Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun

Resesyon Nedir? Resesyonda Ne Olur?

Evren Deniz - Kurumsal İçerik Uzmanı

Resesyon, İngilizce “recession” kelimesinden, dilimize bir miktar telaffuz değişikliği yaşayarak geçmiş bir ekonomi terimi. Fransızca’da da “récession” olarak kullanılan bu kelime, her iki dilde de “gerileme, geri gitme” gibi anlamlara geliyor. Elbette bu, resesyon ne demek, sorusunun en yüzeysel cevabı.

Ekonomi bilimi açısından ise, resesyon ne demek sorusunun biraz daha teknik ve kavramsal boyutu var. Ekonomi biliminde resesyon terimi, genel ekonomide yaşanan durgunluk veya yavaşlama anlamında kullanılıyor. Söz konusu bu durgunluk süreklilik kazanır ve derinleşirse, buna da depresyon deniliyor. Diğer yandan yaşanan resesyona enflasyon da eşlik ediyorsa, bu defa bunun için de stagflasyon, yani durgunluk içinde enflasyon anlamına gelen terimi kullanıyoruz.

Bir resesyon, yani durgunluk sırasında ekonomik aktivite yavaşlayarak, üretilen ürün ve hizmet miktarında azalma yaşanır. Buna duruma çoğunlukla işsizlik artışı da eşlik eder ve şirketler düşen talep sebebiyle daha az satış yapar hâle gelir.

Resesyon Nedir? Sebepleri Neler?

1974'te ekonomist Julius Shiskin, bir ekonominin resesyona girdiğini tespit edebilmek için pratik bir kural buldu. Shiskin'e göre, sağlıklı bir ekonomi zamanla genişler, yani büyürdü. Ancak bu büyüme, herhangi bir nedene dayalı olarak en az iki çeyrek üst üste daralma gösterdiğinde bunun anlamı ekonominin teknik anlamda resesyona girmesiydi.

Her ne kadar bir ekonominin iki çeyrek üst üste küçülmesi genel kabul görmüş ve herkes tarafında kolaylıkla teşhis edilebilecek bir resesyon tanımı olsa da, bu evrensel bir açıklama değildir ve örneğin ABD’de durum bundan biraz farklıdır. Çünkü ABD ekonomisinin, resmen resesyonda olduğunun ilanı, resmi resesyon hakemi olarak nitelendirebileceğimiz NBER (National Bureau of Research- Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu) isimli bir kurum tarafından yapılmaktadır. NBER’in tarifine göre ise resesyon, ekonomik aktivitedeki genele yayılmış ve birkaç aydan fazla süren önemli bir düşüştür. Elbette buradaki önemli nitelemesi ve nicelik verilmemiş olması dikkate değer bir satır arasıdır. Diğer bir ifadeyle, çok sert gelir düşüşlerini, NBER resesyon olarak değerlendirmeyebiliyor. Nitekim, ABD GSYH’si 2022 senesinde ilk çeyrek %1,6; ikinci çeyrek ise %0,9 düşmesine rağmen NBER resesyon ilan etmemiştir.

Resesyonun ortaya çıkış sebepleri ise farklılık gösterebilir; bazen bir hammadde krizi, kimi zaman sürdürülemez bir borç yükü, bazen de aşırı ısınan bir ekonomi resesyonu beraberinde getirebilir.

Nobel ödüllü iktisatçı Simon Kuznets, ekonomi 15-20 yılda tekrarlayan bir döngüde konjonktür dalgalanmaları yaşadığını söyler ve resesyon, aynı zamanda bu konjonktür dalgalanmasının dip seviyesini ifade eder. Diğer bir söyleyişle, resesyon piyasa ekonomisinin zaman zaman içine düştüğü doğal bir oluşumdur ve kaçınmazdır.

-Talep Yönü Faktörleri

Klasik iktisatçıların aksine Keynes ekonomik aktiviteyi talep yönlü değerlendirir ve Keynes, arzın talebi değil, talebin arzı yarattığı görüşündedir. Resesyon dönemlerinde, tüketici talebi geçici olarak sola kayar ve bunun yaşamımızdaki somut karşılığı, aynı fiyat düzeyinde, tüketicilerin daha az ürün ya da hizmet satın almaya istekli oluşlarıdır.

