Ağustos Ayı Piyasa Stratejisi: Bilanço Ayrışması ve Makro Gündem Ekseninde Piyasalar
Temmuz 2026 – Borsa Performans Tablosu

Bist100 endeksi Temmuz ayını yüzde 4,70 negatif performans ile 13.458 seviyesinde kapattı. Jeopoltik gelişmelerin gündemde kalmaya devam ettiği bir ayda endeks içerisinde yer alan şirketlerin 35’i pozitif tarafta ayı tamamladı. Temmuz ayı aylık performansları incelediğimizde de, PASEU, EFOR ve ODINE pozitif ayrışan hisseler olarak dikkat çekerken, SKBNK, DSTKF ve OTKAR ise aynı en zayıf performans sergileyen hisseler olarak kaydedilmiştir.
Bist30 endeksi Temmuz ayını yüzde 6,68 negatif performans ile 15.248 seviyesinde kapattı. Jeopoltik gelişmelerin etkili olduğu bir ayda endeks içerisinde yer alan şirketlerin 9’u pozitif tarafta ayı tamamladı. Mayıs ayı aylık performansları incelediğimizde de, TUPRS, ASTOR ve BIMAS pozitif ayrışan hisseler olarak dikkat çekerken, DSTKF, YKBNK ve AKBNK ise aynı en zayıf performans sergileyen hisseler olarak kaydedilmiştir..
Borsa İstanbul içerisinde yer alan sektörlerin Temmuz ayı performanslarını değerlendirdiğimizde, 31 sektör taramasında en iyi performans olarak Kimya Petrol Plastik ve Bilişim dikkat çekerken, en kötü performans Finansal Kiralama Faktoring ve Banka sektörleri olarak kaydedilmiştir.
Ağustos ayına ilişkin değerlendirme yapılacak gündem maddeleri:
→ Yerel ve Küresel Piyasalara İlişkin Strateji Notu
→ Enflasyon ve Faiz Stratejisi
→ 2026 2. Çeyrek Bilanço Dönemi: Sektörel Ayrışma ve Risk Yönetimi
→ Bist100 Genel Görünüm
→ Yeni Ayda Dikkat Çekebilecek Hisseler
Ağustos 2026 – Yerel ve Küresel Piyasalara İlişkin Strateji Notu
Temmuz ayındaki yoğun merkez bankası kararlarının ardından Ağustos 2026, atılan adımların ekonomik aktivite ve piyasa beklentileri üzerindeki yansımalarının takip edileceği bir döneme işaret etmektedir. Yeni ayda dışarıda Fed, ECB, BoE ve BoJ gibi büyük merkez bankalarının, içeride ise TCMB toplantısının bulunmaması; enflasyon, istihdam ve büyüme gibi öncü veriler ile merkez bankası yetkililerinin vereceği mesajları fiyatlamalar açısından temel referans noktası haline getirmektedir. Ayrıca ABD-İran hattına yönelik jeopolitik riskler ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji trafiğine ilişkin endişelerle yüksek seyrini koruyan petrol fiyatları, hem ekonomik göstergeler hem de merkez bankası beklentileri üzerinde kritik bir risk unsuru olmayı sürdürecektir.
Ayın ilk bölümünde yurt içinde sanayi üretimi ve perakende satışlar, küresel tarafta ise ABD istihdam ve enflasyon verileri takip edilecektir. Açıklanacak göstergeler, ekonomik aktivitenin mevcut gücü ve Eylül ayındaki merkez bankası toplantılarına yönelik beklentiler açısından önem taşıyacaktır. Özellikle ABD enflasyon verisi ile faiz patikasına ilişkin olası beklentiler ve TR enflasyon sonrasında TCMB Enflasyon Raporu Sunumu'ndaki yönlendirmeler piyasalar için yol gösterici olacaktır.
Türkiye’de ikinci çeyrek bilanço sezonunun yoğunlaşacağı bu süreçte, Borsa İstanbul'daki fiyatlama davranışları ve şirket bazlı finansal performanslar yakından izlenecektir. Yüksek finansman, enerji ve işçilik maliyetlerinin şirketler arasındaki ayrışmayı artırdığı bu dönemde; nakit akışı, borçluluk yapıları, kâr marjları ve yıl sonu beklentileri yatırımcıların odak noktasında yer alacaktır.
Ayın ikinci yarısında, hem yerel hem de küresel ölçekte bilanço sonrası şirketlerin sergilediği performans ve gelecek beklentileri ön planda olacaktır. Gelen makro veriler sonrasında merkez bankalarının hamlelerine ilişkin tahminlerin yeniden şekillenmesi ve jeopolitik risklerin fiyatlamalara yansıması, piyasaların ana rotasını belirleyecektir. Özellikle ABD - İran hattına yönelik güncel bilgiler & fiyat etkileri ile buluşarak Eylül ayına yönelik tahminlerin biraz daha anlam kazanabileceğini söyleyebiliriz.
Ağustos ayı tamamlanırken, her toplantısı büyük bir dikkatle takip edilen Jackson Hole Sempozyumu küresel gündemin odağına yerleşecektir. Üç gün sürecek ve ana teması "Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politikaya Etkileri" olan sempozyumda özellikle gözler Fed Başkanı Warsh’a çevrilecektir. Fed’in gelecek dönem politika yaklaşımına ve küresel likidite koşullarına ilişkin ipuçları aranarak Eylül ayına başlangıç yapılacaktır.
Enflasyon ve Faiz Stratejisi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası stratejileri için ana odak noktamız, enflasyonun aylık seyrinin dezenflasyon sürecine destek verip vermeyeceği olmaktadır. Özellikle jeopolitik risklere bağlı enerji fiyatlarındaki yüksek seyir, enflasyondaki düşüş hızının yavaşlamasına yol açmıştır; bu durum, geçmiş dönemden gelen katılıkla birleştiğinde TCMB'nin faiz indirim döngüsünde önemli bir ötelenmeyi beraberinde getirmiştir. Eylül ve Aralık ayı TCMB toplantıları, yılın kalan dönemi için en kritik zaman dilimleri olacaktır. Zira bu toplantılara kadar geçen sürede iki aylık enflasyon verileri şekillenmiş olacaktır. Dolayısıyla bankanın Eylül ayında 1 hafta vadeli repo faiz oranına geri dönüp dönmeyeceği hususunda aylık enflasyonun seyri büyük önem arz etmektedir.

