Lisanslı ve Geniş Yetkili Aracı Kurum - Lisans No: G-039 (398)

FOREX PİYASASI

Haftaya Bakış - Forex - 04 Aralık 2015

Makro Ekonomik Gelişmeler


  • Geride bıraktığımız haftada piyasaların dikkat ettiği makro-ekonomik gelişmeler ve etkilerini “Geride Kalanlar” bölümünde,


  • Yeni hafta içerisinde dikkat edilmesi gerekilen makro-ekonomik gelişmeler ve olası etkilerini “Haftanın Öne Çıkan Gelişmeleri” bölümünde,


  • Ekonomik takvim içerisinde dikkat edilmesi gerekilen verileri ise “Önemli Ekonomik Takvim Verileri” bölümünde inceleyebilirsiniz.


“Geride Kalanlar”

“Euro ve ECB depremi”

Uluslararası piyasaların bu hafta, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikasında nasıl değişikler yapacağına ilişkin soru, en çok merak ettiği konulardan bir tanesiydi. ECB’nin faiz beyanatından dakikalar önce Financial Times’ın bir hata sonucu yayına aldığı ve Banka’nın faizleri değiştirmediği yönündeki haberi piyasaları sarsarken, ECB mevduat faizini 10 baz puan aşağı çekerek ilgili oranı %-0.30’a getirdiğini duyurdu. Sonrasında düzenlenen basın konferansında ECB Başkanı Mario Draghi, tahvil alımlarının Mart 2017’ye kadar (Önceki: Eylül 2016) uzatılacağını açıkladı. Piyasalarda aylık tahvil alımlarının 60 milyar Euro’dan 70 milyara çıkarılacağı yönündeki beklentiler de mevcut olduğu için ilgili para politikası adımları tatmin edici bulunmadı. Financial Times, faiz oranı beyanatı ve Draghi’nin açıklamaları ile birlikte Euro, Dolar karşısında sert yükselişler kaydetti ve son yedi yıl içerisindeki en hızlı günlük değer kazanımını kaydetti.

“FED ve ABD ekonomisi Aralık için hazır”

Bu hafta piyasaların mercek altına aldığı önemli başlıklardan bir tanesi de, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Janet Yellen’ın konuşmalarıydı. Yellen, daha önce de belirttiği gibi FED’in 16 Aralık’ta tamamlanacak toplantısında bir faiz artırımına yakın olduğu yönünde mesajlar verdi. Başkan kürsünün arkasından yaptığı değerlendirmelerde, artırımların kademeli olması gerekeceğine ilişkin görüşünü yineledi, ABD’de ekonomi ve istihdam piyasasının ılımlı şekilde geliştiğinin bir kez daha altını çizdi.

“OPEC’in beklenen kararı geldi”

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) resmi 168. toplantısı bu hafta Cuma günü gerçekleştirildi. OPEC’in günlük üretim seviyesini 31.5 milyon varil olarak açıklamasının ardından petrol tarafında izlenen sert düşüşler, haftanın dikkat çeken fiyat değişimleri arasında yer aldı. OPEC’in önceki üretim kotası günde 30 milyon varil seviyesindeydi.  İlk gelen bilgilere göre OPEC’e yeniden üye olan Endonezya’nın ilgili üretim miktarına dahil olmadığı yönündeydi.

“ABD’de istihdam artışı beklentileri aştı”

ECB’nin piyasaları sarsmasının ardından piyasalarda dikkatler ABD’nin tarım dışı istihdam değişimi verisine çevrildi. 200 bin civarındaki piyasa beklentilerinin üzerinde, 211 bin olarak açıklanan tarım dışı istihdam değişimi verisi aynı zamanda geri kalan Eylül ve Ekim ayları için yukarı yönlü revize edildi. Böylelikle söz konusu aylarda toplam istihdam artışı öncekine göre 35 bin kişi daha yüksek bir seviyeye çıkmış oldu. Ancak söz konusu rakamların ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım zamanlaması ve rotasına ait yeni bir görünüm ortaya koymaması ve ECB’ye ilişkin algı ile Dolar endeksi, dataların hemen ardından bir süre yükselse de sonrasında değer kaybetti.