Talep düzeyini artırarak resesyondan çıkabilmek için merkez bankaları faizleri düşürür ve genelde borçlanma araçları satın almak yoluyla piyasaya para enjekte eder. Hükümetler ise kamu harcamalarını artırır ve tüm bunlar tüketici talebinin tekrar yükselmesini sağlar. Artan tüketici talebi, üreticileri daha fazla üretim yapmaya teşvik eder ve bu yolla ekonomik canlanma sağlanır. Peki, öyleyse neden bazen bunun tersi olur ve merkez bankaları şahinleşir?

Ekonomiyi bir havuz gibi düşünecek olursak, amaç bu havuzun optimum seviyede dolu olması ve ayrıca zaman içinde bu havuzun kapasitesinin artırılmasıdır. Aşırı suyla dolu bir havuz taştığı gibi, aşırı talep yüksekliğinin belirli bir üretim kapasitesi altındaki sonucu da artan enflasyon olacaktır. Bu sebeple, resesyondan çıkış için uygulanan genişleyici politikalar, aşırı ısınan bir ekonomik konjonktürde, yerini para arzının kısıldığı, faiz oranlarının kademe kademe yükseldiği daraltıcı para ve maliye politikalarına bırakır.

-Arz Yönlü Faktörleri

Jean Baptiste Say’e göre, her arz kendi talebini yaratır. Aslında bu bakış açışı, ekonomik durumu arz yönlü faktörler ile açıklamaya çalışan klasik ekolün özeti gibidir. Buna göre her arz, sonradan talebe dönüşür. Örneğin, bir işe girip çalışarak emek arz etmiş olursunuz, ardından oradan kazandığınız parayla kendi talebinizi oluşturursunuz.

“Arzın daralması sebep mi sonuç mu?” bu tartışılabilir; ancak resesyon demek, her durumda arz tarafında düşüş anlamına gelir; çünkü iki çeyrek üst üste negatif büyümenin diğer anlamı da, altı ay öncesine göre ekonomide üretilen toplam ürün ve hizmet miktarındaki azalmadır.

Bu çoğu zaman talepteki azalma sebebiyle, şirketlerin kapasite kullanımın oranlarını düşürmesi dolayısıyla olur; fakat bazen de maliyetlerin artması ve bu nedenle kâr marjlarının kısılması da resesyon ile sonuçlanabilir; ki bu da, resesyonun ortaya çıkmasında arz yönlü faktörlerin daha baskın olduğu bir duruma işaret eder.

Resesyonun Etkileri Nelerdir?

Resesyon, yavaşlayan bir ekonomi, volatilitesi yüksek piyasalar ve art arda gelen olumsuz veriler demektir. Rakamların ardına geçtiğimizde ise, resesyonun etkilerinin azalan gelir sebebiyle düşen refah seviyesi ve işini kaybeden insanlar olduğunu görürüz.

Şirketler, finansal kurumlar ve milyonlarca kişi tarafından verilen her kararın tüm finansal sistem üzerinde dalgalanma etkisi vardır. Ekonomik aktivite normal ve iyimser seyrederken, hepimiz daha fazla tüketim yaparız. Tatile gider, evimize yeni eşyalar alır, hatta belki düşük faiz ortamından istifade edip kredi çekerek arabamızı yenileriz. Ancak bir müddet sonra borç yükümüzün arttığı düşünerek harcamalarımızı azaltmaya başlarız. Neticede döngü tersine çevrilir, yumuşak bir iniş mümkün olursa, bunun adı resesyondur.

-Makroekonomi Üzerine

Sanayi üretiminde yavaşlama olur, kapasite kullanımları azalır. GSYH artış hızı yavaşlar veya eksiye döner.

Genellikle nüfus artış hızının yavaş olduğu gelişmiş ülkeler için %2 ila %5 arasındaki bir büyüme hızı, sağlıklı ve yeterli bulunur; %2’nin altında bir büyüme ise yavaşlama göstergesidir.

Özellikle günümüz global ekonomik sahasının başat oyuncuları olana ABD, Çin ve Almanya gibi ülkelerde ortaya çıkan resesyon, diğer ülke ekonomilerinin de, ihracat ve turizm gelirlerini olumsuz etkiler ve kimi zaman hammadde tedariki tarafında sıkıntılara sebep olur.