Temmuz ayına ilişkin enflasyon beklentileri %1,87 - %1,90 aralığında şekillenmektedir. Beklentinin bir önceki yılın aynı döneminde gerçekleşen %2,06'nın altında kalması, yıllık enflasyonda kısmi bir geri çekilme ihtimalini gündeme taşımaktadır. Ancak enerji fiyatlarındaki yüksek seyre bağlı olarak 23 Temmuz'daki TCMB toplantısında vurgulanan "enflasyondaki geçici yükseliş" beklentisi, rakamlar tarafından teyit edilmektedir. Bu süreçte hem ABD-İran hattındaki gelişmeler ve petrol fiyatlarının seyri hem de Eylül ayı başında açıklanacak Ağustos enflasyon verisi, kümülatif süreci anlamlandırmak adına temel referans olacaktır.

Her ne kadar Ağustos ayında merkez bankalarının toplantısı bulunmasa da, Türkiye özelinde yılın üçüncü Enflasyon Raporu Sunumu ve TCMB yönetiminin vereceği mesajlar mevcut hassas dönemde büyük önem taşımaktadır. Hedef paylaşımlarında büyük bir revizyon beklemesek de, bankanın halihazırda üst banttan gerçekleştirdiği fonlama eşliğinde uyguladığı sıkı para politikasının sürdürülebilirliğine dair ipuçları, özellikle Eylül ayındaki toplantıya yönelik beklentiler açısından yol gösterici olacaktır. Temmuz enflasyonunu geride bırakan ve 13 Ağustos'taki sunuma kadar jeopolitik riskleri ile petrol fiyatlarını izleyen piyasalar, Başkan ve ekibinin vereceği yanıtları yakından takip edecektir.
2026 2. Çeyrek Bilanço Dönemi: Sektörel Ayrışma ve Risk Yönetimi
2026 yılı ikinci çeyrek bilanço dönemi, 20 Temmuz'da Türkiye Sigorta'nın (TURSG) açıkladığı finansal sonuçlarla başladı. Bankacılık sektöründe ilk sonuçlar 28 Temmuz'da Akbank (AKBNK), finans dışı şirketlerde ise aynı gün TAV Havalimanları (TAVHL) tarafından açıklandı. Ağustos ayı boyunca bilanço takviminin yoğunlaşmasıyla birlikte, şirket bazlı fiyatlamaların ön plana çıktığı ve sektörler arasında belirgin bir ayrışmanın yaşandığı bir döneme giriyoruz.
2026 yılının ikinci çeyreğinde sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri, iç talepteki normalleşme ve TL'nin reel olarak güçlü seyri şirket finansalları üzerinde belirleyici olmaya devam etti. Bu çerçevede operasyonel performansını koruyan şirketlerde dahi yüksek finansman giderleri ve enflasyon muhasebesi uygulamasının etkisiyle net kârlılıkta faaliyet sonuçlarına kıyasla daha zayıf bir görünüm oluşabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca satış gelirleri ve net kâr rakamlarına değil; faaliyet kârlılığı, nakit yaratma kapasitesi, bilanço kalitesi ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine odaklanmasının daha sağlıklı olacağını değerlendiriyoruz.
İkinci çeyrek boyunca Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler enerji, navlun ve sigorta maliyetlerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da şirketlerin maliyet yapısını etkiledi. Buna ek olarak finansman koşullarının sıkı seyretmesi, faaliyet performansı ile net kâr arasındaki ayrışmayı birçok sektörde daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle FAVÖK marjı, serbest nakit akışı, net borç/FAVÖK oranı, işletme sermayesi yönetimi ve şirketlerin yıl sonuna ilişkin beklentileri, bu bilanço döneminde yakından takip edilmesi gereken temel göstergeler arasında yer alacaktır.
Sanayi ve İhracatçı Şirketler: Kur hareketleri şirketlerin TL bazlı gelirlerini desteklemeye devam etse de yüksek işçilik, enerji ve finansman maliyetleri faaliyet marjları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor. TL'nin reel olarak güçlü seyri özellikle düşük katma değerli üretim yapan ihracatçıların rekabet gücünü sınırlandırırken, yüksek katma değerli üretime yönelen, güçlü bilanço yapısını koruyan ve ihracat pazarlarını çeşitlendiren şirketlerin daha dirençli finansal sonuçlar açıklaması beklenmektedir.
Perakende ve Tüketim: Gıda perakendesi, temel tüketim harcamalarının görece dayanıklı yapısı sayesinde defansif görünümünü korurken, enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ciroyu desteklemeye devam ediyor. Buna karşın artan personel, kira ve lojistik giderleri marjlar üzerinde baskı oluşturuyor. Gıda dışı perakendede ise tüketici talebindeki yavaşlama, kampanya yoğunluğu ve iskonto politikalarının brüt kârlılık üzerindeki etkisi daha belirgin hissedilebilir.