“Haftanın Öne Çıkan Gelişmeleri”

“Euro Bölgesi – Almanya Sanayi Üretimi”

Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisine sahip Almanya’nın sanayi üretimi Eylül ayında %1.1 daralarak, artacağı beklentilerinin aksine gerilemişti. Petrol fiyatlarındaki zayıflık, düşük borçlanma oranları ve Euro Bölgesi’nin görece daha iyi durumda olduğu düşüncesine rağmen, ABD Merkez Bankası’nın para politikasına ilişkin belirsizlik ve Çin faktörlerinin getirdiği gerilim, Alman üreticileri de olumsuz etkilemiş gibi görünüyor. Euro Bölgesi geneli ve Almanya’nın, Çin ekonomisi ve diğer faktörler ile son gelişmelere ne kadar hassas olduğu yönünde ipuçları verebilecek ilgili rakam, haftanın ilk işlem gününde piyasaların merceği altında yer alacak. Ekim ayına ilişkin olarak açıklanacak Almanya’nın yeni sanayi üretimi datası kıtanın ortak para birimi olan Euro ve Alman Dax endeksi başta olmak üzere Avrupa’daki borsalarda etkili olabileceği için yakından takip edilecek.

“Euro Bölgesi – Sentix Yatırımcı Güveni”

Euro Bölgesi’ndeki yaklaşık 2,800 yatırımcı ve analiste yapılan anket sonucu oluşturulan yatırımcı güveni verisi, Sentix isimli kuruluş tarafından hazırlanmaktadır. Her ne kadar önem derecesi yüksek bir ekonomik veri olduğunu söyleyemesek de, söz konusu gösterge veri akışının zayıf olduğu günler içerisinde varlık fiyatlarını etkileyebilmektedir. Bu yılın ilk ayı ile pozitif alana geçen (Aralık 2014; -2,5 – Ocak 2015; 0,9) Sentix yatırımcı güveni endeksi, 2015’de sürekli olarak pozitif rakamlar sundu. İlgili gösterge için “sıfır” düzeyinin altındaki rakamlar, karamsar yatırımcıların daha fazla olduğuna işaret etmektedir. Günün ilk yarısında açıklanacak ilgili gösterge sonrasında Avrupalı finansal varlıklarda fiyat değişimleri izlenebilir.

“Japonya  – Büyüme Oranı”

Yılın üçüncü çeyreğinde dünyanın en büyük üçüncü ekonomisinin nasıl bir performans gösterdiğine ilişkin bilgiler verecek Japonya’nın büyüme oranı, Salı gününün ilk işlem saatlerinde yatırımcıların merceği altında yer alacak. 16 Kasım’da öncü göstergesi %-0.2 olarak yayımlanan çeyreklik GDP verisi, piyasa beklentilerinin altında gerçekleşmişti. Japon ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde %0.3 daralma kaydetmişti. Hükümetin ve ülkenin Merkez Bankası’nın (BOJ) ekonomiyi destekleme adına atacakları olası adımlara ilişkin beklentileri şekillendirebilecek söz konusu göstergenin açıklanmasının ardından Yen ve Nikkei-225 endeksinde önemli değişiklikler görülebilir. Yayımlanan rakamlar nihai datalar olacak.

“Avustralya – NAB İşletme Güveni”

National Australia Bank (NAB) tarafından hazırlanan ve yayımlanan işletme güveni, tarım endüstrisi haricindeki işletmelere yapılan bir anket sonucu oluşturulmaktadır. Avustralya ekonomisine ilişkin önemli bilgiler verdiği düşünülen endeksin “sıfır” seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi, gelişen iş şartları anlamına gelmektedir. “Sıfır” seviyesinin altındaki rakamlar ise daralan bir ekonomik performansa işaret eder. Ekim ayında “2” düzeyinde gerçekleşerek önceki aya göre gerileyen ve Kasım dönemine ilişkin olarak açıklanacak rakam, Avustralya Doları’nda fiyat değişimlerinin izlenmesine neden olabilir.

 “Çin  – Ticaret Dengesi”

Salı sabahı Asya gündemi tarafında dikkatler, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip olan Çin’den gelecek verilerde olacak. Ekim ayında ülkenin ticaret fazlası beklentilerin oldukça üzerinde artmıştı. Çin Genel Gümrük İdaresi (CGAC) söz konusu rakamları Şubat 2015’den bu yana Yuan cinsinden de yayımlıyor. İlgili dönemde ihracat %6.9, ithalat %18.8 daraldı ve ülkenin ticaret fazlasının artmasını sağladı ancak, Çin’in arz ve talebinin azaldığına işaret eden bu rakamlar olumlu bir resimden çok, ekonominin yavaşladığı şeklinde bir tablo ortaya koyuyor. Son aylarda piyasaların odak noktasında yer alan Çin için açıklanacak yeni dış ticaret rakamları, küresel piyasaların dikkatle izleyeceği göstergeler arasında yer alacak. Kasım ayına ait olarak açıklanacak yeni ticaret dengesi verilerinin beklentilerden farklı gerçekleşmesi halinde, piyasaların risk algısında, Çin’in önemli ticaret ortakları olan Yeni Zelanda ve Avustralya’nın para birimlerinde, altın, bakır ve petrol gibi emtia fiyatlarında, gelişen ve gelişmiş ülke borsalarında değişimler izlenebilir.