-İşletmeler Üzerine

Komşunuz işten çıkarılırsa, bu bir durgunluktur. Siz işten çıkarılırsanız, bu bir depresyondur.

Harry Truman

Resesyon tüm işletmeleri aynı şekilde etkilemez; çünkü bazı sektörler, yapısı gereği döngüsel değildir. Döngüsel olmayanlar, genellikle ertelenmesi mümkün olmayan ihtiyaçlarımıza yönelik üretim yapan; sağlık, ilaç ve gıda gibi sektörlerdir. Fakat örneğin beyaz eşya, otomotiv, enerji, inşaat ve demir çelik sektörleri, ötekilerine göre resesyondan daha fazla etkilenir.

Konuyu biraz daha mikro ölçekte ele alacak olursak da, resesyonun işletmeler üzerindeki etkisinin, özellikle nakit yönünden zayıf olan şirketler açısından daha sarsıcı olabileceğini söyleyebiliriz.

-Borsa Üzerine

Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki, Borsa ve genel anlamda sermaye piyasaları bir yatırım mecrası olmakla birlikte, aynı zamanda ekonomi açısından önemli bir öncü gösterge niteliğindedir. Bu bakımdan piyasalar resesyonu fiyatlarken, büyüme hızının en az iki çeyrek üst üste düşmesini beklemez.

Resesyona giriş emareleri ve resesyon beklentileri başlar başlamaz, bu birçok Borsa yatırımcısında genel bir çekimserlik ve satış eğilimi yaratır. Diğer yandan, yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, genel düşüş eğilimine rağmen, her sektör hissesi bundan aynı düzeyde etkilenmez; çünkü tüketicilerin zor zamanlarda bile gıda ürünlerine ve sağlık hizmetlerine olan talebi devam eder. Bu yüzden, genel manada bir şirketin ürettiği ürün ya da hizmet, yaşamsal anlamda ne kadar temel ve vazgeçilmez bir ihtiyaca cevap veriyorsa, o şirket hisselerinin resesyondan etkilenme derecesi de o denli hafif olabilir ve hatta bazen bu tür şirket hisseleri resesyon dönemlerinde pozitif bir ayrışma da yaşayabilir.

Bunun dışında, değer hisseleri olarak tanımladığımız, yani içsel değerinin altında fiyatlanan hisselerin, resesyon sırasındaki performansının, büyüme hisselerine göre daha iyi olduğu söylenir. Aslında bu anlaşılabilir bir durum, zira resesyonda yatırımcıların risk iştahı düşüş gösterecektir.

Resesyon Nasıl Önlenebilir? Etkileri Nasıl Azaltılabilir?

Doğrusu resesyonun önlenebilmesi için, kesin bir reçete olduğu söylemez. Zira ekonomi sosyal bir olgudur ve her sosyal olgu gibi ekonomi de çok-değişkenli faktörlerin egemen olduğu bir sahadır.

Bireyler daha çok harcamak ister, şirketler daha çok kâr etmek… Hükümetler ise, oylarını artırmayı arzulayarak çok fazla kemer sıkma taraftarı olmazlar.

Ancak herkesin her istediğinin her an olması mümkün değil, çünkü ekonomi bilimin en temel gerçeği, isteklerin sınırsız, buna karşın kaynakların ise kıt olduğudur.

-Ekonomi ve Maliye Politikası

Hükümetlerin, resesyondan kurtulmak veya resesyonun etkilerini azaltmak için ellerinde iki önemli araç bulunur. Ekonomi ve maliye politikaları.

Herhangi bir resesyon durumunda, genellikle her ikisi birlikte devreye girer: Kamu harcamaları ve sübvansiyonlar artırılır ve vergiler düşürülür. Yatırımları teşvik edici adımlar atılır.

-Para Politikası

Para politikaları denildiğinde, akla merkez bankaları gelir ve merkez bankalarının esas amacı ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranını tutturarak fiyat istikrarını sağlamaktır.

Eğer bir stagflasyondan söz etmiyor ve düşük enflasyonla birlikte seyreden bir resesyonu kastediyorsak, merkez bankalarının resesyona karşı alacakları tavır, genellikle faizleri düşürmek ve para emisyonunu artırmak yönünde olur. Bu sayede tüketiciler ve işletmelerin daha düşük maliyetle parasal kaynaklara erişimi sağlanır.

