenle Eylül ayının temel para politikası teması, merkez bankalarının ortak bir yönde hareket etmesinden çok ekonomik koşullardaki farklılaşmanın faiz kararlarına ve politika iletişimine yansıması olabilir.

Son beş yıllık dönemde dört büyük merkez bankasının benzer küresel şoklara karşı uyguladığı politikaların başlangıçta büyük ölçüde paralel ilerlediği, ancak 2026 itibarıyla enflasyon, büyüme ve işgücü piyasalarındaki farklılaşmanın politika patikalarını belirgin biçimde ayırdığı görülüyor. Bu ayrışma, Eylül toplantılarının yalnızca faiz kararları açısından değil, merkez bankalarının önümüzdeki döneme ilişkin politika yönlendirmeleri açısından da yakından takip edilmeli.
1.2 Piyasa Faiz Beklentileri
Merkez bankalarının mevcut politika duruşlarının yanı sıra, Eylül toplantıları öncesinde piyasanın gelecekteki faiz politikasına ilişkin fiyatlaması da önem taşıyor. Bu kapsamda swap piyasaları verileri, merkez bankalarının mevcut faiz seviyeleri ile Eylül ve yıl sonuna ilişkin piyasa beklentilerinin karşılaştırılması açısından kullanılabilir.
| Merkez Bankası | Mevcut Faiz | Eylül Fiyatlanan | Yıl Sonu Fiyatlanan | Eylül Değişim İhtimali |
| Fed | %3,50 - 3,75 | %3,781 | %4,054 | %60,2 |
| ECB | %2,25 | %2,417 | %2,616 | %91 |
| BoE | %3,75 | %3,761 | %4,010 | %11,6 |
| BoJ | %1 | %1,204 | %1,406 | %90,2 |
Swap piyasası fiyatlamaları, Eylül ayında merkez bankaları arasındaki politika ayrışmasının belirginleşebileceği riskini işaret ediyor. Piyasa, ECB ve BoJ için 25 baz puanlık faiz artışlarını yüksek olasılıkla fiyatlarken,BoE tarafında anlamlı bir faiz değişikliği beklememekte. Fed tarafında ise Kevin Warsh’un enflasyon ile ilgili şahin ifadeleri ardından faiz artırımının öne çıktığı kararsız bir tablo var. Bu görünüm, Eylül toplantılarının ortak bir küresel faiz döngüsünden ziyade, her merkez bankasının kendi enflasyon ve büyüme dinamikleri doğrultusunda farklılaşan politika rotalarının takip edileceği bir döneme işaret edebilir. Swap piyasası tahminleri her gelişmeye bağlı olacak şekilde beklentilerini hızlıca değiştirebileceği göz ardı edilmemelidir. Özellikle Eylül ayı Fed faiz artış tahmini 4 Eylül tarihindeki ABD istihdam verileri ile ne kadar desteklenecek hususu için dikkatle takip edilmelidir.
2. Fed
2.1 Mevcut Para Politikası
Fed, 28 - 29 Temmuz 2026 tarihli toplantısında fonlama faizini 3,50 - 3,75 aralığında sabit tuttu. Karar 3’e karşı 9 oyla alınırken, Hammack, Kashkari ve Logan 25 baz puanlık faiz artışı yönünde oy kullandı. Böylece Temmuz toplantısı, Fed içinde enflasyon risklerine ilişkin görüş ayrılığının belirginleştiği bir toplantı oldu.
Fed’in toplantı sonrası açıklamasında ekonomik aktivitenin sağlam bir hızda genişlemeye devam ettiği, verimlilik ve sermaye yatırımlarının güçlü olduğu belirtilirken, enflasyonun 2% hedefinin üzerinde kaldığı vurgulandı. Fed ayrıca enerji başta olmak üzere bazı sektörlerde arz kaynaklı fiyat baskılarının devam ettiğine dikkat çekti.
Bu çerçevede Fed’in Eylül toplantısına yaklaşırken oluşan temel ikilem, enflasyonun hedefin üzerinde kalırken işgücü piyasasında momentumun ne ölçüde zayıfladığı. 28 Ağustos’ta Jackson Hole’de konuşan Fed Başkanı Kevin Warsh, fiyat istikrarının Fed’in mevcut dönemdeki önceliği olduğunu vurgulamış ve çekirdek enflasyonun 2% hedefine açık ve yeterli hızda ilerlediğine ilişkin güven oluşmaması halinde para politikasının daha fazla sıkılaştırılması gerekebileceğine işaret etmişti. Bu mesaj, Temmuz toplantısında üç FOMC üyesinin faiz artışı yönünde oy kullanmasının ardından Fed’in enflasyon risklerine verdiği ağırlığın daha da belirginleştiğine işaret etti.
2.2 Fed’in Karar Fonksiyonu
2.2.1 Enflasyon
Fed açısından en önemli sorun, enflasyonun hedefe dönüş sürecinin henüz tamamlanmamış olması. 26 Ağustos’ta açıklanan Temmuz verilerine göre PCE fiyat endeksi aylık 0,2% artarken, yıllık artış 3,7% oldu. Gıda ve enerji hariç çekirdek PCE ise aylık 0,2%, yıllık 3,3% yükseldi. Böylece hem manşet hem de çekirdek PCE, Fed’in 2% hedefinin belirgin şekilde üzerinde kalmaya devam etti.
Bununla birlikte enflasyon görünümü doğal olarak sadece talep kaynaklı değil. Temmuz FOMC açıklamasında Fed, bazı sektörlerde fiyat artışlarının arz şoklarından ve özellikle enerji fiyatlarından kaynaklandığına dikkat çekti.
Bu durum Fed açısından önemli bir ikilem yaratıyor. Arz kaynaklı fiyat baskılarının faiz politikasıyla doğrudan ortadan kaldırılması mümkün olmadığı için, Fed’in burada asıl odak noktası şokların enflasyon beklentilerine ve daha kalıcı fiyatlama davranışlarına yansıyıp yansımayacağı olacak.
Dolayısıyla Eylül toplantısında kritik soru mevcut enflasyonun geçici arz şoklarının sonucu olup olmadığı, yani bunun daha kalıcı bir davranışa dönüşüp dönüşmediği olacak.

Grafikte görülebileceği gibi Fed’in faiz konusunda normalleşme adımları ardından, ABD’de hali hazırda devam eden bir enflasyonu sorunu başlamıştı. Hedefin üzerinde kalmaya devam eden enflasyon, Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da patlak veren savaşla birlikte yükselmişti. Grafikte yer alan 2%’lik enflasyon hedefinin üzerinde kalmaya devam eden enflasyon, aynı zamanda hedef faiz oranının üst bandını da sorgulayacak seviyelerde. Fakat burada daha çok enerji ve gıda fiyatlarının hesaplama dışı tutulduğu çekirdek PCE enflasyonunu dikkate almakta fayda olabilir.
Warsh’un Jackson Hole konuşması, Fed’in enflasyon değerlendirmesinde yalnızca mevcut seviyeye değil, fiyat baskılarının hedefe doğru hangi hızda ilerlediğine odaklandığını ortaya koydu. Başkan Warsh, çekirdek enflasyonun 2% hedefine açık ve yeterli hızda ilerlediğine ilişkin güven oluşmadığı sürece Fed’in para politikası açısından daha fazla adım atması gerekebileceğini belirtti. Bu yaklaşım, Temmuz PCE verisi ardından enflasyon riskinin Fed’in karar fonksiyonunda yeniden ön plana çıktığını gösterdi.
2.2.2 İşgücü Piyasası
İşgücü piyasası, Fed’in enflasyon karşısındaki hareket alanını belirleyen ikinci temel unsur olarak öne çıkıyor.
Temmuz ayında tarım dışı istihdam 23 bin kişi azalırken, işsizlik oranı 4,1% seviyesinde kaldı. Ortalama saatlik kazançlar aylık bazda 0,02 dolar artışla 37,62 dolara yükselirken, yıllık ücret artışı 3,2% oldu.
İstihdam tarafındaki görünüm, ekonominin henüz ciddi bir işgücü piyasası şokuyla karşı karşıya olmadığını ancak istihdam yaratma hızının belirgin biçimde zayıfladığını gösterdi. Temmuz ayında toplam istihdamdaki değişim son 12 aylık ortalama artışın oldukça altında kaldı. Bu nedenle işgücü piyasasında “güçlü” ile “”hızlı bozulan” tanımlamalarının uç bölgeleri belirlediği bir skalanın bozulmaya yakın bölgelerinde yer alıyor. Bu da Fed’in enflasyon yüksek kalsa da faizleri daha fazla artırma konusunda temkinli davranmasına neden olabilir. Öte yandan işgücü piyasasının henüz belirgin bir resesyon sinyali vermemesi, Fed’in erken bir faiz indirimine yönelmesini de zorlaştırıyor. Zaten piyasalar mevcut koşullar altında gelecek yılın ikinci yarısına kadar indirim senaryosu fiyatlamıyor.