NOT: İlgili verinin açıklanma tarihinde, kaynak kuruluş tarafından önceden bildirilmeksizin zaman zaman değişiklikler yapılabilmektedir.

“Japonya – BOJ Başkanı Kuroda’nın Konuşması”

Gelecek dönemlerde, para politikasını daha fazla genişletme yönünde adımlar atabileceği düşünülen Japonya Merkez Bankası (BOJ) Başkanı Kuroda’nın Salı günü katılacağı bir organizasyonda konuşma yapması bekleniyor. Her yıl Paris, New York ve Tokyo’da iş ve ekonomi dünyasını bir araya getiren forumlar düzenleyen “Paris EUROPLACE” tarafından düzenlen panelde söz alacak Kuroda’nın, BOJ’un para politikasına ilişkin değerlendirmeler yapması halinde ülkenin para birimi ve Nikkei-225 endeksinde değişimler izlenebilir. Dolayısı ile Başkan’ın kullanacağı ifadeler piyasaların yakıdan takip edeceği başlıklardan biri olacak.

“Türkiye – Sanayi Üretimi”

Rusya ile yaşanan gerilimin getirdiği gündemin öne çıktığı yurtiçi piyasalarda, ayrıca sanayi üretimi rakamları da bu hafta gündemde yer alacak.  Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Eylül ayında, önceki yılın aynı dönemine göre %2,8 yükseliş kaydetmiş, piyasa beklentilerinin üzerinde bir artış gerçekleştirmişti. Ekim ayına ilişkin TÜİK tarafından açıklanacak yeni rakamların piyasadaki öngörülerden farklı gerçekleşmesi, Türk Lirası ve BIST-100 endeksi üzerinde etkili olabilir.

“İngiltere – İmalat Üretimi”

İngiltere’nin toplam sanayi üretiminin yaklaşık %80’ini oluşturan imalat sektörü, sanayi üretimi rakamı ile birlikte bu hafta İngiltere için izlenecek önem derecesi yüksek makro-ekonomik göstergeler arasında yer alıyor. Aynı anda açıklanacak sanayi ve imalat üretimi dataları yatırımcılar tarafından dikkatle takip edilecekken, İngiltere’nin üretim yapısı nedeni ile imalat tarafındaki rakamın daha yakından izlendiğini ifade edebiliriz. Söz konusu veriler, ada ülkesinin para biriminde ve FTSE-100 endeksinde değişimler görülmesine neden olabilir.

“Euro Bölgesi – Büyüme Oranı (GDP)”

Bu yılın ilk ve ikinci çeyreklerinde, %0.4’lük bir büyüme kaydettiği görülen Euro Bölgesi, 13 Kasım’da yayımlanan öncü rakama göre yılın üçüncü çeyreğinde, bir önceki üç aylık döneme göre %0.3 oranında büyüdü. Bu data, %0.4 olan piyasa beklentilerinin altında yayımlandı. Özellikle, Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisine sahip olan Almanya’nın aynı dönemde %0.3 büyümesi, Birlik geneli için açıklanan rakamın öngörülerin altında kalmasına zemin oluşturmuştu. 2015’in üçüncü çeyreğine ilişkin nihai rakam olarak ilgili GDP verisi, kıtanın ortak para birimi Euro’da fiyat değişimlerine neden olabilir.

“Kanada – İnşaat İzinleri”

İzin belgesi edinme, yeni bir binanın inşası için atılan ilk adım olduğu için, inşaat izinleri verisinin gelecekteki inşaat aktivitelerinin önemli bir göstergesi olduğunu ifade edebiliriz. Kanada’da yapı ruhsatları, Eylül ayında yükseleceği yönündeki beklentilerin aksine düşüşe işaret etmişti. Gerek ABD’nin para birimindeki fiyat değişimleri, gerekse emtia fiyatlarındaki değişimler ve ülkenin Merkez Bankası’nın faiz oranı tarafındaki açıklamaları ile son aylarda yön arayışı içerisinde olan Kanada Doları, yayımlanacak Ekim ayına ait inşaat verilerinin piyasa beklentilerinden farklı gerçekleşmesi halinde yine sert fiyat değişimleri gösterebilir.