-Yapısal Reformlar

Çocukluk zamanlarımda, filmlerdeki çek yazan adamları gördüğümde, içimden “Ne güzel! İsteğin kadar para yazıyor ve bankadan alıyorsun.” diye geçirirdim. Meğerse onların da bir karşılığı olmalıymış. Evet, asıl mesele karşılıkta, yani daha fazla katma değerde yaratabilmekte saklı olmalı.

İnsanî gelişmişlik yönünden geri kalmış bir toplum düşünün, örneğin ortalama eğitim süresi çok düşük… Böyle bir beşeri sermayeyle, sadece maliye ve para politikalarını kullanarak büyük işler başarabilir misiniz? Şüphesiz ki bu çok zor.

Yapısal reformlar deyince, burada Sayın Mahfi Eğilmez’i anmadan geçmek olmaz; çünkü her yeri geldiğinde yapısal reformlardan bahsederek bizlere onun önemini anlatmakta, sanırım en büyük pay sahibi o.

Yapısal reformlar, resesyon benzeri ekonomik sorunlara karşı palyatif değil, kalıcı çözümler üreten adımlar atılması anlamına geliyor. Ancak her ülkenin yapısal sorunları birbiriyle farklılık gösteriyor. Örneğin yine Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre, ülkemizin ekonomi alanında ihtiyaç duyduğu yapısal reformlar şunlar;

  • Büyümenin ithalâta bağımlı yapıdan kurtarılması ve cari açığın düşürülmesi,
  • Vergi sisteminin dolaylı vergilere dayalı olmaktan çıkarılıp dolaysız vergilere ağırlık veren bir yapıya dönüştürülmesi,
  • Enerji faturasının azaltılması için gerekli tasarruf önlemlerinin alınması.

Resesyon Döneminde Yapılması Gerekenler Neler?

En şanslılarımız bile, hayatında birkaç defa resesyon yaşayacaktır. Bu yüzden “Eyvah, resesyona giriyoruz, ne yapacağız?” diye endişelenmektense, resesyon döneminde yapılması gerekenlerin neler olduğunu önceden düşünüp, ona göre bir hazırlık planına sahip olmak çok daha yararlıdır.

-Paradan tasarruf edin

Resesyona girildiğinde yaptığınız işin türüne göre gelirlerinizde azalma olabilir ya da yatırımlarınızı paraya dönüştürmek bir süreliğine iyi bir tercih olmayabilir. Bu yüzden her duruma karşı, her zaman kenarda bir miktar nakit bulundurmak iyidir ve bunun yolu da iyi zamanlarda tasarruf yapmaktan geçer.

Bazı konjonktürde bir bakmışsınız ki, “nakit kral” olmuş. Bu yüzden böyle dönemlerde onun hükümranlığına boyun eğmemek için, paradan tasarruf edip o krala önceden sahip olmak akıllıca olabilir.

-Borsa’daki Fırsatları Değerlendirin

Uzun vadeli yatırım, yalnızca bir hisseyi alıp uzun süre beklemek değildir. Bazen de doğru hisseyi, makul bir fiyattan almak için fırsat kovalamaktır.

Resesyon, Borsa’da düşüşü beraberinde getireceğine göre, resesyon dönemi şirketlere cazip fiyatlardan ortak olmak için çokça fırsat yaratacaktır.

-Kendinize yatırım yapın

Bazı şirketler işler kötüye gitmeye başladığı zaman, evvela pazarlama harcamalarını kısarlar; oysa pazarlamaya harcanan bir lira, en az bir liralık kâra dönüştükçe, bu harcamayı kısmak hiç de tercih edilesi değildir.

Benzer şekilde, resesyona girilince “Şimdi gelişime para harcamanın zamanı mı?” diye düşünmek yersiz; çünkü her zaman ve her yerde en iyi ve kârlı yatırım, kendinize ve bilgiye yaptığınız yatırımdır.

-Borçtan kurtulun

Bir milyon kazanıyor, ancak bir milyon bir harcıyorsanız, fakirsiniz. Bin kazanıyor fakat dokuz yüz doksan dokuz harcıyorsanız, zenginsiniz.