Tarım dışı istihdamda 2023’ün başlarından itibaren oluşan düşük artış eğiliminin hala devam etmekte olduğu ve 2025 başlarından itibaren bunun daha da düşük artışlara dönüştüğü görülüyor. İşsizlik ise verinin karakteristiğine bağlı olarak, işsizlik kategorisinden çıkışlar gibi faktörlerin de etkisiyle daha sınırlı fakat kademeli bir yükseliş gösterdi.
Warsh’un değerlendirmeleri, işgücü piyasasının Fed’in karar fonksiyonundaki önemini ortadan kaldırmamakla birlikte, mevcut dönemde enflasyon hedefinin yeniden daha belirleyici hale geldiğini gösterdi.
2.2.3 Ekonomik Aktivite
ABD ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak 1,5% büyüdü. Böylecek ilk çeyrekteki 2,1%’lik büyümenin ardından ekonomik aktivitede yavaşlama görüldü. İkinci çeyrek büyümesine tüketim, ihracat ve yatırımlar katkı sağlarken, kamu harcamalarındaki düşüş ve ithalattaki artış büyümeyi sınırlandırdı.
Büyümede görünümü şu aşamada Fed’i panik kararına zorlayacak kadar zayıf değil. Bununla birlikte ilk çeyreğe kıyasla görülen yavaşlama, özellikle işgücü piyasasındaki zayıflama ile birlikte değerlendirildiğinde Fed’in ek sıkılaşma konusunda daha ihtiyatlı davranmasını gerektirebilir.
Burada önemli olan, büyümenin mutlak seviyesinden çok büyüme ile enflasyon arasındaki dengenin değişip değişmediği. Mevcut görünümde enflasyon yüksek, büyümede ivme kaybı var ve işgücü piyasasında momentum kaybı izleniyor. Bu kombinasyon Fed’in Eylül toplantısında faiz artışına yönelmesini zorlaştırırken, faiz indirimi için de henüz tartışma alanı bile yaratmıyor.
2.3 Fed İçindeki Görüş Ayrışması
Temmuz FOMC toplantısının en önemli gelişmelerinden biri yaşanan görüş ayrılığıydı. Karar 3’e karşı 9 oyla alınırken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı yönünde oy kullanmıştı. Bu durum, Komite içerisinde enflasyon risklerine daha fazla ağırlık veren üyelerin mevcut faiz seviyesini yeterince kısıtlayıcı bulmadığını gösteriyor.
Dolayısıyla Fed içinde iki temel yaklaşım öne çıkıyor;
Şahin yaklaşım
- Enflasyon 2% hedefinin oldukça üzerinde.
- Çekirdek PCE 3% üzerinde kalmaya devam ediyor.
- Enerji kaynaklı fiyat baskılarının kalıcı hale gelme riski bulunuyor.
- Faiz politikasında yön seçeneklerini azaltma beklentileri bozabilir.
Güvercin yaklaşım
- İstihdam yaratma hızı yavaşlıyor.
- İşsizlik oranı düşük olsa da işgücü piyasasının momentumu azalıyor.
- Ekonomik büyüme ilk çeyreğe göre yavaşladı.
- Para politikasının gecikmeli etkileri devam ediyor.
Üç şahin oy ardından Fed Başkanı Warsh’un Jackson Hole’de verdiği mesajı, Fed içerisinde faiz artışı ihtimalinin yalnızca azınlık görüşü olmaktan çıkarak Eylül toplantısı öncesinde daha önemli bir politika seçeneği haline geldiğini gösterdi. Bununla birlikte Warsh belirli bir toplantı için doğrudan faiz yönlendirmesi yapmadı ve kararın verilere bağlı olacağını vurguladı.
2.4 Eylül FOMC Toplantısı
Fed’in Eylül toplantısı 15 - 16 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek. Toplantı projeksiyonlar ve nokta tahmin tablosunun da yayımlanacak olması nedeniyle diğer toplantılara kıyasla önemli. Üç unsur dikkatle takip edilecek;
Faiz kararı
31 Ağustos tarihinde swap piyasaları fiyatlamasına göre;
- Mevcut politika aralığı: 3,50 - 3,75%
- Eylül için fiyatlanan faiz: 3,781%
- 25 baz puan faiz artış fiyatlaması 60,4%
- Aralık için fiyatlanan faiz 4%

Yukarıdaki grafikte swap piyasalarının ilgili tarihlerdeki toplantılara ilişkin fiyatladığı faiz düzeylerini gösteriyor. Warsh’un Jackson Hole konuşması sonrasında Eylül toplantısına ilişkin faiz artışı beklentisi belirgin şekilde güçlendi. Başkanın enflasyonun 2% hedefine yeterli hızda ilerlemediği durumda daha fazla politika adımına ihtiyaç duyulabileceğini belirtmesi, piyasanın Eylül toplantısını daha önceki döneme kıyasla çok daha dengeli bir faiz kararı olarak fiyatlamasına neden oldu. Bununla birlikte Warsh doğrudan bir Eylül faiz artışı sinyali vermedi ve gelecekteki faiz patikasına ilişkin sözlü yönlendirme vermekten kaçındı.
Ekonomik Projeksiyonlar ve Nokta Tahmin Tablosu
Eylül toplantısında piyasaların en fazla odaklanacağı unsurlardan biri de projeksiyonlar olacak. Özellikle;
- 2026 büyüme tahmini
- 2026 çekirdek PCE tahmini
- 2026 sonu fonlama faizi medyanı yakından izlenecek.
Fed faiz oranını değiştirmese bile nokta tahmin tablosunun daha yüksek bir faiz patikasını işaret etmesi, toplantının piyasa tarafından şahin algılanmasına neden olabilir. Tersi durumda ise işgücü piyasasının ilişkin projeksiyonların aşağı çekilmesi ve faiz patikasının daha düşük bir noktaya taşınması güvercin bir sinyal olabilir.
Fed Başkanı Warsh’un İletişimi
Fed Başkanı Kevin Warsh’un beyanat ile birlikte gerçekleştireceği konuşma ile sorulara vereceği cevaplar, nokta tahmin tablosu ve projeksiyonlarda olduğu gibi sonraki toplantılara ilişkin beklentilerin oluşturulabilmesi için piyasaların odağında olacak. Warsh’un özellikle istihdam ve enflasyon hakkındaki görüşleri ve tonlaması beklentileri şekillendirmede önemli olabilir.
2.5 Toplantı Öncesinde İzlenecek Veriler
Eylül FOMC toplantısına kadar açıklanacak ekonomik veriler, mevcut faiz beklentilerinin yönü açısından belirleyici olacak. Warsh’un Jackson Hole konuşması sonrasında faiz artışı ihtimalinin yükselmiş olması, özellikle enflasyon ve işgücü piyasasına ilişkin gelecek verilerin önemini artırdı. Warsh, enflasyonun 2% hedefine açık ve yeterli hızda ilerlediğine ilişkin güven oluşmaması halinde Fed’in daha fazla çalışma yapması gerektiğini belirtirken, belirli bir toplantıya ilişkin faiz yönlendirmesinde bulunmadı.
Bu nedenle Eylül toplantısına kadar açıklanacak verilerin, piyasanın faiz artışı yönündeki son fiyatlamasını teyit edip etmeyeceği takip edilebilir.
| Tarih | Veri | Önemi |
| 4 Eylül | Tarım Dışı İstihdam (Ağustos) | İşgücü piyasası momentumu |
| 10 Eylül | Ağustos ÜFE | Üretici fiyat baskıları |
| 11 Eylül | Ağustos TÜFE | Toplantı öncesi fiyat gelişmesi |
Özellikle TÜFE verisinin toplantıdan yalnızca birkaç gün önce açıklanacak olması, faiz beklentilerinin toplantı öncesinde yeniden fiyatlanmasına neden olabilir. Dolayısıyla Warsh’un konuşması sonrasında yükselen faiz artışı beklentisinin kalıcı hale gelip gelmeyeceği, büyük ölçüde bu verilerin sonuçlarına bağlı olacak.
2.6 Eylül FOMC Toplantısı
Warsh’un Jackson Hole konuşması sonrasında Eylül toplantısına ilişkin faiz artışı ihtimali belirgin biçimde yükselmiş olsa da, mevcut görünüm tek bir politika sonucuna işaret etmiyor. Fed’in kararında hem enflasyonun seyri hem de işgücü piyasasındaki gelişmeler belirleyici olmaya devam edebilir.
Bu nedenle Eylül toplantısını üç temel senaryo üzerinden değerlendirmek daha uygun olabilir.
Temel Senaryo - Sabit Faiz ve Şahin Ton
Fed’in politika faizini 3,50 - 3,75% aralığında sabit tutması ve enflasyon konusunda temkinli bir iletişim kullanması mevcut koşullarda ana senaryolardan biri.
Bu senaryoyu destekleyen temel unsur, işgücü piyasasında görülen yavaşlama. Temmuz ayında tarım dışı istihdamın azalması ve istihdam verilerinin önceki aylara ilişkin aşağı yönlü revizyonları, Fed’in ek sıkılaşma konusunda daha dikkatli davranmasına neden olabilir.
Bununla birlikte Fed’in faizleri sabit tutması, para politikasının güvercin bir noktaya geçtiği anlamına gelmeyebilir. PCE enflasyonunun hedefin üzerinde kalmaya devam etmesi ve Warsh’un enflasyonun 2% hedefine yeterli hızda ilerlemesi gerektiğine yaptığı vurgu, faiz artışının ilerleyen toplantılarda yeniden gündeme gelebileceğine işaret edebilir.
Kısaca, sabit faiz, ancak enflasyon görünümünde yeterli ilerleme sağlanmadığı sürece ek sıkılaşma ihtimali mesajı bu senaryoyu temsil ediyor.
Olası piyasa etkisi:
- Dolar endeksi: Sınırlı yükseliş veya yatay seyir
- Tahvil faizi: Sınırlı geri çekilme veya yatay seyir
- Altın: Faiz beklentisine bağlı olarak sınırlı destek
- Hisse piyasaları: Kararın sunduğu iletişime bağlı
İkinci Temel Senaryo - 25 Baz Puan Faiz Artışı
Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı, Warsh’un konuşması sonrasında piyasanın daha yüksek olasılıkla fiyatlamaya başladığı ikinci temel senaryo.
28 Ağustos öncesinde yaklaşık 35% seviyesinde bulunan faiz artışı ihtimali, Warsh’un konuşması sonrası yaklaşık 60% seviyesine yükseldi. Kısa vadeli ABD tahvil faizlerinde görülen yükseliş de piyasanın daha yüksek bir politika faizi olasılığını fiyatlamaya başladığını gösteriyor.
Ancak bu fiyatlama tek başına Fed’in faiz artıracağı anlamına gelmiyor. Warsh, enflasyon konusunda daha fazla sıkılaşmanın gerekebileceği ihtimalini açık bıraktı ancak belirli bir toplantı için zamanlama sinyali vermedi.
Faiz artışı senaryosunun güçlenmesi için;
- TÜFE’de yukarı yönlü görünüm
- İstihdam piyasasında direnç
- Ücret baskılarının yüksek seyretmesi
- Finansal koşulların yeteri kadar sıkı görülmemesi gibi unsurların bir araya gelmesi gerekebilir.
Olası piyasa etkisi;
- Dolar endeksi: Yükseliş
- Tahvil faizi: Yükseliş
- Altın: Baskı
- Hisse piyasaları: Özellikle yüksek çarpanlı sektörlerde daha yüksek hissedilebilecek baskı
Güvercin Senaryo - Sabit Faiz ve Güvercin İletişim
Fed’in faiz oranını değiştirmemesinin yanı sıra ekonomik projeksiyonlarda daha düşük bir faiz patikasına işaret etmesi bu tabloyu oluşturuyor. Bu senaryonun güçlenmesi için özellikle işgücü piyasasında belirgin bir zayıflama ve enflasyonun beklentilerin altında kalması gerekebilir.
Örneğin Ağustos istihdam verisinin belirgin biçimde zayıflaması ve 11 Eylül’de açıklanacak TÜFE’nin aşağı yönlü sürpriz yapması, Fed’in faiz artışı yerine bekle - gör yaklaşımını sürdürmesini ve yıl sonuna ilişkin daha düşük faiz patikasını değerlendirmesini destekleyebilir.
Bu durumda da özellikle 2026 sonu nokta tahmin (dot plot) medyanı önem kazanabilir.
Piyasa etkisi;
- Dolar endeksi: Aşağı
- Tahvil faizi: Aşağı
- Altın: Yukarı
- Hisse piyasaları: Yükseliş
Ancak mevcut enflasyon görünümü ve Warsh’un son mesajları dikkate alındığında, bu senaryonun gerçekleşmesi için hem enflasyon hem de işgücü piyasası tarafında belirgin bir iyileşme görülmesi gerekebilir.
2.7 Ekonomik Projeksiyonlar ve Nokta Tahmin Tablosu
Eylül toplantısının piyasa açısından önemli unsurlarından biri yeni projeksiyonlar ve nokta tahmin tablosu olacak. Faiz kararının yanı sıra Fed’in 2026 yılına ilişkin ekonomik projeksiyonlarında yapacağı değişiklikler, para politikasının önümüzdeki dönemdeki yönüne ilişkin daha fazla bilgi sağlayabilir. Tabi özellikle enflasyon ve faiz medyan tahminleri önemli durumda.
Örneğin Fed’in Eylül ayında faizleri sabit tutmasına rağmen nokta tahmin tablosunda daha yüksek bir yıl sonu faiz seviyesi göstermesi kararın piyasa tarafından daha şahin algılanmasına neden olabilir.
Tersi şekilde, faizlerin sabit tutulduğu ve faiz medyanının değişiklik göstermediği bir senaryo, verilerin önemini artırarak belirsizliğin korunmasına neden olabilir.
Dolayısıyla faiz kararı, nokta tahmin tablosu ve projeksiyonlar birlikte ele alınmalı.
2.8 Dolar Endeksi