 “ABD – İş Olanakları ve İşgücü Hacmi (JOLTS)”

ABD’nin Çalışma Bakanlığı tarafından önceki hafta yayımlanan istihdam raporundan sonra, yine aynı kurum tarafından açıklanacak istihdam piyasasına ilişkin veri, JOLTS (Job Openings and Labor Turnover Summary) olarak kısaltılmaktadır. Geç açıklanan bir gösterge olmasına rağmen, ABD Merkez Bankası’nın (FED) istihdam seviyesindeki gelişmeleri izlerken kullandığı bir rakam olduğu bilinen data, finansal varlıkların fiyatında etkili olabilmektedir. Ekim ayına ait gelişmeleri gösterecek JOLTS, daha önce ABD ekonomisinin Eylül döneminde 5.53 milyon iş olanağı ve iş gücü hacmi oluşturduğuna işaret etmişti. Yeni veri, Dolar üzerinde fiyatlamaların yapılmasına neden olarak ABD’nin para biriminde değer değişikliklerine yol açabilir.

“Kanada – BOC Başkanı Poloz’un Konuşması”

Bu hafta salı günü mikrofon başında olması beklenen politika yapıcılar arasında Kanada Merkez Bankası (BOC) Başkanı Stephen Poloz’un da yer aldığını görüyoruz. Bu yıl iki kez faiz indirimine giden BOC, son toplantısında politikalarında herhangi bir değişiklik yapmamıştı. “Empire Club of Canada” tarafından Toronto’da düzenlenecek bir forumda konuşacak olan Poloz’un, BOC’un para politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunması halinde Kanada Doları’nda sert fiyat değişimleri izlenebilir.

“Çin  – Enflasyon Oranı (CPI)”

Çarşamba sabahı piyasaların dikkati, Asya cephesinin ekonomi takvimi içerisinde Çin için yayımlanacak olan enflasyon rakamlarının üzerinde olacak diyebiliriz. Ocak ayında %0.8 ile beş yıldan daha uzun bir sürenin en düşük seviyesinde artış kaydeden dünyanın en büyük ikinci ekonomisindeki tüketici fiyatları,  yılın sonraki aylarında bir yükseliş eğilimine girmişti. Son haftalarda, ülkedeki kurumların açıkladıkları tedbirlere rağmen Çin ekonomisine ilişkin kaygılar dikkat çekerek, uluslararası piyasalarda etkili olmuştu. Çin’in enflasyon oranının Kasım ayındaki durumunu gösterecek rakamın piyasa beklentilerinden farklı gerçekleşmesi halinde, piyasaların risk algısında, Çin’in önemli ticaret ortakları olan Yeni Zelanda ve Avustralya’nın para birimlerinde, altın, bakır ve petrol gibi emtia fiyatlarında, gelişen ve gelişmiş ülke borsalarında değişimler izlenebilir.

“Euro Bölgesi – Almanya Ticaret Dengesi”

Avrupa’nın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olan Almanya’dan, haftanın üçüncü iş gününde açıklanacak ticaret dengesi rakamları, kıta ekonomisi adına da bilgiler verecek diyebiliriz. Ağustos ayında, 19.4 milyar Euro “fazla” veren ülkenin dış ticaret dengesi, piyasa beklentilerinin altında gerçekleşmişti. Ekim ayına ait bilgiler verecek yeni rakamlar, Avrupa Merkez Bankası’nın son açıklamalarının ardından Çarşamba günü kıtanın ortak para birimi üzerinde etkili olabilir.

“Yeni Zelanda – Merkez Bankası Toplantısı”

Haftanın en kritik gelişmeleri arasında Yeni Zelanda Merkez Bankası’nın (RBNZ) bu hafta gerçekleştirilecek olan toplantısının yer aldığı rahatlıkla ifade edebiliriz. Piyasalar, bu yıl içerisinde faizleri 3 kez aşağı çekme kararı alan Banka’nın Başkanı Graeme Wheeler ve ekibinin, oran %3.50 ile iken başladığı yılı %2.75 ile tamamlayıp tamamlamayacağı merak ediliyor. RBNZ’ye ilişkin beklentileri konusunda ise piyasaların ikiye bölündüğünü söyleyebiliriz. Bu yüzden Banka’dan gelecek açıklamalar piyasalarda, özellikle ülkenin para biriminde, sert değişimler yaratma potansiyeli taşıyor.

