İNDİR
Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

2026 Strateji Raporu

19 Ocak 2026 GCM Araştırma & Analiz- Araştırma & Analiz

YÖNETİCİ ÖZETİ:

2026 yılında küresel gündemde öne çıkacak ana temalar:

1. Küresel ekonomik aktivite görünümü 2025’e kıyasla hız kaybederken, ABD’de istihdam, Euro Bölgesi’nde imalat, Çin’de iç tüketim talebi ve Japonya’da enflasyon verilerinin yakından takip edilecek değişkenler olması.

2. Küresel jeopolitik riskler ABD ve Çin odaklı olarak artmaya devam etse de, tıpkı gümrük tarifeleri konusunda izlendiği gibi jeopolitik riskler konusunda da ilk açıklamalara kıyasla müzakere süreçlerinde uzlaşı sağlanabileceği beklentisinin piyasa tepkilerini sınırlı kılması.

3. Avrupa’da 2025 yılında açıklanan savunma ve altyapı harcama paketleri kapsamında atılacak adımların Türkiye gibi ihracatı bölge aktivitesine hassas piyasalara olumlu yansıyacağı beklentisi.

4. Artan jeopolitik risklere rağmen, küresel imalat sanayi aktivitesindeki yatay seyir ışığında endüstriyel emtia fiyatlarında ılımlı seyir beklentisi.

5. Piyasa oynaklıklarının genele yaygın sistemik risklerden ziyade portföylerde yeniden dengelenme kaynaklı gerçekleşebilme ihtimali (teknoloji hisseleri, değerli metaller, ülke risk primleri).

Küresel makroekonomik görünümde 2025 başında oluşan genel kanının aksine, enflasyon risklerinin ABD gümrük tarifelerine rağmen gerçekleşmediği ve bölgesel büyüme oranlarının beklentileri aşabildiği izlendi. Bu durum merkez bankalarının faiz indirim süreçlerine destek olmuş olsa da, gümrük tarifeleri sebebiyle öne çekilen talebin 2026’da sönümlenmesi ve tarifelerin maliyet etkisinin nihai tüketici fiyatlarına gecikmeli yansıtılması ile 2025’te beklenen senaryonun 2026 yılında hissedilmeye başlanması söz konusu olabilir. Dolayısıyla ECB ardından Fed ve BoE’nin de faiz indirim süreçlerini 2026 yılında tamamlamasını ve bu sayede finansal koşulları önden gevşetirken diğer yandan ileri vadede oluşabilecek enflasyon risklerine karşı sıkılaşma alanı açacaklarını değerlendiriyoruz.

Gümrük tarifeleri ve jeopolitik risklerin büyüme ve enflasyon beklentileri üzerinde yaratacağı risklere rağmen, talep tarafındaki zayıflık ışığında endüstriyel emtia ve petrol fiyatlarında belirgin bir hareket öngörmüyoruz. Madde/metal bazında özel haber akışları fiyatlarda ara dönemlik oynaklıklara sebep olsa da (ek tarife korkusuyla ithalatı öne çekme, tekil ülke üretim kararları, vb.), talep yokluğunda stoklardaki kaçınılmaz birikimin fiyatları ortalamada düşük tutmasını bekliyoruz. Bu durum, Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin enflasyon görünümleri açısından rahatlama yaratabilecek nitelikte.

Türkiye özelinde etki yaratabilecek küresel jeopolitik konu başlıkları arasında ABD ve AB ile diplomatik ilişkiler ve savunma başlıklarında artan iş birliği olumlu maddeler olarak öne çıkmakta. Ancak Rusya-Ukrayna savaşında beklenen sonlanmanın gecikmesi ve orta doğuda yeniden ısınan tablo bölgesel ticaret hacimlerini ve güven algısını olumsuz etkileyebilir. Bu belirsizliklerin çözülmesini takiben boşa çıkacak kaynaklar ve uluslararası iradenin Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanmasına odaklanma ve kanalize olma ihtimali, Türkiye için uzun vadede en büyük potansiyeli teşkil etmekte. Türkiye, Suriye ile 900 km’ye yakın sınırı, doğrudan ve düşük maliyetli ulaşım imkanları, jeopolitik etki alanı, ve her türlü ihtiyacı tedarik edebilme potansiyeline sahip çeşitlenmiş sanayisi ile, Suriye’de izlenebilecek her türlü yeniden inşa sürecinden en fazla istifade edecek ülke konumunda.

Küresel jeopolitik değerlendirmelerin ötesinde, Türkiye ekonomisinde 2026 boyunca öne çıkacak temalar:

1. Atılan tüm finansal ve mali sıkılaşma adımlarına rağmen büyüme temposunun sürpriz biçimde dayanıklı kalabilmesi ve finansal istikrar göstergelerinde sistemik bir risk endişesi oluşmaması

2. Büyüme temposuna ek olarak enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının yeterli ölçüde düzelmemesi ışığında finansal ve mali koşullardaki göreceli sıkılık ihtiyacının sürmesi

3. Buna bağlı olarak likidite ihtiyacının, stok eritme eğiliminin ve faiz getiri tercihinin özellikle ilk yarıda devam etmesi ve enflasyonda ilk yarıda beklentilerden olumlu bir tablo oluşması ardından gevşeme beklentisi ile olumlu piyasa fiyatlamalarının ikinci yarıda devreye girmesi

4. Bu tablo ışığında tasarrufların yılın ilk yarısında faiz getirilerini tercih etmeye devam ettikten sonra ikinci yarıda hisse senetleri gibi riskli varlıklara iştah gösterebileceği

Döviz kurlarında belirgin bir oynaklık beklentimiz yok. İç ve dış finansal akımların TCMB döviz rezervlerini iyileştirici biçimde sürmesini bekliyoruz. Hizmet sektörlerindeki fiyatlama davranışlarının ve özellikle de konut fiyatlarının düzelmesi için arzı artırmaya yönelik hamleler gündemde kalmaya devam edecektir. Risklerin bunlardan ziyade ilk yarıda reel sektör bilançoları üzerinde belirginleşmesi söz konusu olabilir.

Bu doğrultuda, 2026 yılsonunda %3,5 GSYH büyümesi, %18 enflasyon, 50 USDTL kuru beklemekteyiz.

GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan en iyi yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.