Dolar endeksi Ağustos’un son çeyreğinde gerçekleştirdiği ve Fed Başkanı Warsh’un açıklamalarıyla ivme kazanın yükselişi sonrası, 20, 50, 100 ve 200 periyotluk üstel hareketli ortalamaların (sırasıyla yeşil, mavi, siyah ve kırmızı) bulunduğu bölgeye dahil oldu. Yön konusunda karışık bir alanda bulunan endeksin 98,44 - 100,44 bandındaki hareketleri takip edilebilir. Bu aşamada daha şahin veya daha güvercin Fed senaryolarına göre, yukarıda sırasıyla 100,44 - 101,45 ve 102,80 dirençlerinin tutumu takip edilebilir. Aşağıda ise 98,44 - 97,40 ve 96,18 destekleri izlenebilir. Tüm bu bariyerler, kırılması halinde ilgili yöndeki maratonu besleme potansiyeli taşıyabilir.
2.9 Sonuç - Özet
Fed’in Eylül toplantısına ilişkin görünüm, son dönemde piyasa fiyatlamasında belirgin bir değişim gösterdi. Özellikle 28 Ağustos’ta Fed Başkanı Kevin Warsh’un Jackson Hole konuşması, Eylül ayında faiz artışı ihtimalinin daha yüksek fiyatlamasına neden oldu. Warsh, enflasyonun 2% hedefine açık ve yeterli hızda ilerlediğine ilişkin güven oluşmaması halinde Fed’in daha fazla çalışma yapması gerektiğini belirtirken, belirli bir toplantı için faiz yönlendirmesinde bulunmadı.
Bu nedenle Eylül toplantısı açısından tek bir politika sonucuna kesin biçimde ağırlık vermek yerine, faiz sabit ve 25 baz puanlık artış senaryolarını birbirine yakın iki temel senaryo olarak değerlendirmek daha sağlıklı olur.
Faiz artışı ihtimalinin yaklaşık 35% seviyesinden 60% seviyesine yükselmesi, piyasanın Warsh’un mesajını belirgin biçimde şahin algılandığını gösterdi. Ancak bu fiyatlama aynı zamanda Eylül kararının ekonomik verilere ne kadar duyarlı olduğunu da ortaya koydu.
Bu nedenle toplantıya kadar açıklanacak 4 Eylül istihdam raporu ve 11 Eylül TÜFE verisi, mevcut fiyatlamanın yönü açısından kritik olacak. Güçlü istihdam ve yüksek enflasyon, faiz artışı ihtimalini daha da güçlendirebilirken, zayıf istihdam ve düşük enflasyon verileri Fed’in faizleri sabit tutma ihtimalini artırabilir.
Warsh’un konuşmasının bir diğer önemli sonucu ise, Fed’in iletişiminde enflasyonun 2% hedefine dönüş hızının daha fazla önem kazanması oldu. Bu nedenle Eylül toplantısında faiz kararı kadar, Fed’in enflasyonun hedefe dönüş sürecine ilişkin güven düzeyi ve bunun 2026 sonu faiz patikasına nasıl yansıtıldığı takip edilmeli.
| Baz senaryo | Faiz sabit, temkinli ve şahin iletişim |
| Alternatif senaryo | 25 bp faiz artışı |
| Güvercin senaryo | Faiz sabit, daha ılımlı faiz patikası |
| Politika tonu | Enflasyon konusunda temkinli |
| En kritik veriler | 11 Eylül TÜFE, 4 Eylül İstihdam |
| En kritik toplantı başlıkları | Faiz, nokta tahmin, projeksiyonlar |
| Ana risk | Warsh sonrası yüksek faiz fiyatlamasının yeni verilerle değişmesi |
3. ECB
3.1 Mevcut Para Politikası
Avrupa Merkez Bankası ECB, 23 Temmuz 2026 tarihli toplantısında üç politika faizini de sabit tuttu. Böylece mevduat faizi 2,25%, ana refinansman faizi 2,40% ve borç verme faizi 2,65% seviyesinde kaldı. ECB Haziran ayında politika faizlerini 25 baz puan artırmıştı.
Temmuz toplantısında ECB, enerji fiyatlarının yüksek ve oynak seyretmeye devam ettiğine dikkat çekerken, enerji şokunun enflasyon üzerindeki nihai etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirtmişti. Bu nedenle para politikası kararlarının veriye bağlı ve toplantı bazında alınmaya devam edeceği vurgulandı. ECB ayrıca belirli bir faiz patikasına önceden bağlı olmadığını açıkça ifade etti.
Bununla birlikte Temmuz toplantı tutanakları, Eylül toplantısı açısından daha şahin bir tablo ortaya koydu. Üyeler, mevcut toplantıda faizleri sabit tutmanın uygun olduğu konusunda uzlaşırken, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme olmadığı sürece Eylül ayında yeni bir faiz artışının gerekli olabileceğini değerlendirmişti. Aynı zamanda kararın Eylül toplantısı için önceden bir taahhüt olarak kabul edilmemesi gerektiği özellikle vurgulanmıştı.
Dolayısıyla Eylül toplantısı yaklaşırken enerji kaynaklı enflasyon baskısının kalıcılığı ile ekonomik aktivitenin bu şok karşısındaki dayanıklılığı arasındaki denge soru işareti olarak kalmaya devam etmişti.
3.2 ECB’nin Karar Mekanizması
ECB’nin Eylül toplantısındaki kararını üç temel başlık üzerinde değerlendirmek gerekiyor;
- Enflasyon ve enerji fiyatları
- Temel enflasyon ve ücretler
- Ekonomik aktivite
Fed’den farklı olarak ECB açısından özellikle enerji şokunun süresi, yoğunluğu ve ekonomiye yayılma derecesi karar fonksiyonunun merkezinde bulunuyor.
3.2.1 Enflasyon ve Enerji Fiyatları
Euro Bölgesi enflasyonu Temmuz ayında yıllık 2,9%’a yükseldi. Haziran ayında 2,8% olan enflasyondaki artışın temel kaynaklarından biri enerji fiyatları oldu. Temmuz ayında enerji fiyatlarının yıllık artışı 10% seviyesine ulaşırken, hizmet enflasyonu 3,3%’e yükseldi.
Bu görünüm ECB açısından özellikle önemli olmaya devam ediyor. Çünkü enerji şoku yalnızca manşet enflasyonu değil, dolaylı ve ikinci tur etkiler yoluyla daha kalıcı fiyat baskılarını da artırma potansiyeline sahip.
ECB’nin Temmuz toplantı tutanaklarında da enerji şokunun yoğunluğu, süresi ve ikinci tur etkilerinin yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bununla birlikte mevcut enflasyon görünümünü yalnızca enerji fiyatları üzerinden değerlendirmek yeterli olmaz. Hizmet enflasyonunun 3%’ün üzerinde kalması enerji şokunun ekonominin diğer alanlarına ne ölçüde yayıldığının da takip edilmesini gerektiriyor.