Graeme Wheeler Eylül ayındaki değerlendirmesinde, “kuraklık” ve “Çin ekonomisinin hız kesmesi” gibi, ülkesinin ekonomisini yakından ilgilendiren konulara atıfta bulunarak, bu iki dinamiğin Yeni Zelanda’yı resesyona itebileceğine dikkat çekmiş, başka faiz indirimlerinin de gelebileceğine ait ipuçları vermişti. Ancak RBNZ, 3 kez üst üste 25 baz puanlık indirimler yaptıktan sonra Ekim ayında faizi %2.75’te bırakma kararı aldı. Yine de geçen süre içerisinde Yeni Zelanda’da işsizliğin %6’ya çıktığı, enflasyon beklentilerinin düşük kalmaya devam ettiği görüldü.

ASB, Westpac ve BNZ gibi bankaların ekonomistleri genelde, RBNZ’nin bu Çarşamba 25 baz puan faiz indirimi yapacağını düşünüyor. Ancak bu görüşü paylaşmayanlarda mevcut… Hatta yapılan anketlerde faizlerin geri çekileceğini düşünenlerin kıl payı ile ağırlıkta olduğu görülüyor ki, bu durum da RBNZ’den gelecek açıklamalar ne olursa olsun, Yeni Zelanda Doları’nın sert değişimler kaydetme olasılığını artırıyor. Banka’nın politika faizini 25 baz puan aşağı çekmesi halinde ülkenin para biriminde, ağırlıklı olarak beklenti bu yönde olsa da, indirimi fiyatlamayanların da bu adıma katılması ile değer kayıpları izlenebilir. Faizlerin sabit tutulması halinde ise ülkenin para birimi sert yükselişler kaydedebilir. Düşük bir ihtimal olarak görülse de, RBNZ’nin 25 baz puandan daha fazla bir indirim yapması halinde ada ülkesinin para birimi sert kayıplar yaşayabilir.

“Avustralya – İstihdam Değişimi”

Geride kalan yılın ortalarından itibaren küresel piyasalardaki emtia fiyatlarının gerilemesinden olumsuz etkilenen Avustralya’nın ekonomisi için, açıklanacak istihdam verileri, ülkenin Merkez Bankası’nın (RBA) para politikası tarafında artacağı adımlar hakkında ipucu alabilme adına yakından izlenecek. İşsizlik oranı ve istihdam değişimi dataları aynı anda açıklanacak. Ekim ayında istihdamdaki değişim, piyasa beklentilerinin üzerinde bir artış kaydedildiğine işaret etmişti. İşsizlik oranı ise, Ocak döneminde gerçekleşen 12 yılın en yüksek seviyesindeki (%6.4) rakamın ve piyasa beklentilerinin altında, %5.9 seviyesinde oluştu. Kasım ayına ait yayımlanacak istihdam değişimi ve işsizlik oranı datalarının genel anlamda olumlu bir tablo çizmesi ülkenin para biriminde yükselişleri destekleyebilecekken, beklentileri karşılayamayacak rakamlar, Avustralya Doları üzerinde baskı oluşturabilir.  

“Türkiye – Cari Denge”

Eylül ayında 95 milyon Dolar’a “fazla” vererek 6 yılın aradan sonra ilk kez negatif rakamlardan kurtulan Türkiye’nin cari dengesi, haftanın dördüncü işlem gününde piyasaların gündemindeki göstergeler arasında yer alacak. İlgili dönemde yıllıklandırılmış bazda 40 milyar 569 milyon Dolar olarak gerçekleşen açık, bir önceki döneme göre geriledi. Ayrıca Ağustos ayı için daha önce 163 milyon Dolar açık olarak hesaplanan rakam, 27 milyon Dolar pozitif tarafa revize edilmiş ve 2004 bu yana ilk kez iki ay üst üste cari fazla verildiğine işaret etmişti. Global petrol fiyatlarının zayıf seyri, açığın daralmasında ve fazla verilmesinde önemli rol oynadı. Ekim dönemi için açıklanacak cari denge rakamlarının ardından Türk Lirası ve borsa üzerinde fiyat değişimleri izlenebileceği için piyasalar ilgili veriyi yakından takip edecek.