Kazandığınızdan fazla harcamak borçlanmak demektir. Gerek bireysel bütçenizde gerekse makro-ekonomik düzeyde meydana gelen yıkıcı krizlerin arkasında her zaman bir borç yeniği bulunur.

Resesyonları kişisel düzeyde en az hasarla atlatmak ve bütçenizdeki açığı genişletmemek için, borçla aranızı her zaman mesafeli tutmaya çalışın.

-Pozitif kalın

Ben bir psikolog değilim, ancak yaşamımda pozitif kalmanın sorunları aşmada her zaman yardımcı olacağına pek çok kez şahit oldum. Kaldı ki, hiçbir resesyon da sonsuza kadar sürmedi ve sürmeyecek.

IMF verilerine göre 1960 senesinde cari fiyatlarla dünyanın GSYH’si 1,36 trilyon dolardı, 2021 senesinde ise 96,1 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Elbette arada resesyonlar, hatta krizler oldu; ancak buna rağmen nereden nereye gelindiği açık. Bu yüzden hiçbir zaman karamsar olmaya gerek yok.

GCM Yatırım Farkıyla, Borsa İstanbul’da Yatırım Yapın

Geleceğinizin inşasına bugünden başlayın ve yarınlarınıza yatırımı ertelemeyin.

Öyleyse şimdi siz de GCM Yatırım’da kendiniz için bir Yatırım Hesabı başvurusu yapın ve tasarruflarınızı Borsa İstanbul’da değerlendirin.

Üstelik borsa hesabınız açılana kadar, dilerseniz GCM Yatırım’ın sunduğu eşsiz ayrıcalıktan siz de faydalanabilir ve kullanımı tamamen ücretsiz olan “Demo Hisse Hesabı” ile 100.000 TL sanal parayla hiç risk almadan Borsa İstanbul’da yatırım yapmanın deneyimini yaşayabilirsiniz.

GCM Yatırım ile Borsa Yatırımı Yapmak İçin Ücretsiz Demo Hesabınızı Şimdi Oluşturun

DENEMEYE FOREX İLE BAŞLAYIN

Denemeye başla butonuna tıklayarak GCM'den elektronik ileti almayı, kullanım koşullarını, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin aydınlatma metni ve izin Formu'nu kabul ediyorum.
Diğer Makaleler
Enflasyon, fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artış olarak tanımlanır. Yüksek enflasyon, makro-ekonomik dengeleri birçok yönden olumsuz etkilemenin yanında, şirketlerin tüm paydaşları açısından önemli olan ...
Kripto para piyasalarında adını sıkça duyduğumuz altcoin tabiri, "alternative" ve "coin" kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur ve bu terim Bitcoin harici tüm kripto para birimlerini ve token’ları kapsayıcı bir kavram olarak kullanı ...
Günümüzde hala geçerliliğini koruyan parasal sistemin merkezî yapısını, eşten eşe mimariyle merkezî olmayan bir şekle dönüştürür ve ihtiyaç duyulan güven unsurunu kriptoloji ve mutabak ...
Gök kubbenin sonsuzluğa açılan kapılarında, geceleyin uzayın sayısız yıldızla süslenmiş o akıl titretici görüntüsünü düşünün. Şimdi de o yıldızları zihninizde hayali bir kabloyla birbirine bağl ...
Bitcoin, arkasında herhangi bir devlet otoritesi veya merkez bankası bulunmayan bir kripto para birimidir ve o, Blockchain adı verilen devrimsel bir teknolojiden gücünü alır. Bu teknoloji eşten eşe bir ağ (P2P) üzerine kuruludur; ...
İktisat bilimi insan ihtiyaçlarının sınırsız olduğunu söyler. Bu sınırsız ihtiyaçlar, teknolojik gelişmelere sürekli itici güç oluşturur. Öte taraftan teknolojinin ilerlemesi de ihtiyaçlarımızı ç ...
ÜCRETSİZ DENEME HESABI İLE RİSK ALMADAN DENEMEYE BAŞLAYIN!
Denemeye başla butonuna tıklayarak GCM'den elektronik ileti almayı, kullanım koşullarını, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin aydınlatma metni ve izin Formu'nu kabul ediyorum.
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!
Web sitemizi ziyaret eden kullanıcılara mümkün olan en iyi yatırım deneyimini sunabilmek için çerezler (cookieler) kullanmaktayız. Çerez politikalarımızın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.