3.2.2 Çekirdek Enflasyon ve Ücretler
ECB açısından önemli soru, enerji fiyatlarındaki yükselişin çekirdek enflasyonda kalıcı biçimde yansıyıp yansımayacağı olacak. Temmuz ayında hizmet enflasyonunun 3,3% seviyesine yükselmesi, fiyat baskılarının yalnızca enerji kalemiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte ücret tarafında daha dengeli bir görünüm bulunuyor.
ECB’nin Temmuz sonunda yayımladığı ücret takip göstergesi, 2026 yılında müzakere edilmiş ücret artışlarının yaklaşık 2,3% seviyesinde gerçekleşeceğine, 2027’nin ilk çeyreğinde ise 2,7% seviyesine yükselebileceğine işaret ediyor. ECB ayrıca şirket ve ücret göstergelerinin ücret baskılarında önceki yıllara kıyasla daha ılımlı bir görünüme işaret ettiğini belirtti. Dolayısıyla hizmet enflasyonu ile ücretler tarafındaki ayrışma enerji şokunun çekirdek enflasyona ne ölçüde yayıldığının değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor diyebiliriz.

3.2.3 Ekonomik Aktivite
Euro Bölgesi ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda 0,4% büyüdü. İlk çeyrekte büyümenin yatay kalmasının ardından gelen bu sonuç, ekonomik aktivitenin enerji şokuna rağmen direnç gösterdiğine işaret etti. Yıllık büyüme ise 1% seviyesinde gerçekleşti.
İşgücü piyasasında da ikinci çeyrekte istihdam 0,1% arttı. Bu durum, enerji fiyatlarındaki yükselişin şu aşamada Euro Bölgesi ekonomisinde belirgin bir daralma yaratmadığını gösteriyor. Ancak ECB açısından büyümenin mevcut seviyesinden çok, enerji maliyetlerindeki yükselişin önümüzdeki dönemde tüketim, yatırımlar ve reel gelir üzerindeki etkisi daha önemli. Bu nedenle de temel soru, enerji şokunun enflasyonu yükseltirken ekonomik aktiviteyi ne ölçüde yavaşlatacağı olacak.
3.3 ECB’nin Para Politikası İletişimi ve Konseyde Ayrışma
ECB’nin iletişimi Fed’den önemli ölçüde farklı konumda bulunuyor. ECB belirli bir toplantı için önceden faiz yönlendirmesi konusunda daha az ve hatta yok denecek kadar yönlendirme kullanırken, kararların toplantı bazında olacağını vurguluyor. Temmuz toplantısında da bu yaklaşım korundu.
Bununla birlikte Temmuz toplantı tutanakları, Eylül açısından önemli bir ayrıntıyı da ortaya çıkardı. Üyeler mevcut toplantıda faizleri sabit tutma konusunda uzlaşırken, enflasyon görünümünde anlamlı bir iyileşme olmadığı sürece Eylül ayında bir faiz artışının gerekli olabileceği görüşünü dile getirdi. Buna karşılık kararın Eylül toplantısı için önceden taahhüt içermemesi gerektiğini de vurguladı.
Özetle faizler sabit tutuldu, ancak enflasyon görünümü belirgin şekilde iyileşmezse Eylül ayında yeni bir artış ihtimali açık bırakıldı.
3.4 Eylül Toplantısı
ECB’nin Eylül toplantısı 9 - 10 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek. İkinci günün sonunda açıklanacak karar ile birlikte Başkan Christine Lagarde da basın karşısına geçecek.
Faiz Kararı
Mevcut durumda ECB’nin mevduat faizi 2,25% seviyesinde bulunuyor. Swap piyasaları 31 Ağustos itibarı ile Eylül ayında 25 baz puanlık faiz artırımına neredeyse kesin ihtimal olarak fiyatlıyor. Ancak özellikle Eylül artışının enflasyon risklerini yönetmek amaçlı gerçekleşeceği, fakat sonrasındaki süreçte yeni bir artışa ilişkin sinyal verme konusu belirsiz durumda.
Ancak ECB’nin Temmuz tutanakları da, artışın toplantı öncesinde taahhüt edilmediğini gösteriyor. Bu nedenle 1 Eylül’de açıklanacak Ağustos enflasyon verisi ve toplantı öncesindeki yeni ekonomik projeksiyonlar beklentileri net olarak yön değişikliğine uğratmasa bile değiştirebilir.

3.4.1 Eylül Toplantısı
Eylül ayında 25 baz puanlık artış gerçekleşmesi halinde toplantının ardından verilecek mesaj, kararın kendisinden daha önemli olabilir. Çünkü bazı kurumlarda olası bir artırım ardından yetkililerin ek bir faiz artışı sinyali vermek konusunda isteksiz olduğu iddiaları yer alıyor. Bunun temel nedeni de, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin hala 2% civarında sabit kalması ve enerji şokunun ekonomideki etkisinin henüz tam olarak netleşmemiş olması.
Bu nedenle artışa ek olarak, bunun tek seferlik olup olmayacağı mesajı belirleyici olacak gibi görünüyor.
3.5 Toplantıya Kadar Takip Edilecek Veriler
ECB’nin Eylül kararından önce açıklanacak en önemli veri 1 Eylül’deki Ağustos enflasyon verisi olacak. Temmuz ayında Euro Bölgesi enflasyonu 2,9%’a yükselmiş, enerji enflasyonu 10%’a ulaşmış ve hizmet enflasyonu 3,3% seviyesinde gerçekleşmişti. Bu nedenle Ağustos verisi, enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısının devam edip etmediği ve çekirdek enflasyonun ne ölçüde etkilendiği açısından kritik olabilir.
Burada enerji fiyatı ile hizmet enflasyonu arasındaki ayrışma özellikle önemli. Enerji enflasyonunun yükselmesine rağmen hizmet enflasyonunun gerilemesi, şokun daha çok geçici olduğu görüşünü destekleyebilir. Tersi durumda da ECB’nin daha uzun süre sıkı kalması gerekebilir.
3.6 Eylül ECB Senaryo Analizi
Baz Senaryo - 25 Baz Puan Faiz Artışı
ECB’nin Eylül toplantısında mevduat faizini 25 baz puan artırarak 2,50%’ye yükseltilmesi baz senaryo olarak değerlendiriliyor.
Bu beklentinin temelinde üç gerekçe bulunuyor;
- Euro Bölgesi enflasyonunun 2% hedefinin belirgin şekilde üzerinde olması
- Enerji fiyatlarının yukarı yönlü enflasyon riski oluşturması
- ECB’nin Temmuz toplantısında verdiği mesajlarda yeni bir faiz artışına açık kapı bırakması
Temmuz tutanaklarında üyelerin, enflasyon görünümünde anlamlı bir iyileşme olmadığı sürece Eylül’de artışın gerekli olabileceğini değerlendirmesi de bu senaryoyu desteklemekte.
Ancak bu senaryoda asıl soru faiz artışından sonra ne olacağı. Bu aşamada da artışın ardından yeni bir artış konusunda sınırlı yönlendirme beklentisi öne çıkıyor. Bu durumda ECB, enerji kaynaklı enflasyon risklerini kontrol altına almak amacıyla faizleri artırırken, ekonomik aktivite üzerindeki baskının artması nedeniyle sonraki toplantılar için açık bir sıkılaşma taahhüdünde bulunmayabilir.
Alternatif Senaryo - 25 Baz Puan Faiz Artışı ve Şahin Tonda Belirginlik
Ağustos enflasyonunun beklentilerin belirgin şekilde üzerinde gelmesi ve özellikle enflasyonun yüksek olması halinde ECB, Eylül’de 25 baz puanlık artışın ardından ek faiz artışlarının da mümkün olduğunu vurgulayabilir.
Bu durumda faiz artışının ardından 2026 sonu ve 2027 faiz beklentileri de yukarı taşınabilir.
Böyle bir senaryoda;
- Euro: Yükseliş
- Euro Bölgesi tahvil faizleri: Yükseliş
- Avrupa hisse piyasası: Düşüş
yönünde bir sonuç ortaya çıkabilir.
Güvercin Senaryo - Faizin Değişmemesi
ECB’nin Eylül ayında faizleri sabit tutması daha düşük olasılıklı olmakla birlikte tamamen dışlanmıyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi için özellikle Ağustos ayında enflasyonun kesin şekilde beklentilerin altında kalması, çekirdek enflasyon ve hizmet fiyatlarında aşağı yönlü hareket görülmesi ve enerji şokunun ekonomik aktivite üzerinde beklenenden daha güçlü bir baskı oluşturduğuna ilişkin işaretlerin ortaya çıkması gerekir. Bu durumda ECB, Haziran’daki faiz artışının arıdndan yeni bir artış yapmadan önce daha fazla veri beklemeyi tercih edebilir.
Bu senaryoda;
- Euro: Düşüş
- Tahvil faizleri: Düşüş
- Avrupa hisseleri: Yükseliş
yönlü hareketler görebiliriz.
Ancak mevcut piyasa fiyatlaması ve ECB’nin Temmuz toplantı tutanakları dikkate alındığında bu senaryonun gerçekleşmesi için Ağustos enflasyonunda belirgin bir aşağı yönlü sürpriz gerektiği unutulmamalı.
| Faiz Kararı | Ton | Ana Koşul | Etki |
| 25 bp artış | Temkinli - şahin | Enflasyon yüksek, enerji riski sürüyor | Euro’da yükseliş
Tahvil faizinde yükseliş |
| 25 bp artış | Belirgin şahin | Hizmet enflasyonu ve Ağustos TÜFE yüksek | Euro’da ve tahvil faizinde daha sert yükseliş |
| Sabit | Güvercin | Ağustos enflasyonunda sert yavaşlama | Euro’da ve tahvil faizlerinde düşüş |
3.7 EURUSD