“Türkiye – Büyüme Oranı (GDP)”

Gerek ABD Merkez Bankası’nın para politikası ve Çin ekonominin yavaşlaması gibi başlıklar ile küresel gelişmelerin gelişen ülkelerden sermaye çıkışlarına neden olması, gerekse jeopolitik anlamda güvenlik riskleri, son dönemlerde Türkiye ekonomisi için olumsuz faktörler olarak öne çıktı. Bu konjonktür altında piyasalar, ekonominin nasıl bir performans gösterdiğini yakından izleyecekler. 2015’in ikinci üç aylık döneminde büyüme oranı %3.8 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmişti. Bu yılın üçüncü çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre ne oranda büyüme gerçekleştirildiğini gösterecek olan GDP verisi, Türkiye için haftanın önemli makro-ekonomik göstergeleri arasında yer alıyor. Yayımlanacak veri Türk Lirası da dahil olmak üzere yurtiçi finansal araç fiyatları üzerinde değişikliklerin görülmesine neden olabilir.

 “İsviçre – Merkez Bankası Toplantısı”

2014 Aralık ve 2015 Ocak aylarındaki sürpriz beyanatları ile birlikte küresel piyasaları sarsan açıklamalarda bulunan İsviçre Merkez Bankası (SNB), yılın dördüncü “planlanmış” para politikası toplantısı ile bu hafta gündemdeki başlıklar arasında yer alacak.

SNB’nin 11 Aralık 2014’de gerçekleştirilen “planlı” toplantısında para politikasında herhangi bir değişiklik yapmamasının ardından 18 Aralık’ta sürpriz bir toplantı ile faiz oranını düşürmesi, piyasaların dikkatini oldukça fazla çekmişti. %0.25 seviyesinde olan politika faiz oranı (Libor faizi) %-0.25’e çekildi ve Banka negatif faiz uygulamasına geçti. İlgili tarihte Banka aynı zamanda, EUR/CHF paritesi için uyguladığı minimum kur politikasını sürdürdüğünü belirtmişti. Normal şartlarda her üç ayda bir kez toplantı yapan SNB Ocak ayında ise yine sürpriz bir karar ile bir ay içerisindeki üçüncü toplantısını gerçekleştirdi ve küresel piyasalarda deprem etkisi yaratan açıklamalarda bulundu. SNB, uzun zamandır uyguladığı minimum kur politikasını, önceden herhangi bir ipucu vermeden şok bir karar ile kaldırdığını 15 Ocak 2015’te açıkladı. Banka politika faizini %-0.25’den, %-0.75’e getirdiğini açıklasa da, EUR/CHF’daki taban uygulamasının sona erdirilmesi ilgili paritenin sert düşüşler kaydetmesine neden oldu.

SNB’nin son olarak Eylül ayında gerçekleştirdiği toplantısında, para politikasında her hangi bir değişiklik yapmadığını görmüştük. Faizi %-0.75’de (Hedef aralık %-1.25 ile %-0.25 arasında) tutan Banka, gerektiğinde döviz müdahaleleri gerçekleştireceği yönündeki söylemini korumuştu. Ayrıca aşırı değerli Frank’ın ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak için harekete geçmeye hazır olduğunu belirtmişti.

İhracatı yoğun ve satışlarını büyük kısmı Euro Bölgesi’ne olduğu için İsviçreliler EUR/CHF paritesinin düşmesine sıcak bakmıyorlar. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 3 Aralık’taki beyanatında piyasaları tatmin edici açıklamalar yapmaması Euro’nun uluslararası piyasalarda değer kazanmasına neden olurken, SNB Başkanı Thomas Jordan’ın derin bir oh çekmesini sağladı. SNB’nin elinin ECB ile rahatlaması sonrasında piyasalar İsviçre’den bu hafta para politikasının değiştiği yönünde haberler duymayı beklemiyorlar. Banka ayrıca büyüme ve enflsayon tahminlerini de güncelleyecek.

Ekonomisini ve ihracatçılarını desteklemek için kendi para biriminin çok fazla değerli olmasını istemeyen Banka’nın yapacağı faiz beyanatı ve açıklamalar, İsviçre Frankı’nda sert hareketlerin görülmesine neden olabilir.