Havacılık ve Turizm: Yaz sezonunun güçlü seyri, artan yolcu trafiği ve döviz bazlı gelirler sektörün operasyonel performansını desteklemeye devam ediyor. Bununla birlikte jet yakıtı fiyatlarındaki oynaklık, artan personel maliyetleri ve bölgesel jeopolitik gelişmeler kârlılık üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Avrupa kaynaklı talebin seyri ile Euro/Dolar paritesindeki değişim de sektörün gelir görünümü açısından yakından izlenecektir.
Enerji ve Petrokimya: Küresel emtia fiyatları, rafineri marjları, stok etkileri ve ürün fiyatlarındaki değişimler sektör performansını belirlemeye devam ediyor. Özellikle petrokimya tarafında küresel talep görünümü, hammadde maliyetleri ve kapasite kullanım oranlarındaki değişimlerin şirketler arasında belirgin performans farklılıkları oluşturabileceğini düşünüyoruz.
Telekomünikasyon: Enflasyona bağlı fiyat güncellemeleri ve abone başına ortalama gelirde (ARPU) devam eden artış operasyonel performansı desteklerken, altyapı yatırımları, kur kaynaklı ekipman maliyetleri ve finansman giderleri net kârlılık üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Bu çerçevede abone kazanımı, ARPU büyümesi ve FAVÖK marjındaki gelişmeler sektörün temel performans göstergeleri olmayı sürdürecektir.
Genel olarak ikinci çeyrek finansallarının, satış büyüklüğünden çok kârlılığın sürdürülebilirliği ve bilanço kalitesinin ön plana çıktığı bir döneme işaret ettiğini düşünüyoruz. Güçlü nakit akışı üreten, işletme sermayesini etkin yöneten, borçluluk göstergelerini kontrol altında tutabilen ve faaliyet marjlarını koruyabilen şirketlerin piyasa tarafından pozitif ayrışması beklenirken; yüksek finansman giderleri, zayıf nakit üretimi ve maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmakta zorlanan şirketlerde baskının devam etmesi olası görünmektedir. Bu nedenle bilanço döneminde piyasa tepkilerinin yalnızca açıklanan net kar rakamlarına değil, operasyonel performansın sürdürülebilirliğine, nakit akışına ve şirket yönetimlerinin yılın geri kalanına ilişkin beklentilerine daha duyarlı olmasını bekliyoruz.
Bilanço takvimi kapsamında banka ve şirketlerin konsolide olmayan altı aylık finansal sonuçlarını en geç 10 Ağustos 2026, konsolide finansal sonuçlarını ise en geç 19 Ağustos 2026 tarihine kadar Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklamaları gerekiyor. Bu takvim doğrultusunda ağustos ayının ilk üç haftasında bilanço akışının hız kazanması ve şirket bazlı fiyatlamaların piyasada belirleyici olmaya devam etmesi beklenmektedir.
*** Yurtiçi şirketlere yönelik 2026 yılı 2. Çeyrek Bilanço Takvimine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.gcmyatirim.com.tr/arastirma-analiz/yurt-ici-bilanco-takvimi
Bist100 Genel Görünüm
Borsa İstanbul yerel ve küresel gelişmelerin etkisiyle Temmuz ayında negatif bir performans sergiledi. Bir yandan jeopolitik risk temasının enerji maliyetleri üzerinde yarattığı baskı ile arzu edilen düşüşü gözlemleyemediğimiz enflasyon ve katı görünümüne bağlı sıkı para politikasını sürdüren merkez bankası stratejileri, diğer yandan da şirketlerin finansal sonuçlarında belirgin bir hikayenin eksik kalması ve endeks ağırlığı yüksek şirketlerde görülen realizasyonlarla BIST 100 endeksi 282 dolar seviyesine kadar geriledi.
Ağustos ayındaki BIST 100 endeksi performansı, yıl sonu beklentilerini şekillendirmek açısından kritik bir döneme işaret edebilir.
Teknik açıdan yükseliş trendi ve bu trendi destekleyen 52 ve 104 haftalık hareketli ortalamaların yer aldığı 280 - 293 dolar bölgesi önem arz etmektedir. Endeksin ilgili bölge üzerinde kalmayı başarması durumunda, 345 dolar zirvesine doğru orta vadeli yeni bir hareket akışının önü açılabilir. Kritik referans bölge altında kalıcı bir reaksiyon izlenmesi durumunda ise baskının derinleşme tehlikesi gündeme gelebilir; bu tür bir kırılımla birlikte 260 dolar seviyesi yeniden test edilmek istenebilir. Henüz bu tarz olumsuz bir beklenti içerisinde olmadığımızı ve endeksin bulunduğumuz seviyeler itibarıyla trend yolculuğuna kademeli bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz.