EURUSD paritesi dolar endeksindeki Ağustos sonlarındaki maratona düşüşle eşlik etse de, önceki dönem yükselişi nedeniyle henüz ortalamaların tamamı desteğini kaybetmiş değil. 20, 50, 100 ve 200 periyotluk üstel hareketli ortalamaların desteklediği 1,1500 - 1,1572 desteği ve üzerinde fiyatlamalar sürdükçe yukarı yönlü görünüm korunabilir. Fed’in daha şahin olacağı beklentisiyle birlikte 1,1500 altındaki fiyatlamalar günlük kapanışlarla desteklendiği takdirde 1,1353’e yönelik fiyatlamalar görülebilir.
3.8 Sonuç - Özet
ECB’nin Eylül toplantısına ilişkin temel görüşümüz, mevduat faizinin 25 baz puan artırılması ve 2,50% seviyesine yükseltilmesi yönünde. Euro Bölgesi enflasyonunun Temmuz ayında 2,9%’a yükselmesi, enerji enflasyonunun 10% seviyesine ulaşması ve hizmet enflasyonunun 3,3% seviyesinde kalması, ECB’nin fiyat istikrarı açısından karşı karşıya olduğu yukarı yönlü risklerin devam ettiğini gösterdi.
Bununla birlikte ECB’nin politika görünümü Fed’den farklı olarak yalnızca enflasyon seviyesine değil, enerji şokunun süresine ve ekonominin geri kalanına yayılma derecesine bağlıdır. Ücret baskılarının daha kontrollü seyretmesi ve ikinci çeyrekte Euro Bölgesi ekonomisinin 0,4% büyümesi, ECB’nin ek sıkılaşma konusunda sınırlı bir alana sahip olmadığını gösteriyor.
Bu nedenle Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışını temel senaryo olarak görürken, toplantı sonrasındaki iletişimin yeni artışlardan ziyade mevcut artışın enflasyon görünümünü kontrol altına almak için yeterli olup olmadığına odaklanmasını bekleyebiliriz.
Piyasa fiyatlaması şu aşamada Eylül artışını büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Bu nedenle toplantı sonrasında Euro ve Euro Bölgesi tahvil faizleri açısından asıl fiyatlama riski, kararından kendisinden çok ECB’nin ek faiz artışlarına ilişkin iletişiminden kaynaklanabilir.
| Baz senaryo | 25 bp faiz artışı |
| Politika tonu | Temkinli - şahin |
| Şahin risk | Ek faiz artışına açık kapı bırakılması |
| Güvercin risk | Ağustos’ta düşük enflasyon |
| Kritik veri | Ağustos TÜFE |
| Kritik gösterge | Hizmet TÜFE’si |
| En önemli unsur | Eylül ardından faiz patikası mesajı |
| Ana risk | Piyasa tek artış fiyatlarken ECB’nin döngüye işaret etmesi |
4. BoJ
4.1 Mevcut Para Politikası
Japonya Merkez Bankası BoJ, 30 - 31 Temmuz tarihli toplantısında politika faizini 1% seviyesinde sabit tutmuştu. Karar 1’e karşı 8 oyla alınırken, yönetim kurulu üyesi Takata faiz oranının 25 baz puan artırılarak 1,25%’e çıkarılmasını önermişti.
BoJ’un Temmuz toplantısında faizleri sabit tutmasına rağmen politika iletişimi, normalleşme sürecinin sona erdiğine işaret etmedi. Banka, ekonomik aktivite ve fiyatların görünümü ile finansal koşullara bağlı olarak politika faizini kademeli biçimde artırmaya devam edebileceğini belirtti. Özellikle çekirdek enflasyonun 2% civarında istikrar kazanması, politika normalleşmesinin zamanlaması açısından temel kriter olarak öne çıkıyor.
Temmuz ayında yayımlanan BoJ Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2026 mali yılı için reel GSYH büyümesi 0,6%, taze gıda hariç TÜFE artışı ise 2,5% olarak öngörüldü. Banka ayrıca çekirdek enflasyonun 25 hedefinin üzerine çıkma riski bulunduğuna da dikkat çekti.
Bu nedenle Eylül toplantısına yaklaşılırken temel politika ikilemi enflasyon ve ücret dinamiklerinin faiz artışını gerektirecek kadar kalıcı hale gelmesi için ekonomik aktivitenin ve iç talebin daha yüksek faizleri kaldırabilmesi arasındaki denge olacak.
4.2 BoJ’un Karar Mekanizması
BoJ’un Eylül kararını dört temel başlık üzerinde değerlendirebiliriz;
- Enflasyonun temel eğilimi
- Ücret ve gelir dinamikleri
- Yen
- Ekonomik aktivite ve finansal koşullar
Boj açısından özellikle yenin seyri diğer merkez bankalarından daha önemli bir değişken konumundadır. Yenin değer kaybetmesi ithalat maliyetlerini yükseltirken, enerji fiyatlarındaki artışla birlikte tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor.
4.2.1 Enflasyon
BoJ’un para politikası açısından temel sorun, yüksek enflasyonun geçici fiyat şoklarından mı yoksa ekonominin daha kalıcı bir fiyatlama dinamiğine geçmesinden mi kaynaklandığı. Temmuz Ekonomik Görünüm Raporu’nda BoJ, çekirdek enflasyonun 2% hedefinin üzerinde kalma riskine dikkat çekerken, özellikle firmaların ücret ve fiyat belirleme davranışlarının daha yüksek enflasyona kayması ve orta - uzun vadeli enflasyon beklentilerinin yükselmesi ihtimalini yukarı yönlü risk olarak değerlendirdi.
Bu nedenle BoJ tarafında manşet enflasyondan çok çekirdek enflasyonun 2% civarında sürdürülebilir hale gelip gelmediği önemli olacak.
BoJ’un Temmuz raporunda 2026 mali yılı için taze gıda hariç TÜFE tahmini 2,5%, 2027 mali yılı için 2,4% ve 2028 mali yılı için 2% seviyesinde belirtildi. Bu patika, enflasyonun orta vadede hedefe yaklaşacağı ancak kısa vadede hedefin üzerinde kalacağı bir görünümü ortaya koyuyor.

4.2.2 Ücretler ve Enflasyonun Kalıcılığı
BoJ’un normalleşme sürecinin temel unsurlarından biri ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkisi. Japonya’da ücret artışlarının fiyatlara ve tüketim harcamalarına kalıcı biçimde yansıyıp yansımadığı, BoJ’un enflasyonun sürdürülebilirliği konusundaki değerlendirmesini belirleyecek.
BoJ’un Temmuz görünümünde de firmaların ücret ve fiyat belirleme davranışlarının daha yüksek ücret ve fiyata artışlarına kayabileceği riskine dikkat çekildi. Bu nedenle BoJ açısından önemli olan yalnızca nominal ücretlerin artması değil, ücret artışının harcanabilir gelir yoluyla tüketim ve fiyatlama davranışına nasıl ulaştığı olacak.