“İngiltere – Ticaret Dengesi”

Haftanın dördüncü işlem gününde, İngiltere ekonomisine ait bilgiler verecek olan dış ticaret dengesi rakamları, Ekim ayına ilişkin olarak açıklanacak. Eylül ayında mal ticareti 9.4 milyar Sterlin olarak gerçekleşti ve Ağustos ayına göre 1.4 milyar Sterlin daraldı. Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkelerine olan ihracat %2.1 azaldı. İngiltere’nin dış ticaret dataları, ülkenin para birimi ve borsasındaki fiyat değişimlerinde etkili olabileceği için yakından izlenecek.

“İngiltere – Merkez Bankası Toplantısı ve Tutanakları”

Uluslararası basında “Süper Perşembe” olarak tanımlanan 5 Kasım 2015’deki beyanatları sonrasında İngiltere Merkez Bankası (BOE), haftanın dördüncü işlem gününde para politikası kararlarını açıklayacak. Ağustos ayı ile birlikte BOE, toplantı takviminde ve iletişim politikasında bazı değişiklikleri uygulama kararını ilk kez hayata geçirmişti. Böylelikle, Banka’nın Başkanı Mark Carney ve ekibi, yapılan toplantının karar metni ile birlikte tutanaklarını ilk kez aynı anda basına servis etti. 10 Aralık’ta da aynı şekilde olacak.

Piyasalar BOE’nin faiz oranlarında ve parasal genişleme programında henüz bir değişiklik yapmasını beklemiyorlar. Ancak tutanakların da yayımlanacak olması, Banka’nın olası bir faiz artırımına ne kadar yakın olduğuna ait ipuçları verebileceği için önem taşıyor. Banka’nın Başkanı Mark Carney son değerlendirmelerinde, faiz oranının bir süre daha düşük kalmaya edeceğini söylemişti.  BOE’nin 9 üyeli Para Politikası Komitesi’nin (MPC), 2015 yılı boyunca her toplantısında, faiz oranının sabit kalması yönündeki fikir birliği, Ağustos ayında Ian McCafferty’nin 25 baz puanlık artırım talebi ile bozulmuştu. Aralık ayı MPC toplantısı için piyasalar daha çok söz konusu bu oylama dağılımına odaklanacaklar diyebiliriz. McCafferty’nin, yanına bazı üyeleri çekebilmesi, BOE’nin faiz artırımına görece daha yakın olduğu düşüncesini öne çıkararak, ada ülkesinin para biriminde yükselişlerin izlenmesine neden olabilir. Ancak sürpriz bir şekilde McCafferty’nin artırım görüşünden vazgeçmesi, Sterlin’de sert aşağı yönlü hareketlere yol açabilir. Bununla birlikte, tutanakların satır aralarında global ekonomi ve İngiltere’deki gelişmelere ilişkin yapılacak değerlendirmelerin, Sterlin’de etkili olabileceği unutulmamalıdır.

“ABD – İstihdam Talepleri”

Geride kalan hafta 269 bin Amerikalının işsizlik maaşı için başvuruda bulunduğuna işaret eden istihdam talepleri verisi, piyasa beklentileri paralelinde gerçekleşmişti. 5 Aralık ile biten haftada ise kaç Amerikalının işsizlik haklarından yararlanma adına başvuruda bulunmuş olduğu merak ediliyor. Verinin tahminden farklı olarak gerçekleşmesi, ABD’nin para birimi değerinde değişikliklere neden olabileceği için, ilgili gösterge yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.

“Euro Bölgesi – Almanya Enflasyon Oranı (CPI)”

Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisine sahip olan Almanya’nın Kasım ayı tüketici fiyat endeksindeki, haftanın son işlem gününde piyasaların merceği altında yer alacak. Öcü rakamlara göre ilgili dönemde enflasyon oranı aylık bazda %0.1 olarak yayımlandı. Ekim ayında ise %0 ile tüketici fiyatlarında herhangi bir değişiklik görülmemişti. Geride kalan hafta para politikası beyanatı piyasaları sarsan Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) açıklamaları sonrasında Almanya’nın enflasyon dataları Euro tarafında etkili olabilir.