Yeni Ayda Dikkat Çekebilecek Hisseler ve Teknik Görünüm
Yurt içi piyasalar hem yerel hem de küresel gelişmelere bağlı fiyatlama reaksiyonları gerçekleştirmektedir. Alternatif getirili varlıklar ve buna bağlı olarak yatırımcı davranışında portföy dengeleme stratejileri, Borsa İstanbul içerisindeki şirketlerin performansını direkt olarak etkilemektedir. Bu dönemde seçimler “enflasyon ve alternatif getiriler” teması özelinde kritik bir önem arz etmektedir. Bu açıdan yerel ve global gelişmelere hızlı bir şekilde adapte olabilecek, büyüme potansiyeli olan, hikaye yaratabilen, teknik göstergelerle uyumlu, portföy şirketlerinin kısa vadeli seçimlerinde etkin rol oynayacak şirketler bu süreçte ön plana çıkabilir.

Ağustos ayı dinamiklerinde teknik göstergelerle uyumlu çalışabileceğini düşündüğümüz şirketlere yönelik genel düşüncelerimizi aşağıdaki bölümde ayrıntılı bir şekilde sizlere aktaracağız. Bu şirketleri seçerken klasik çarpan kıyaslamalarına ek olarak hacimsel performans ve kısa vadeli teknik görünümlere uyumluluk ön planda tutulmuştur. Şirketlere yönelik genel bilgilere ise yukarıdaki tablodan ulaşabilirsiniz.
ALARK
Son dönemde 110 günlük ortalamadan (99,07) aldığı destekle 111,70 direncine ulaşan Alark, direnç üzerine geçemeyerek tekrardan 110 günlük ortalamaya (99,07) geldi. Ortalama ve yükselen trend (99,61) desteğine denk gelen 99,50 seviyesi üzerindeki kalıcılık yakından izlenirken üzerinde kaldığı sürece tekrardan 111,70 seviyesine hareket akışı yaratabilir. Tam tersi olası baskılanmalarda 99,50 seviyesi güçlü destek konumunda bulunurken altında fiyatlamalar realizasyon sürecini derinleştirerek 93 seviyesini gündeme getirebilir.