4.2.3 Yen ve İthalat Enflasyonu
BoJ’un Eylül toplantısında takip edilmesi gereken üçüncü unsur yenin seyri olacak. Yendeki değer kaybı, Japonya’nın yüksek enerji ithalatı nedeniyle enflasyon üzerinde diğer gelişmiş ekonomilere kıyasla daha hızlı bir geçişkenlik yaratabiliyor. Ayrıca ihracat ağırlığı nedeniyle zayıf yenin iç tarafta dolaylı parasal genişleme etkisi oluşturabildiği biliniyor.
27 Ağustos'ta BoJ Başkan yardımcısı Himino, Japon ekonomisini etkileyen dört temel unsur arasında Orta Doğu kaynaklı petrol fiyatları, küresel yapay zeka talebi, döviz kurları ve finansal koşulları özellikle öne çıkardı. Himino, yenin değer kaybının fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını belirtti. Bu konu, son dönemde yenin yeniden zayıflaması nedeniyle daha da önem kazandı.
Japonya ve ABD’nin Temmuz sonunda gerçekleştirdiği ortak döviz müdahalesi sonrasında yeni bir miktar toparlansa da, kur üzerindeki baskı tamamen ortadan kalkmadı. Reuters’da yer alan haberde Japonya’nın, Temmuz sonu - Ağustos sonu arasında yenin değer kaybını sınırlamak amacıyla yaklaşık 15,4 trilyon yen tutarında müdahalede bulunduğu iddia edildi. Dolayısıyla BoJ açısından kur dinamiği iki kanatta önem taşıyor; ithalat maliyetleri ve yol açtığı enflasyon ortamı. Tabi bunun yanında zayıf yenin ihracat rekabetçiliği ve şirket karları ile büyümeye destek olduğu da bir gerçek.

4.2.4 Ekonomik Aktivite
BoJ’un Temmuz görünümünde Japonya ekonomisinin 2026 mali yılında 0,6%, 2027 mali yılında 0,8% ve 2028 mali yılında 0,8% büyümesi öngörülüyor. Banka, ekonomik aktivitenin ılımlı biçimde büyümeye devam edeceğini ancak büyüme hızının önceki döneme kıyasla yavaşlayabileceğini değerlendiriyor.
Ekonomik aktivite açısından BoJ’un karşı karşıya olduğu temel risk, yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu artırırken reel getirileri ve tüketimi zayıflatması. 27 Ağustos’taki konuşmasında Himino da Orta Doğu kaynaklı petrol fiyatı artışlarının ekonomi üzerinde aşağı yönlü, ancak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını belirtti. Buna karşılık küresel yapay zeka talebinin Japon ekonomisi ve fiyatlar üzerinde destekleyici etkisi olduğunu ifade etti.
Dolayısıyla ekonomide yukarı yönlü enflasyon riski, destekleyici ücret artış hızı, enflasyon riski oluşturan yen değeri ve petrol düzeylerinin belirsizlikleri temsil ettiği söylenebilir.
4.3 Görüş Ayrılıkları
Temmuz toplantısı BoJ içerisindeki politika ayrışmasının Eylül toplantısı açısından önemli olduğunu gösterdi. Yönetim Kurulu kararı 1’e karşı 8 oyla alındı ve Hajime Takata politika faizinin 1,25%’e yükseltilmesini önerdi. Takata’nın gerekçesi, yurt dışındaki gelişmelerden kaynaklanan talep şoklarının fiyatlar üzerindeki yukar ıyönlü riskleri ve yurt dışı finansal koşullardaki değişimleri dikkate alarak BoJ’un daha çevik davranması gerektiği yönündeydi.
Bu gelişmelerle birlikte BoJ içinde iki temel yaklaşım görülüyor.
Şahin Yaklaşım
- Enflasyon 2% hedefinin üzerinde seyrediyor.
- Ücret ve fiyatlama davranışları daha kalıcı hale geliyor.
- Yenin zayıf seyri ithalat maliyetlerini artırıyor.
- Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon riskini artırıyor.
- Geç kalınmış bir faiz artışı daha sonra daha hızlı sıkılaşma gerektirebilir.
Temkinli Yaklaşım
- Ekonomik büyüme hala sınırlı
- Enerji fiyatları reel gelirler üzerinde baskı yaratabilir.
- Küresel ticaret ve jeopolitik belirsizlikler yüksek.
- Daha yüksek faiz iç talebi zayıflatabilir.
- Enflasyonun bir bölümü arz ve ithalat kaynaklı olabilir.
Bu nedenle Temmuz’daki oy dağılımı, Eylül toplantısında faiz artışı konusundaki görüş ayrılığının daha yakından izlenmesi gerektiğini gösterdi.
4.4 Eylül Toplantısı
BoJ’un Eylül toplantısı 17 - 18 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek. Eylül toplantısı, Haziran ayında gerçekleştirilen 25 baz puanlık artışın ardından BoJ’un normalleşme sürecini ne hızda sürdüreceğine ilişkin önemli bir test olacak.
Faiz Kararı
Piyasa beklentileri son dönemde belirgin şekilde değişerek BoJ’un Eylül toplantısında faiz artırmasını ağırlıklı senaryo olarak değerlendirmeye başladı. Daha önceki dönem faiz artırımı neredeyse fiyatlanmıyordu.
Ancak burada diğer bankalardan farklı olarak BoJ için faiz artışının kendisi kadar normalleşme hızına ilişkin yönlendirmesi de önemli.

4.4.1 Faiz Artışının Niteliği
Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı gerçekleşmesi halinde toplantının ardından verilecek mesaj kritik olacak. İki temel politika mesajı ortaya çıkabilir; artış ardından kademeli normalleşme veya artış ardından daha hızlı sıkılaşma sinyali. İkinci senaryo, yenin zayıflamaya devam etmesi ve enflasyonun hedefin üzerinde kalması halinde daha olası hale gelebilir. Ancak BoJ’un büyüme görünümünü de dikkate alması nedeniyle faiz artışlarının daha hızlı bir döngüye dönüşeceği gibi açık bir taahhütte bulunması beklenmemeli.
Bu nedenle Eylül toplantısında faiz artırımından çok ne mesaj verildiğini izliyor olacağız.
4.5 Toplantıya Kadar İzlenecek Veriler
Japonya açısından bakıldığında diğer ekonomilerden farklı olarak enflasyon - ücret ikilisinin dışında yen değişimleri de yakından takip ediliyor olacak. Dolayısıyla ABD tarafındaki gelişmeleri de bu kategoriye dahil edebiliriz.
4.6 Senaryo Analizi
Baz Senaryo - 25 Baz Puan Faiz Artışı
BoJ’un Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak 1,25%’e yükseltmesini baz senaryo olarak değerlendiriyoruz. Bunun gerekçeleri ise;
- Enflasyonun 2% hedefi üzerinde kalması
- Ücret ve fiyatlama davranışlarının kalıcılaşma ihtimali
- Yendeki zayıf seyir
- Temmuz toplantısında faiz artışı isteyen Yönetim Kurulu üyesinin bulunması
- Piyasa fiyatlaması
Ancak bununla birlikte faiz artışının yanı sıra BoJ’un kademeli normalleşme mesajı vermesi de beklenebilir.
Alternatif Senaryo - Faiz Artışı ve Daha Şahin Politika
Enflasyonun beklentilerin üzerinde kalması, yenin yeniden sert değer kaybetmesi ve ücret artışlarının güçlü seyretmesi halinde BoJ faiz artışının ardından daha hızlı bir normalleşme sinyali verebilir.
Bu durumda yalnızca Eylül artışı değil, 2026 sonu ve 2027 faiz beklentileri de yukarı revize edilebilir. Bu senaryoda
- Yen’de değer kazanımı
- Japon tahvil faizlerinde yükseliş
- USDJPY paritesinde düşüş
- Japon hisse piyasasında düşüş izlenebilir.
Güvercin Senaryo - Faiz Sabit
BoJ’un Eylül toplantısında faizleri sabit bırakması daha düşük olasılıklı bir senaryo. Bunun gerçekleşmesi için,
- Ekonomik aktivitenin belirgin şekilde zayıflaması
- Hanehalkı tüketiminin baskı altında kalması
- Enerji fiyatlarının reel gelirleri daha fazla sıkıştırması
- Enflasyonun aşağı yönlü sürpriz yapması
- Yenin değer kaybının enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kalması
gibi gelişmelerin görülmesi gerekebilir.
Bunun piyasa etkisi ise;
- Yen’de düşüş
- USDJPY’de yükseliş
- Tahvil faizlerinde düşüş
- Japon hisselerinde yükseliş
şeklinde karşımıza çıkabilir.
Özetle;
| Faiz Kararı | Ton | Koşul | Etki |
| 25 bp artış | Kademeli - şahin | Enflasyon, ücretler ve yen | Yen ve tahvil getirilerinde yükseliş |
| 25 bp artış | Daha şahin | Enflasyon ve yen kaynaklı artan baskı | Yen ve tahvil getirilerinde daha sert yükseliş |
| Sabit | Temkinli | Zayıf büyüme ve gerileyen enflasyon | Yen ve tahvil faizlerinde düşüş |
4.7 Sonuç - Özet