“ABD – Enflasyon Oranı (PPI)”

15 Aralık’ta açıklanacak tüketici fiyat endeksi (TÜFE-CPI) öncesinde, dünyanın en büyük ekonomisinde ait bilgiler verecek üretici fiyat endeksi (ÜFE-PPI) rakamları, piyasaların merceği altındaki önemli göstergeler arasında yer alacak diyebiliriz. Ekim ayında %-0.4 ile gerileyen üretici fiyatlarının yanında, gıda, enerji ve ticaret kalemlerinin hariç tutularak hesaplanması ile üretilen çekirdek PPI aynı dönemde %0.3 düşüşe işaret etmişti. İstihdam verilerinin yanında, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım zamanlamasını öngörebilmek için, enflasyon göstergelerinin de takip edildiği bir dönemde, piyasalarda gözler FED’in yakından izlediği bir diğer faktör olan “tüketici ve üretici fiyat değişimleri” üzerine çevrilebilir. Bu paralelde, CPI datalarından önce gelecek PPI rakamları, FED’in para politikasında atacağı adımlar konusundaki piyasa beklentilerine yön verebilir.

“ABD – Perakende Satışlar”

ABD’deki toplam ekonomik aktivitelerin yaklaşık üçte ikisini oluşturan perakende satışlar, dünyanın en büyük ekonomisindeki ilerlemeyi görebilme adına piyasalar tarafından yakından izlenmektedir. Ekim ayında piyasa beklentilerinin altında kalan perakende ve çekirdek perakende değişim verileri, yine de satışların arttığına ilişkin ipuçları (çekirdek perakende satışlar ilgili dönemde %0.3 geriledi) vermişti. İlgili rakamlar, ABD’nin bazı bölgelerinde Amerikalıların, süpermarket ve mağazalara olan ilgisinin azalıyor olabileceğine işaret etmişti. ABD ekonomisi için önemli olarak değerlendirebileceğimiz ve Kasım ayı için açıklanacak söz konusu perakende ve çekirdek perakende göstergelerinin beklentileri aşması halinde Dolar’da yükselişler destek bulabilecekken, öngörüleri karşılayamayacak datalar ABD’nin para biriminde kayıplara yol açabilir  (30 Kasım Cuma gününün, ABD’de genelde alış-verilerin önemli ölçüde arttığı “Black Friday” olduğunu unutmamak gerekiyor).

“ABD – Öncü Michigan Hassasiyeti”

ABD ekonomisinin yaklaşık %70’i harcamalara dayandığı için tüketicilerin ülke ekonomisinin geleceğine ilişkin düşünceleri büyük önem taşımaktadır. Gelecek aylara ilişkin olumlu beklentiler içerisinde olan tüketiciler daha fazla harcama yapma eğiliminde iken, olumsuz düşüncede olan tüketiciler ise tasarruf eğilimlerini yükseltirler. ABD ekonomisi için ise halkın tüketime yatkın olması ekonomik yapısı itibari ile daha olumlu bir gelişmedir. Michigan Üniversitesi’nin yaklaşık 500 tüketiciye sorduğu sorular sonucu hazırladığı anketin sonuçları, bir endeks haline getirilerek, ABD’de tüketicilerin ekonomiye olan güvenlerinin derecesini görmemizi sağlar. Genellikle ayın son Cuma günü yayımlanan nihai rakam öncesinde, ilgili ayın ortalarında açıklanan öncü gösterge, varlık fiyatlarında nihai rakama göre daha fazla etkili olabilen bir veri olarak değerlendirilebilir. Piyasalarda, Kasım ayında 91.3 seviyesinde gerçekleşen Michigan hassasiyeti verisinin Aralık ayına ait öncü göstergesinin seviyesi merak ediliyor. Rakamın tahminin üzerinde açıklanması halinde Dolar’da yükselişler izlenebilecekken, öngörülenin altındaki rakamlar ABD’nin para biriminde düşüşlere yol açabilir.

“Önemli Ekonomik Takvim Verileri”

Hafta içerisinde dikkat edilmesi gereken ekonomi takvim verileri, 18:30’a kadar bu bölümden paylaşılacaktır.

NOT: Analizler içerisinde söz edilen beklentiler ve ekonomik verilere ilişkin rakamlar, 4 Aralık 2015 tarihinde saat 17:30’da tamamlanan çalışmalar sonucu belirlenmiştir. Beklentiler, analist ve ekonomistlere yapılan yeni anketler, ya da piyasa dinamiklerindeki farklılaşmalar sonucu haftanın ilerleyen günlerinde değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle hafta içerisinde GCM Forex Araştırma Departmanı tarafından hazırlanan günlük analizlerde güncellenebilecek beklenti ve beklenti rakamlarını takip etmeniz önem taşımaktadır.

GCM YATIRIM sizin için hazır! Yatırıma başlamaya hazır mısınız?
Yardıma mı ihtiyacınız var? Müşteri temsilcimize merhaba deyin!