Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun

Fed, 2017 yılı beklentilerini yerine getirebilecek mi?

12 Aralık 2016 Gcm Yatırım- GCM Yatırım Menkul Değerler
Yeni bir yıla başlamaya hazırlanırken ABD ekonomisinin, 2008 krizi sonrasında olduğundan çok daha dirençli göründüğünü ifade edebiliriz. Dünya tarihinin en şiddetli ekonomik krizlerinden biri ile karşılaşan ABD Merkez Bankası (Fed) da, iyileşen ekonomi karşısında, geçtiğimiz yıllarda para politikasını normalleştirmeye başlamıştı. Fed’in bu adımları küresel piyasalarda da geniş yankı bulmuştu.

2015 Aralık ayındaki açıklamalarına göre ABD Merkez Bankası, 2016 yılında dört kez faiz artırım kararı almayı düşünüyordu. Ancak çizilen yol haritası planlandığı gibi şekillenmedi. Birçok farklı dinamik Fed’in 2016 yılında, şu ana kadar faiz artırım kararı almasının önüne geçti. 2017 yılında da Banka, Çarşamba günü açıklanacak rotadan daha farklı bir strateji izlenmek zorunda kalabilir. Fed düşündüğünden daha yavaş, ya da daha hızlı bir faiz artırım temposu izleyebilir. Bu da tabi ki finansal piyasalarda etkili olabilecek önemli virajlar dönülmesine yol açabilir.

Peki, Fed’in faiz artırımı için yol haritasını 2017 yılı boyunca bu kez hangi başlıklar etkileyebilir?

  • ABD Ekonomisinin Gücü,

  • Trump Yönetimi,

  • Petrol Fiyatları,

  • Enflasyon,

  • Küresel Ekonomik Durum,

  • Çin’in Ekonomik Büyüme Hızı,

  • Avrupa Birliği’ne İlişkin Riskler,


ABD Ekonomisinin Gücü;

Fed, son açıklanan veriler çerçevesinde ABD ekonomisinin makul bir faiz artırımına ihtiyacı olduğunu düşünüyor gibi görünüyor. Dünyanın en büyük ekonomisinin performansı, yıl içerisinde Fed’in faiz artırım hızını etkileyebilir. Toparlanma hızını artıran bir ABD ekonomisi Fed’i daha fazla faiz artırmaya itebilecekken,  zayıf ekonomik göstergeler Banka’yı faiz artırım konusunda yavaş tutabilir.

Trump Yönetimi – Petrol Fiyatları – Enflasyon;

Fiyat istikrarını sağlamak için Fed, enflasyon oranını %2 civarında tutmayı hedefliyor. Kriz sonrası dönemi Fed, azalan ekonomik aktivite nedeni ile düşük kalan enflasyonu yükseltmeye çalışarak geçirdi. Ekonominin normalleşmeye başlaması ile Banka da para politikasını normalleştirme doğrultusunda adımlar attı. 2017 yılında Fed’in fiyat istikrarı hedefini yakalaması üzerinde etkili olabilecek bazı faktörler öne çıkıyor.

ABD’nin yeni başkanı Trump Ocak ayında görevi devralacak. Bu zamana kadar gelen açıklamalara göz atıldığında Trump yönetimi, özellikle altyapı olmak üzere harcamaları artırıcı, vergileri ile azaltıcı bir politika uygulamayı düşünüyor. Bu durum enflasyonist bir etki yapabilir. Ayrıca OPEC ve OPEC dışı ülkelerin petrol arzını kısma konusunda anlaşma sağlamaları sonrasında yükselişler kaydedebilecek petrol fiyatları da enflasyonun yukarı yönlü bir eğilim kaydetmesine yol açabilir. Bu paralelde Fed’in enflasyondaki değişimler ile para politikası kararları, faiz artırım tercihleri değişiklikler gösterebilir.

Görece daha enflasyonist bir ortam izleneceği yönündeki algının ağırlık kazanması Fed’in daha hızlı bir faiz artırım rotası izlenmesine, ancak tersi durumda ise Banka’nın düşük enflasyon nedeni ile daha yavaş bir faiz artırım temposu izlemesine neden olabilir.

Küresel ekonomik durum;

Dünya ekonomisinin durumu, geçmişte Fed’in faiz artırım kararlarında etkili olmuştu. 2017 yılında da yine küresel ekonominin temposu, Banka’nın kararlarını etkileyebilir ve bu paralelde varlık fiyatlarında değişimler izlenebilir.

Çin’in ekonomik büyüme hızı;

2015 yılı sonunda Fed’in, 2016’da dört kez faiz artırmayı planladığı görülüyordu. Ancak Banka’nın Başkanı Janet Yellen ve ekibi, yılın hemen başlarında Çin ekonomisinde büyümenin yavaşlamasına ilişkin oluşan endişeler nedeni ile 2016 yılı içerisinde henüz bir faiz artırım kararı alamadı. Gelecek dönemde de, dünya ekonomisinin itici güçlerinden olan Çin’in performansı Fed’in para politikası kararlarında belirleyici unsurlardan biri olabilir.

Avrupa Birliği’ne ilişkin riskler;

2016 yılı içerisinde Avrupa’da yaşanan gelişmeler, global ekonomi için, dolayısı ile merkez bankalarının aldığı kararlar adına etkili bir faktör oldu. İngiltere’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini referanduma götürmesi ve ardından AB’den ayrılık kararı alınması, İtalya’daki siyasi belirsizlik dikkat çekici başlıklar oldu. İngiltere’nin şimdilik, AB’den çıkış sürecini Mart 2017’de başlatması planlanıyor. Sürecin hem İngiltere, hem de AB için ne kadar sancılı geçeceği piyasalarda ve bu paralelde Fed’in de aralarında bulunduğu merkez bankalarının kararlarında dikkat edilecek bir dinamik olabilir. Ayrıca Avrupa’nın önemli ülkelerinde 2017’de önemli seçimler yapılacak. Almanya’da genel seçimlerin Eylül ayında yapılacağı öngörülüyor. Fransa Cumhurbaşkanlık seçiminin Nisan veya Mayıs ayında, Haziran’da ise milletvekili seçimlerinin yapılması planlanıyor. AB’deki siyasi gelişmeler, global ekonomi, piyasalar ve merkez bankalarının kararları adına önem taşıyor.
GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan en iyi yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.