Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun

Petrolde Düşüşe OPEC ve Çin Katkısı

05 Ağustos 2015 Umut Tuncer- Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı

Etkileri nedeniyle küresel piyasalar tarafından yakından takip edilen petrol fiyatı, 2014 yılı ortalarında başladığı sert düşüşle tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Bu süreçte en gözde yatırım araçlarından biri olmayı başaran petrolde, 2015 yılının ikinci yarısına girilirken yine benzer bir düşüşün oluşup oluşmayacağı merak ediliyor. Birçok ülke ekonomisini etkilemesi ve başlı başına önemli bir enerji kaynağı olması nedeniyle, petrol fiyatının yorumlanması önem kazanmaktadır. İncelememizde, petrol fiyatını etkileyen unsurlar, bu unsurların güncel durumları ve görünür etkileri üzerinde yoğunlaşacağız.



“ABD tipi ham petrol (Crude Oil – WTI) fiyatı, 2014 yılı ortasından itibaren %50’nin üzerinde değer kaybı yaşadı.”


Petrolün etkileri ve oluşabilecek beklentileri anlayabilmek için, öncelikle mevcut duruma neden olan unsurları hatırlamak gerekmektedir. Öncelikle, 2014 ile 2015 yılında yaşanan düşüşlerin ortak noktasının yüksek miktardaki arz olduğunu söyleyebiliriz. Bunu maddeler halinde açıklarken de göreceğiz. Ancak, arz faktörünün yanı sıra, talebi de zayıf duruma getirebilecek faktörlerin olduğu unutulmamalıdır. Yine maddeler arasında vurgulayacağımız zayıf arz faktörü, mevcut düşüşün bu denli ısrarlı olmasına katkı sağlayan en önemli unsurlardan birisidir. Şimdi enerji fiyatını baskılayan unsurları değerlendirelim;

- Yeni teknolojiler, petrolde arz miktarını destekleyen en önemli faktörler arasında geliyor. Özellikle ABD’de kaya petrolü üretimi, artan bir şekilde sürüyor. Daha bol petrol anlamına gelen bu durumla birlikte, enerji fiyatındaki baskılara ilişkin nedenlere adımımızı atıyoruz.

- Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) Suudi Arabistan liderliğinde sergilediği agresif üretim politikası, bol arz miktarını destekleyen faktörler arasında öne çıkıyor. Suudi Arabistan’ın bu yolla birlikte ABD pazarını ele geçirme veya ABD işbirliğiyle Rusya’ya finansal alanda zarar verme yollarından hangisini seçerek bu yöntemi seçtiği tartışılabilir. Ancak, OPEC’in bu politikasının petrol üzerindeki baskıyı sürdürdüğü bir gerçek. Bu konuda örgütün açıklamalarında üretimdeki herhangi bir kesintiye henüz hazır olunmadığı aktarılmıştı.


“OPEC üretimi kademeli bir şekilde yükselirken, Örgüt yetkilileri henüz üretimin azaltılmasına hazır olmadıklarını açıkladı.”


- İran’ın nükleer müzakerelerde attığı başarılı adımlar, küresel petrol pazarına yeni ve güçlü bir katılımcının gelmesi demek. İran oldukça önemli petrol rezervlerine sahip, ancak yaptırımlar nedeniyle satamadığı petrolü kademeli bir şekilde çıkarma seçeneğini uyguluyordu. Fakat müzakerelerin ardından, İran Petrol Bakanının ülkenin günlük petrol üretimini 1 milyon varilden fazla artırabileceği açıklamalarını takip ettik. Hali hazırda bol petrol bulunan piyasada, her gün 1 milyon varil fazladan arz, enerji fiyatında baskıyı artırabilecek unsurlar arasında yerini alıyor.

- ABD’de petrol stok rakamlarının, fiyatın yükselişi için yeterli desteği sağlayamaması. Stok değişimleri hala negatif olarak yeterli ivmeyi gösteremiyor. Sondaj kulesi sayısındaki gerileme de benzer bir özellik taşıyor. Buna karşın rakamlar istikrarlı değil.

Küresel piyasalardaki zayıflığı Çin’in oluşturduğu endişelerle birlikte tekrar ön plana çıkması, talep tarafını zayıflatıyor. Ancak bu durum, sadece enerji değil, gıdadan kıymetli madenlere kadar geniş bir yelpazeyi de etkiliyor. Bu nedenle Çin’le ilişkili gelişmeler, dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Ancak konu içerisinde saydığımız maddelerde kalıcı değişiklikler gözlemlenmeden, devamlılık sağlayabilecek bir yükseliş beklentisinin de ön plana çıkamayabileceği unutulmamalıdır.


“ABD’de kuyu sayısındaki sınırlı düşüşe karşın, petrol üretimi etkili bir artış gösterdi”


- Çin ekonomisine ilişkin endişeler, yukarıdaki maddelerin tersine bu kez talep tarafıyla ilişkili. Ülkede zayıf göstergeler eşliğinde büyüme ve enflasyona yönelik korkunun artması, talebin zayıflayacağı ilişkisiyle sadece enerji piyasasını değil, küresel piyasayı da etkisi altına alıyor.


Yukarıda saydığımız maddeler, petrol fiyatının son iki yılda düşüşünde öne çıkan ve küresel olarak değerlendirebileceğimiz unsurlardır. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte petrol piyasasına yönelik beklentilerin incelenmesi hususunda söz konusu maddelerin güncel durumunun takibi önem taşımaktadır.


Petroldeki düşüşten neler etkileniyor?


Petrol fiyatının bu denli gerilemesinden zarar gören ülkeler doğal olarak gelirlerinin büyük bir kısmını petrol satışından sağlayanlar. Özellikle Kanada ve Norveç gibi ülkelerin mevcut görünüm neticesinde yaşadığı endişe, ülke para birimlerine yansımış durumda. 2015 yılı başından bu yana, Kanada Doları ABD Doları karşısından %13 üzerinde değer kaybederken, Norveç Kronu’nda kayıplar %10’un biraz üzerinde. Gelişmekte olan ülke para birimlerinden Ruble, TL sonrasında en çok değer kaybeden durumunda. (TL’de yurtiçinde terör ve koalisyon gündemi zayıf seyrin derinleşmesine neden oluyor) Ruble’nin 2015 yılı başından bu yana Dolar karşısında kaybı %12’yi aşmış durumda.


Enerji fiyatındaki düşüşten etkilenen unsur sadece para birimi değil. Bu ülkelerde gelirlerin düşmesi ve para birimindeki değer kayıpları, ekonomilerin iç dinamiklerini de etkiliyor. Kanada Merkez Bankası (BOC) enerji fiyatlarındaki düşüşün de etkisiyle faiz oranında indirime giderken, birçok ihracatçı ülkenin de sıkıntı yaşadığı biliniyor.


 
GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan en iyi yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.