USDJPY paritesi ABD - Japonya hazinelerinin ortak müdahalesi ile 164 bölgesinden gördüğü baskı ardından, 200 periyotluk üstel hareketli ortalamanın da (mavi) desteklediği 156,30 - 158,00 alanından destek gördü ve yukarı yönlü görünümünü korudu. Bu bölge destek rolünü korudukça yukarı yönlü görünüm sürebilecek olsa da, ivme kazanımı açısından 160,45’in üzerindeki günlük kapanışlar ile bir önceki zirve olan 164 direncinin kırılması gerekebilir. 156,30 altındaki günlük kapanışlar ise paritede düzeltmenin derinleşmesine olanak tanıyabilir.
4.8 Sonuç - Özet
BoJ’un Eylül toplantısına ilişkin temel görüş, politika faizinin 25 baz puan artırılarak 1,25% seviyesine yükseltilmesi yönünde. Bu beklentiyi destekleyen temel unsurlar, enflasyonun 2% hedefinin üzerinde kalması ve yendeki zayıf seyri ile ücret - fiyatlama davranışlarında kalıcılık riski olarak görülüyor.
Bununla birlikte BoJ’un normalleşme sürecinin hızını yalnızca enflasyon belirlemeyecek. Ekonomik aktivite, hane halkı tüketimi, reel gelirler ve enerji maliyetlerinin büyüme üzerindeki etkisi de faiz kararının önemli parçaları olmaya devam edecek. BoJ’un Temmuz görünümünde 2026 mali yılı büyüme tahmininin 0,6% seviyesinde olması, Banka’nın faiz artışlarının ekonomik aktivite üzerindeki etkisini göz ardı etmediğini gösteriyor.
Bu nedenle Eylül ayında 25 baz puanlık artış gerçekleşmesi halinde bunu agresif bir sıkılaştırma döngüsü başlangıcı olarak değerlendirmek için önce nasıl bir çerçeve sunulacağını görmeliyiz. Özellikle yenin zayıf seyri burada önemli bir risk oluşturuyor.
Tüm bu gelişmelerle birlikte Eylül toplantısında ana beklentis 25 bp faiz artırımı ve kademeli normalleşme mesajı şeklinde.
| Baz senaryo | 25 bp faiz artışı |
| Ton | Kademeli - şahin |
| Şahin yönlü risk | Daha hızlı normalleşme patikası |
| Güvercin risk | Faiz artışının ertelenmesi |
| Kritik göstergeler | TÜFE, ücretler ve yen |
| En kritik toplantı maddesi | Sonraki faiz adımına ilişkin mesaj |
| Ana risk | Yen’deki zayıflık nedeniyle BoJ’un daha hızlı sıkılaşmak zorunda kalması |
5. BoE
5.1 Mevcut Para Politikası
İngiltere Merkez Bankası BoE, 29 Temmuz 2026 tarihinde sona eren toplantısında politika faizini 3,75% seviyesinde sabit tuttu. Karar 3’e karşı 6 oyla alınırken, Megan Greene, Catherine L Mann ve Huw Pill 25 baz puanlık faiz artışı yönünde oy kullanmıştı.
BoE’nin Temmuz toplantısındaki temel değerlendirmesi, enflasyonun önceki döneme kıyasla gerilemesine rağmen enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yılın ilerleyen bölümünde yeniden artabileceği yönündeydi. Haziran ayında 2,6% seviyesinde bulunan TÜFE, enerji fiyatlarının etkisiyle yılın ilerleyen döneminde yükselme riski taşıyor.
Bununla birlikte BoE, enerji fiyatlarının doğrudan para politikasıyla kontrol edilemeyeceğini ve asıl politika sorusunun enerji şokunun ikinci tur etkiler yoluyla ücret ve fiyatlama davranışlarına yerleşip yerleşmeyeceği olduğunu vurguladı. Temmuz toplantısında şu aşamada ikinci tur etkilere ilişkin çok az kanıt bulunduğu belirtildi. Dolayısıyla enerji kaynaklı enflasyonun geçici kalması ile üretim - fiyatlama davranışları üzerinde kalıcı enflasyon baskısına dönüşme arasındaki denge takip ediliyor diyebiliriz.
5.2 BoE’nin Karar Mekanizması
BoE’nin Eylül kararını üç temel başlık üzerinden değerlendireceğiz;
- Enflasyon ve enerji fiyatları
- Ücretler ve ikinci tur etkiler
- İşgücü piyasası ve ekonomik aktivite
BoE açısından özellikle ikinci tur etkiler kritik öneme sahip. Çünkü enerji fiyatlarındaki ilk artışa doğrudan para politikası ile müdahale etmenin mümkün olmadığı varsayıldı. Buna karşılık daha yüksek enflasyonun ücret taleplerine ve şirketlerin fiyatlama davranışlarına yansıması, para politikasının doğrudan tepki vermesi gereken bir durum yaratabilir.
5.2.1 Enflasyon ve Enerji Fiyatları
İngiltere’de enflasyon Haziran ayında 2,6% seviyesinde bulunurken, Temmuz ayında 2,9%’a yükseldi. Böylece enflasyon BoE’enin 2% hedefinin üzerinde kalmaya devam etti.
BoE’nin Temmuz projeksiyonunda enerji fiyatlarındaki yükselişin yılın ikinci yarısında enflasyonu yeniden yukarı taşıması bekleniyor. Bunun temelinde hem enerji fiyatlarının hane halkı faturalarına doğrudan yansıması hem de daha yüksek enerji maliyetlerinin şirketler aracılığıyla tedarik zincirlerine aktarılması bulunuyor.
Ancak BoE’nin değerlendirmesinde kritik nokta, manşet enflasyonun yükselmesinden çok söz konusu yükselişin enflasyonun orta vadeli görünümünü kalıcı biçimde bozup bozmayacağı.
Temmuz toplantı tutanaklarında Para Politikası Kurulu üyeleri, enerji şokunun daha uzun sürmesi halinde ikinci tur etkilerin ortaya çıkma riskinin artabileceğini belirtti. Buna karşılık mevcut verilerde bu etkilerin henüz belirginleştiğine dair sınırlı kanıt bulunuyor.

5.2.2 Ücretler ve İkinci Tur Etkiler
BoE açısından Eylül toplantısının en önemli konularından biri ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkisi olacak. Temmuz toplantısında Para Politikası Kurulu, önceki dönemde devam eden dezenflasyon sürecinde ücret artışlarındaki yavaşlamanın ve daha gevşet işgücü piyasasının önemli rol oynadığını değerlendirmişti. Ancak enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi, çalışanların reel gelir kaybını telafi etmek amacıyla daha yüksek ücret taleplerinde bulunmasına ve şirketlerin artan maliyetleri fiyatlara yansıtmasına neden olabilir.
BoE’nin Temmuz para politikası raporunda 2026 yılı için ortalama ücret artışlarının yaklaşık 3,5% seviyesinde gerçekleştiği, 2027’ye ilişkin bazı göstergelerin ise enerji şokunun ücret pazarlığı üzerindeki olası etkileri nedeniyle yakından takip edilmesi gerektiğini belirtmişti. Dolayısıyla burada kritik soru yüksek enerji enflasyonunun ücret pazarlıklarına ve şirketlerin fiyatlama davranışına ne kadar yansıyacağı olacak.

5.2.3 İşgücü Piyasası ve Ekonomik Aktivite
BoE’nin Temmuz toplantısında işgücü piyasasının gevşemeye devam ettiği ve ekonomik talebin yumuşak seyrettiği değerlendirildi. Bu görünüm, enerji kaynaklı enflasyonun ikinci tur etkilerini sınırlayan temel unsurlardan biri olarak görülüyor.
Daha gevşet işgücü piyasası, şirketlerin ücret artışlarını ve fiyatlama davranışlarını sınırlarken, aynı zamanda BoE’nin faizleri daha fazla artırması halinde ekonomik aktivite üzerindeki maliyetin artabileceğini gösteriyor.
Dolayısıyla gevşeyen işgücü piyasasının ücret ve enflasyon üzerindeki oluşturduğu risk ile ekonomik aktivite üzerinde oluşturduğu riskin ölçülmesi kritik hale geliyor.
5.3 Para Politikası Kurulu İçerisindeki Görüş Ayrışması
Faizin sabit tutulmasını isteyenler
6 üye mevcut 3,75% seviyesinin enerji şokunun yarattığı yukarı yönlü enflasyon risklerine karşı yeterli sigorta sağladığını değerlendirdi. Bunun temelinde de;
- İşgücü piyasasının gevşemesi
- Ücret artışlarının yavaşlaması
- Dezenflasyon sürecinin devam etmesi
- İkinci tur etkilerine ilişkin henüz sınırlı kanıt bulunması yer alıyor.
Faiz artışı isteyenler
3 üye 25 baz puanlık faiz artışı tercih etti. Bu üyelerin temel kaygısı, enerji şokunun ücret ve fiyatlama davranışlarına gecikmeli biçimde yansıması ve enflasyonun daha kalıcı hale gelmesi.Özellikle Pill, ikinci tur etkilerin henüz açık biçimde ortaya çıkmamış olmasının bu riskin olmadığı anlamına gelmediğini vurgulamıştı.
Dolayısıyla kurul içindeki temel ayrışmada mevcut politika duruşunun enerji şokunu absorbe etmek için yeterli olup olmadığı sorusu da pay sahip.
5.4 Eylül Toplantısı
BoE’nin Eylül toplantısı 17 Eylül tarihinde gerçekleşecek. Toplantı Temmuz kararındaki 3’e karşı 6 oy dağılımının ardından BoE içindeki görüş ayrılığının nasıl geliştiğini görmek açısından önem taşıyor.
Faiz Kararı
Mevcut piyasa fiyatlaması Eylül ayında faiz artışı ihtimalinin oldukça düşük olduğunu gösteriyor. 27 Ağustos itibarıyla piyasa, Eylül toplantısı için 4 baz puan civarında bir sıkılaşma fiyatlıyor. Bu da 25 baz puanlık faiz artırımına yaklaşık 15% ihtimali verildiğini gösteriyor. İlk 25 baz puanlık faiz artışının tamamen fiyatlandığı dönem ise Şubat 2027 olarak görülüyor.
Bu görünüm, piyasanın BoE’nin mevcut 3,75% faiz seviyesinde bir süre daha bekle - gör yaklaşımını sürdürmesini beklediğini gösteriyor. Öte yandan Temmuz toplantısındaki oy dağılımı ve enflasyonun Temmuz ayında 2,9%’a yükselmiş olması, faiz artışı riskinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Dolayısıyla Eylül toplantısı için mevcut piyasa görünümü
Faiz sabit - güçlü baz senaryo
25 bp artış - düşük olasılıklı şahin risk olarak özetlenebilir.