TCELL
Son dönemde 109,65 direnci üzerinde kalıcılık sağlayamayan TCELL, bu seviyeden gelen satış baskısıyla geri çekilerek yükselen trend desteğine (99,02) kadar geriledi. Teknik görünüm açısından kritik öneme sahip olan bu bölgede vereceği reaksiyon yakından takip edilirken, yükselen trend üzerinde kalıcılığın korunması halinde hissede ilk etapta 104,12 ara direncine, devamında ise 109,65 seviyesine doğru toparlanma eğiliminin güç kazanması beklenebilir. 109,65 direncinin hacim desteğiyle aşılması durumunda ise yükseliş hareketi yeniden ivme kazanabilir. Öte yandan, yükselen trend desteğinin aşağı yönlü kırılması halinde teknik görünümün zayıflamasıyla birlikte satış baskısının artarak geri çekilmenin 96,20 destek seviyesine doğru derinleşmesi beklenebilir.

TAVHL
Son dönemde test ettiği 309 seviyesinden gelen satış baskısıyla geri çekilen TAVHL, 104 haftalık hareketli ortalamasına (255,77) kadar gerileyerek bu bölgede destek buldu. Teknik görünüm açısından kritik öneme sahip olan söz konusu ortalama üzerinde kalıcılığın korunması halinde, hissede toparlanma eğiliminin güç kazanarak ilk etapta 309 direncinin yeniden test edilmesi beklenebilir. Bu seviyenin aşılması halinde ise yükseliş hareketinin ivme kazanması beklenebilir. Öte yandan, olası geri çekilmelerde 104 haftalık hareketli ortalama (255,77) ile yükselen trend (245,51) çizgisinin oluşturduğu bölge güçlü destek konumunu korumaktadır. Bu destek bölgesinin aşağı yönlü kırılması halinde ise satış baskısının derinleşerek 216,20 seviyesine kadar realizasyon sürecinin devam etme riski artabilir.

TURSG
6,77 direncinden gelen kar satışlarıyla geri çekilen TURSG, yükselen trend desteğine (6,02) yaklaşmış durumda. Teknik görünüm açısından kritik öneme sahip olan bu trend bölgesinde vereceği reaksiyon yakından takip edilirken, söz konusu seviyenin korunması halinde hissede toparlanma eğiliminin güç kazanarak yeniden 6,77 direncinin hedeflenmesi beklenebilir. Bu direncin de aşılması durumunda ise yükseliş hareketinin ivme kazanarak 7,10 seviyesine doğru devam etmesi öngörülebilir. Öte yandan, satış baskısının sürmesi halinde yükselen trend bölgesi ilk güçlü destek olarak öne çıkmaktadır. Bu desteğin aşağı yönlü kırılması durumunda ise teknik görünümün zayıflamasıyla birlikte realizasyon süreci 5,66 destek seviyesine kadar derinleşebilir.

AKBNK
104 haftalık hareketli ortalamaya denk gelen 62 TL seviyesi üzerinde kalıcılığın korunması, hissedeki orta ve uzun vadeli pozitif trend görünümünün devamı açısından kritik önem taşımaktadır. Bu seviye üzerinde kalındığı sürece yukarı yönlü beklenti korunurken, olası alımların güç kazanması halinde 26 haftalık hareketli ortalamanın da bulunduğu 70–71 TL direnç bölgesi yakından izlenecektir. Söz konusu bölge üzerinde sağlanacak kalıcı haftalık kapanışlar, pozitif teknik görünümün ivme kazanmasına ve yükseliş hareketinin güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Öte yandan, mevcut pozitif senaryonun geçerliliğini yitirmesi için 104 haftalık hareketli ortalamanın altında haftalık kapanış görülmesi gerekmektedir. Böyle bir durumda satış baskısının artması ve teknik görünümün zayıflaması beklenebilir.