5.4.1 Eylül Kararının Niteliği
Eylül ayında faizlerin sabit tutulması halinde toplantının asıl önemi, BoE’nin sonraki toplantılar için vereceği politika mesajları olacak. Burada da üç farklı iletişim ortaya çıkabilir;
- Faiz sabitken dezenflasyon vurgusuyla birlikte ek sıkılaşma ihtiyacının azalması
- Faiz sabitken enflasyon risklerine vurguyla faiz artışının tamamen masadan kalkmadığı mesajı
- Faizin sabit bırakılmasıyla artışın daha erken bir tarihe çekilmesi
5.5 Toplantıya Kadar Takip Edilecek Veriler
| Tarih | Veri | Önemi |
| 11 Eylül | Temmuz GSYH | Ekonomik aktivite |
| 16 Eylül | Ağustos TÜFE | Toplantı öncesi ana enflasyon |
Bu aşamada özellikle 16 Eylül tarihindeki TÜFE kritik olabilir. Enflasyonun Temmuz ayındaki 2,9% seviyesinden daha da yükselmesi, enerji şokunun beklenenden daha güçlü bir şekilde yansıdığına işaret edebilir. Buna karşılık enflasyonun beklentilerin altında kalması ve ücret baskılarının zayıflaması, BoE’nin faizleri sabit tutma kararını destekleyebilir.
5.6 Eylül Senaryo Analizi
Baz Senaryo - Sabit Faiz ve Temkinli İletişim
BoE’nin Eylül ayında politika faizini 3,75% seviyesinde sabit tutması baz senaryo olarak değerlendiriliyor. Bunu destekleyen gelişmeler;
- İşgücü piyasasının gevşemesi,
- Ücret artışlarının yavaşlaması,
- İkinci tur enflasyon etkilerine ilişkin henüz sınırlı kanıt bulunması,
- Mevcut finansal koşulların zaten sıkılaşmış olması,
- Piyasanın Eylül için yalnızca sınırlı bir faiz artışı fiyatlaması
BoE’nin Temmuz toplantısında da mevcut faiz seviyesinin enerji kaynaklı yukarı yönlü risklere karşı yeterli sigorta sağladığı değerlendirilmişti. Bu senaryoda BoE’nin faizi sabit bırakması ardından dezenflasyon sürecinin devam edip etmediğini izleme yaklaşımını sürdürmesi beklenebilir. Ancak bu aşamada da enflasyonun yılın ilerleyen döneminde yükselmesinin beklenmesi nedeniyle Banka’nın tamamen güvercin bir iletişime geçmesi de beklenmiyor.
Alternatif Senaryo - 25 Bp Faiz Artışı
Eylül ayında 25 baz puanlık faiz artışı düşük olasılıklı ancak göz ardı edilmeyecek bir senaryo. Bu senaryo için gerekçeler;
- Ağustos TÜFE’sinin beklenti üzerinde gelme ihtimali
- Hizmet enflasyonunun yüksek kalması
- Ücret artışlarının yeniden hızlanması
- Enerji fiyatlarının daha uzun süre yüksek kalması
- İkinci tur etkilere ilişkin yeni kanıtların ortaya çıkması
Böyle bir karar mevcut piyasa fiyatlamasına göre sürpriz olacağı için, özellikle tahvil ve sterlin üzerinde belirgin hareket oluşturabilir.
Piyasa etkisi açısından;
- GBP: Yükseliş
- Tahvil getirisi: Yükseliş
- İngiltere hisseleri: Baskı görülebilir.
Güvercin Senaryo - Sabit Faiz ve Gevşeme Sinyali
Enflasyonun beklentilerin altında kalması ve işgücü piyasasındaki zayıflamanın belirginleşmesi halinde BoE mevcut faiz seviyesini korurken daha güvercin bir iletişime yönelebilir. Bu senaryoda piyasa ilk faiz indirimini daha erken bir tarihe çekebilir. Özellikle düşük TÜFE, zayıf ücretler ve zayıf ekonomik aktivite BoE’nin dezenflasyon sürecine daha fazla güven duymasını sağlayabilir.
Piyasa etkisi;
- GBP: Düşüş
- Tahvil faizi: Düşüş
- İngiliz hisseleri: Yükseliş şeklinde olabilir.
| Faiz Kararı | Ton | Temel Koşul | Ana Etki |
| Sabit | Temkinli | Zayıf istihdam ve sınırlı ikinci tur etki | Sakin GBP ve tahvil faizi |
| 25 bp artırım | Şahin | Yüksek TÜFE ve güçlü ücret artışı | Sterlin ve tahvil getirilerinde yükseliş |
| Sabit | Güvercin | Düşük TÜFE ve zayıf ekonomi | Sterlin ve tahvil getirilerinde düşüş |
5.7 GBPUSD

GBPUSD paritesi oldukça geniş bir alana yayılan karışık fiyatlamalar nedeniyle ortalamalar konusunda pek iyi çıkarım sağlamıyor. Ancak 50 (mavi) ve 200 (kırmızı) günlük üstel hareketli ortalamaların kesişimi ile trend çalışmasını birleştirdiğimizde, 1,3432 - 1,3523 desteği ve üzerinde yukarı yönlü görünümün devam etme beklentisinden söz edebiliriz. Kanalın üst sınırı bölgesi Ağustos sonu itibarıyla 1,3717 - 1,3785 seviyeleriyle temsil ediliyor. Düşüşlerde 1,3432 altındaki günlük kapanışlar paritede dolar lehine düzeltmenin derinleşmesine neden olabilir.
5.7 Sonuç - Özet
BoE’nin Eylül toplantısına ilişkin temel görüş, politika faizini 3,75% seviyesinde sabit tutulacağı yönünde. Bu beklentinin temelinde, enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen İngiltere ekonomisinde temel dezenflasyon sürecinin tamamen ortadan kalkmamış olması ve işgücü piyasasının gevşemeye devam etmesi bulunuyor. BoE’nin Temmuz toplantısında da ücret artışlarının yavaşlaması, talebin zayıflaması ve ikinci tur etkilerine ilişkin sınırlı kanıt bulunması, faizlerin sabit tutulması yönündeki görüşü desteklemişti.
Bununla birlikte Temmuz toplantısındaki 6-3 oy dağılımı, Kurul içindeki görüş ayrılığını göstermişti.
Piyasa fiyatlaması ise şu aşamada Eylül ayında faiz artışı ihtimalini oldukça düşük gösteriyor. 31 Ağustos itibarıyla 25 baz puanlık faiz artırımına yaklaşık 15% ihtimal veriliyor. Bu nedenle Eylül toplantısında faiz kararından çok Kurul’un enflasyonun ikinci tur etkilerine ilişkin değerlendirmesi daha önemli olabilir.
Özellikle TÜFE’nin yükselmesine rağmen ücret artışlarının ve hizmet enflasyonunun düşmeye devam etmesi, BoE’nin enerji kaynaklı enflasyon artışını geçici olarak değerlendirmesine ve faizleri sabit tutmasına olanak tanıyabilir.
Buna karşılık yüksek enerji fiyatlarının ücret pazarlıklarına ve şirketlerin fiyatlama davranışlarına yansımaya başlaması, Temmuz’daki üç şahin üyenin görüşünü daha geniş bir Kurul grubuna taşıyabilir.
| Baz senaryo | Sabit faiz |
| Politika tonu | Temkinli |
| Şahin risk | 25 bp artırım |
| Güvercin risk | Düşük büyüme ile güvercin tonlama |
| Kritik veri | Ağustos TÜFE |
| İkinci kritik gösterge | Ücret artışları |
| Kritik toplantı detayı | Oy dağılımı ve ikinci tur enflasyon değerlendirmesi |
| Ana piyasa riski | Enerji şokunun ücret ve fiyatlama davranışlarına sanılandan erken yansıması |